3. Hukuk Dairesi 2025/2564 E. , 2025/5967 K. "" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/266 E., 2025/663 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 5. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2024/334 E., 2024/51 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ta…
3. Hukuk Dairesi 2025/2564 E. , 2025/5967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/266 E., 2025/663 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 5. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2024/334 E., 2024/51 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkilinin hamilelik sürecinden doğuma kadar bütün kontrollerinin davalı hastanede çalışan davalı doktor ... tarafından gerçekleştirildiğini, doktor ... 'in alanında ünlü bir doktor olarak bilindiği için, doktorun bu itibarı da gözetilerek, ona güvenilerek kendisi ve çalıştığı hastanenin seçildiğini, müvekkili ... adlı bebeğin doğumunun da ... tarafından, ....Hastanesinde 01.04.2018 tarihinde gerçekleştirildiğini, müvekkiline kendisi ve bebek aşırı kilolu oldukları gerekçesi ile normal doğumun zor olacağı, vücut yapısının buna müsait olmadığının doktor tarafından ifade edildiğini, doğum sancıları nedeni ile gece 01.00'da hastaneye gelindiğinde, normal doğumun çok zor olduğunun ifade edildiğini, bunun üzerine müvekkili annenin sezaryenle doğumu kabul ettiğini, sabah mesaisi biten ebenin tekrar hastaya, doktorun sezaryen için geldiğini ifade ettiğini, doktorun da gelir gelmez hiç bir açıklama yapmadan suni sancı verip hastayı normal doğuma zorladığını, normal doğumda ise terslikler baş gösterdiğini, son ana kadar sezaryen doğum yapılacağı ifade edilen bir kadının normal doğuma alınmasının normal olmayıp hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, doktorun gerekçeli bir şekilde sezaryene karar vermesine rağmen gerekçesiz bir şekilde kadının normal doğuma alınmasının ve normal doğumda yukarıda ifade edilen sıkıntıların yaşanmasının normal doğumun değil sezaryen doğumun yapılması gerektiğinin haklılığını ortaya koyduğunu, çocuğun sağ kolunun sakat bırakılmasına rağmen, sanki çocuğun kolu normalmiş, çocuğun koluna hiç bir şey olmamış gibi, çocuğun kolu ile ilgili, çocuğun kolunda bir problem olduğu ile ilgili hiç bir açıklama yapılmamasının, bu konuda gerekli bilgileri vermekten ve aydınlatma yükümlülüklerinden kaçınılmasının, hatta tedavisi için hemen adım atıp, gerekli tedavilerin yapılmamasının hastanenin/doktorun açık bir şekilde kusurunu/hatasını gösterdiğini, bir bağlama şekli gösterilmesinin bu şekilde bağlarsanız 1 hafta içinde en geç 3 hafta içinde düzelecek denmek sureti ile bu tarz yaklaşımlarla hileli davranışlarla olayın sürüncemede bırakılmak suretiyle sorumluluktan kurtulmak istendiğini, konu ile ilgili gidilen uzman doktorlar tarafından bebeğin için sağ kolunda brakial plexsus tanısı konulduğunu, bebeğin kolunun sakat/felç kalmasının, kolunu/elini kullanamayacak olmasının ağır bir bedensel zarar olduğunu, bu kapsamda sadece kollunu kullanamayan çocuk elem, ıstırap ve üzüntü duymayacak onunla birlikte yaşayan ve onu bir fidan gibi büyütecek, okutacak olan ihtimal bir ömür ona bakma durumunda olan anne ve babanın da bu durumdan çok büyük elem, ıstırap ve üzüntü duyacaklarını ileri sürerek; belirsiz alacak olarak açtığı davada, şimdilik olmak kaydıyla tedavi giderleri olarak şimdilik 100,00 TL'nin, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar olarak şimdilik 600,00 TL'nin, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak şimdilik 100,00 TL'nin, yine "bebeğin kolunun sakat kalmasının vücut dengesinin/iskeletinin bozulmasına sebebiyet