T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/619 KARAR NO : 2025/1969 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/06/2022 NUMARASI: 2016/842 Esas - 2022/660 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/619 KARAR NO : 2025/1969 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/06/2022 NUMARASI: 2016/842 Esas - 2022/660 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekilinin dava dilekçesinde; 30.12.2013 günü saat 20.30 sıralarında, meydana gelen trafik kazasında, davalı sürücü..., yönetimindeki ... plakalı yolcu minibüsü ile Sultangazi istikametinden Otogar yönüne seyir halinde iken Esenler Yeni hal yoluna katılma mevkiinde, ... plakalı aracın arızası nedeniyle dörtlü flaşörlerini yakıp gerekli tüm önlemlerini (reflektör ve diğer önlemler) alarak emniyet şeridinde aracının arkasında beklemekte olan, müvekkillerin eşi ve babaları müteveffa Hüseyin ...'ye son derece hızlı dikkatsizce ve ağır kusurlu olacak şekilde çarpması ile Hüseyin ...'nin feci şekilde iki araç arasında kalıp, ezilerek ölümüne ve minibüsteki yolcu ...'ın ise yaralanmasına neden olduğunu, Bakırköy 26.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/ 109 E.ve 2015/ 306 K.numaralı dosyasına verilen İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 26.12.2014 TARİHLİ raporunda müteveffa Hüseyin ...'nin bir kusurunun bulunmadığı, davalı...' in asli kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, müteveffanın Şaduman ... isimli işyerinde elektrik sigortası pano imalatında son derece iyi bir usta olup en son aldığı 2.500 TL maaş ve ilaveten prim almakta olduğunu ayrıca kazada hasar gören ... plakalı aracıyla çalıştığı iş yerinin işçilerini ve mal taşıma işlerini de yaptığını, bu nedenle müteveffa Hüseyin ...'nin aylık kazancının ortalama 3.500TL civarında olduğunu, ayrıca miras bırakan Hüseyin ...' nin ... Ordu-Fatsa Şubesinden 28.06.2012 tarihinde ... kredi hesap numarası ile 60 ay vadeli 48.000TL ihtiyaç kredisi kullandığını, iş bu ihtiyaç kredisi için ödediği aylık kredi taksiti tutarı 1.235.39 TL olduğunu, gösteriyor ki müvekkillerin murisi Hüseyin ...'nin aylık geliri asgari ücretin çok çok üstünde olduğunu, dolayısıyla destekten yoksunluk tazminatı hesabı yapılırken müvekkillerin murisinin gerçekte aldığı bu gelir üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, onun ölümüyle eşinin ve çocuklarının destekten yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere HMK'nın 107.maddesi uyarınca belirlenecek şimdilik 2.500TL.(1000 TL eş ve 500' er TL çocuklar için ) destekten yoksun kalma tazminatın, işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden; sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme tüm davalılardan alınarak davacılara ödetilmesine; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (ve diğer maddi tazminat hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla) araç maddi zararı olarak 3.000,00 TL, araç değer kaybı 500,00 TL, araç yoksunluğu zararı 500,00 TL. olmak üzere işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigortacı yönünden temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme tüm davalılardan (sigorta şirketinden araç yoksunluğu zararı talebimiz yoktur) alınarak davacılara ödetilmesine; Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla tüm davalılardan (sigorta şirketi için sigorta teminatı ile sınırlı olmak üzere) eş Zehra ... için 150.000,00 TL, çocuklar Emrullah için 50.000,00 TL, Betül için 50.000,00 TL ve ... için 50.000TL olmak üzere, her dört davacı için toplam 300.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faiziyle (sigorta şirketi için temerrüt tarihinden itibaren) birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılardan alınarak davacılara ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı araç davalı sigorta şirketi olan... Sigorta A.Ş nezdinde İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortalı olup söz konusu poliçe gereği davalı sigorta şirketin sorumluluğu da 50.000,00 TL ile sınır olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın sigortalının kusurunu, ispat etmesi gerektiğini, davacının araç hasarı talebinin ödenmiş olup, bu açıdan da davalı sigorta şirketinin herhangi sigorta şirketi tarafından 9.625,00.-TL hasar bedeli 21.07.2014 tarihinde bir sorumluluğunun kalmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; araç sahibi yani işleteni olup, manevi tazminat taleplerine ve maddi tazminat taleplerine ve diğer kalemlere muhatap olmasının mümkün olmadığını, 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesinde sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verildiğini, davalı ...' ın uhdesinde sorumluluktan kurtulma şartlarının gerçekleştiğini, davalı aleyhine sırf araç sahibi olduğu için manevi tazminat taleplerinin yöneltilemeyeceğini, kazaya maktulün kendi kusuruyla trafiğin aktığı ve araçların geldiği yönde bekleme yapmasına sebep olduğu, işleten sıfatı ile davalının hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, maddi tazminat kalemlerini sigorta şirketinden tahsili gerektiğini, davanın adı geçen sigorta şirketine yönetilmesi gerekirken davalıya yöneltilmesine itiraz ettikleri, husumet itirazında bulundukları, sürücü...'in kusur durumunun da kesinleşmediğini, davaya dayanak olan ve halen Yargıtay da bulunan Bakırköy 26 Asliye Ceza Mahkemesi 2014 /109 E sayılı dava dosyasında alınan Adlı Tıp Kurumu raporunun haksız ve hukuka aykırı olduğunu, maddi ve manevi tazminat kalemlerinin davalıdan talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın şartlarının gerçekleşmediğini, davalı sırf aracın sürücüsü olduğu için manevi tazminat taleplerinin yöneltilemeyeceğini, davalının maddi tazminat taleplerine muhatap olmadığını, kazaya, maktülün kendi kusuruyla trafiğin aktığı ve araçların geldiği yönde bekleme yapması, maddi tazminat kalemlerinin sigorta şirketinden tahsilinin gerektiği, davanın adı geçen sigorta şirketine yöneltilmesi gerekirken davalıya yöneltilmesine itiraz edildiğini, maddi olay ile davalı arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalının kaza olayında hiçbir kusurunun olmadığını, davalı sürücü...'in kusurunun kesinleşmediğini, keşif ve kamera incelemesi yapılmadan alınan rapora göre kusur tayini yapılamayacağını, davaya dayanarak olan ve halen Yargıtay' da bulunan Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesi 2014/109 Esas ayılı dosyasında alınan Adli Tıp kurumu raporunun haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacıların, araç ile ilgili olarak açmış oldukları maddi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine ...Davacıların, davalılar aleyhine açtığı destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine ... Davacıların, davalılar aleyhine açtıkları manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, davalılar ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü...'in %100 asli kusurlu olduğunu, mahkemenin manevi tazminat taleplerini kısmen kabul ettiğini ve müvekkiller lehine hükmettiği manevi tazminat miktarları olayın oluşuna, dosya kapsamına davacıların bu acı ve feci olayda çektikleri acı ve üzüntülerden dolayı duydukları manevi zararlarını gidermekten çok uzak olduğunu, destekten yoksunluk tazminatına esas alınan müteveffa Hüseyin ...'nın sosyo-ekonomik durumu yani geliri konusundaki eksik hesaplama yapıldığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda destekten yoksun kalanlar arasında müteveffanın ölü annesi Binnaz ...'ye de pay verilmesinin hatalı olduğunu, davalıların müteveffanın anne ve babasının hayatta olduğuna dair beyanları ve onlar için de hesaplama yapılması yönündeki itirazları yerinde olmadığını, davalı sigorta şirketi davacı olarak davacılara gönderdiği 28.11.2014 tarihli ödemeyi red yazısı ile en geç 28.11.2014 tarihinde temerrüte düştüğünü, mahkemenin davalı sigorta şirketi hakkında temerrüt başlangıç tarihi olarak 01.07.2015 dava tarihini esas alması yanlış olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyadaki kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, kusur yönünden bu durumda İtü Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde rapor alınması gerektiğini, müteveffanın annesi ve babasının kaza tarihinde hayatta olup olmadığı araştırılmadan yapılan hesaplamalar hatalı olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı afaki ve fahiş olup ayrıca poliçede belirtilen toplam 50.000,00 TL'lik teminat limitini aştığını, manevi tazminat miktarının tayininde haksız fiili oluşturan olayın özelliğinin yanında tarafların sıfatı, sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınması zorunlu olduğunu, ... plakalı aracın değer kaybından müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece esas alınan bilirkişi raporunda hiçbir somut veriye dayanmayan varsayımsal tazminat miktarı hesabı yapılmasının kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ... da istinaf talep etmiş ise de; Mahkemece HMK'nın 344. maddesi gereğince istinaftan vazgeçmiş sayılarak istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararın verildiği, bu kararın tebliğine rağmen ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalılar ...'ın istinaf talebi incelemeye alınmamıştır. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat ile araçtaki hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 30/12/2013 tarihinde davalı sürücü...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı yolcu minibüsünün olay mahalline geldiğinde, emniyet şeridine girerek benzini bittiği için emniyet şeridinde duraklayan ve dörtlü flaşörlerini yakan ... plakalı aracın arkasında emniyet şeridi içinde bekleyen Hüseyin ...'ye ve kamyonete çarpması ile meydana gelen trafik kazasında Hüseyin ...'nin vefat ettiği, bu vefat nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat ve ... plakalı aracın hasara uğraması nedeniyle de değer kaybı talep ettiği anlaşılmıştır. Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/109 Esas sayılı dosyasında ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporuna göre; davalı sürücü...'in asli, maktül Hüseyin ...'nin kusursuz olduğunun bildirildiği, mahkemece aldırılan 11/09/2017 tarihli kusur raporuna göre davalı sürücünün %80, davacıların murisi Hüseyin'in %20 oranında kusurlu olduğu, itiraz üzerine ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 27/06/2018 tarihli rapora göre davalı sürücü...'in %100 oranında kusurlu, davacılar murisi Hüseyin'in kusursuz olduğunun tespit edildiği görülmüştür.Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/402 Esas ve 2019/668 Karar sayılı dosyasında sanık olan...'in mahkumiyetine dair verilen kararı Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2020/1555 Esas ve 2021/7808 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olup ceza mahkemesi dosyasında sanık sürücü... asli ve tam kusurlu kabul edilmiştir. Kaza emniyet şeridinde meydana gelmiş olup kazanın oluş şekli dosyada mevcut kaza tespit tutanağına göre düzenlenen İlk derece mahkemesince de alınan kusur raporunda davalı sürücü tam kusurlu kabul edildiğinden ceza mahkemesince kabul edilen kusur ve mahkemece kabul edilen kusur birbirini doğruladığından kusur istinafı yerinde görülmemiştir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, desteğin ölüm tarihindeki gelir durumunun kaza tarihi itibariyle davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi destek tazminatının hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir.Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise SGK kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/910 Esas ve 2019/12325 Karar sayılı ilamı).Somut olayda desteğin bir iş yerinde çalıştığının anlaşıldığı, mahkemece ilgili iş yerine müzekkere yazılarak desteğin kazancı sorulmuş, desteğin elektrik pano montajcısı olarak aylık brüt 1.035,00 TL gelirinin olduğunun bildirilmiştir. Davacılar vekilinin desteğin 3.500,00 TL gelirinin olduğunu somut deliller ile ispat edemediğine göre müteveffanın bordrosundaki geliri üzerinden tazminat belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yine hükme esas alınan 04/03/2022 tarihli aktüerya rapor tarihinde ölü olan müteveffanın anne ve babasına pay verilmemiş olmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı sigorta şirketi ZMMS kapsamında araçta oluşan maddi hasar ve değer kaybından sorumlu olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtayın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda değer kaybı hesaplamasının aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarının nitelik ve niceliği, hasar bölgeleri vs. gibi hususlara göre, kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasında fark üzerinden yapılmış olmasına ve raporunda dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve yeterli olmasına göre değer kaybına ilişkin istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine verilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davacılar ve davalılar vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Dava dilekçesinde ... Sigorta A.Ş. aleyhine hem ZMMS poliçesi nedeniyle destekten yoksun kalma hemde İMMS poliçesi nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepli dava açılmıştır. Kaza tarihinde ZMMS poliçe limiti 250.000 TL, İMMS poliçe limiti ise maddi ve manevi tazminat için toplam 50.000 TL olarak düzenlenmiştir. Sigorta şirketleri poliçe limiti ile sorumlu olup aynı kazada birden fazla zarar gören olması ve zararın poliçe limitini aşması halinde tazminatın garameten paylaştırılması gerekir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 04/03/2022 tarihli aktüerya ek raporunda davacılar için belirlenen destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının ZMMS ve İMMS poliçe limit toplamı olan 300.000 TL'yi dahi aştığı görülmektedir. O halde mahkemece hem ZMMS hem de İMMS bakımından ayrı ayrı olmak üzere tazminatın garameten paylaştırılması için ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre de poliçe limitleri tükendiği halde davalı sigorta şirketi yönünden İMMS poliçesi kapsamında manevi tazminat talebinin limit tükendiğinden reddine karar verilmesi gerekirken, poliçe limitini aşacak şekilde ve denetime elverişli olmayacak şekilde 50.000 TL poliçe limitinin ayrıca manevi tazminat bakımından da paylaştırılması doğru olmamıştır.Davacıların başvuru tarihine göre KTK'nın 99.maddesi gereğince davalı Sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi 28/11/2014 olduğu halde dava tarihinden faiz işletilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/11/2025