vermesi nedeniyle meydana gelecek zararlar" olarak şimdilik 100,00 TL'nin,ayrıca çocuğun sakat kalmasından dolayı, hayatı boyunca, kılık, kıyafet, özel bakım ve eğitim, bakıcı vs. gibi hayatını insan onuruna yakışır bir şekilde idame ettirebilmesi için ekstra yapmak zorunda kalacağı özel harcamalardan/masraflardan kaynaklanacak maddi zararlar olarak şimdilik 100,00 TL 'nin, müvekkili bebek ... için 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin ve tahsiline, anne ve babanın, sakat, engelli bir bebeğe ve çocuğa bakacak olması (doktora götürme, okula götürme, özel olarak ilgilenme, özel zaman ayırma... vs.), zamanının önemli bir kısmını sakat bebeğe ve çocuğa ayırmak zorunda kalacak olması sebebiyle çalışamayacak olmalarından veya daha az çalışacak olmalarından, çalışma fırsatını kaçıracak olmalarından... vs. doğmuş ve doğacak kazanç kayıplarının da tazmin edilmesi kapsamda; anne ... için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve baba ... için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin ve tahsiline, anne ... için şimdilik 50.000,00 TL manevi tazminatın ve baba ... için şimdilik 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin ve tahsiline, yine anne ... için, doktorun gerekçeli bir şekilde sezaryene karar vermesine rağmen gerekçesiz bir şekilde kadının normal doğuma alınması ve normal doğumda yukarıda ifade edilen birçok sıkıntıların yaşanması, kadının ölümle burun buruna gelmesi nedeni ile yaşamış olduğu elem ve üzüntüden dolayı 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin ve tahsiline, tüm taleplerine T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında, temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacı ... 'ın ilk gebeliği aşamasında davalı hastaneyi ve davalı Dr. ...'i özellikle tercih ettiğini, davacının ....'de ikamet ettiği halde Bursa'dan ....'ya Dr. ...'e geldiğini, davacı ...'ın, doğum öncesi takiplerinde normal doğum ile doğurmak istediğini beyan ettiğini, doğum öncesi takip süreçlerinde annede ve bebekte herhangi bir sağlık sorununun görülmemesi üzerine hastanın da isteği ile normal doğum takviminin takip edildiğini, davacının 40 haftalık gebe iken sancılarının başladığını ve sularının geldiğini bildirerek hastaneye başvurduğunu, yapılan vajinal muayenede normal doğum sürecinin başladığı, pelvis-vagen yapısının normal doğuma uygun olduğu hususlarının tespit edildiğini, hastanın derhal NST'ye bağlandığını, bebeğin kalp atışlarının da normal olduğunun görüldüğünü, USG ile yapılan kontrolde bebeğin baş gelişli, normal doğuma uygun olduğunun anlaşıldığını, hem de hasta ve eşine "normal doğum aydınlatılmış onam formu" örneğinin verildiğini, onam formunu hem hastanın hem de hastanın eşinin el yazılarıyla "okudum, anladım" yazarak imzaladıklarını, normal doğum safhasında (bebeğin doğum kanalında sıkışması) geliştiğini, bebeği kurtarabilmek için acil epizyotomi açılmış (vajen duvarına kesi) ve bebeğin normal doğum manevralarıyla çıkartıldığını, zorlu doğum sürecinde doğum kanalında sıkışan bebekte solunum sıkıntısının da geliştiği tespit edilerek derhal davalı hastanenin yeni doğan yoğun bakım servisine teslim edildiğini, hastanın normal doğum istediği ve normal doğumun başlaması beklendiği için hastanın 40. haftasında gece yarısı sancı ve suları boşalarak hastaneye geldiğini, eğer ki bu hastaya -davacının iddia ettiği gibi- sezaryen planlansa idi 38-39. gebelik haftalarında planlı şekilde sezaryen yapılıp doktorun da gecenin 3'ünde evinden kalkıp koşa koşa doğuma gelmeyerek randevusunu rahat rahat ayarlamış olacağını, doktor ... 'in anneyi de bebeği de zorlu bir doğumdan sağ salim çıkardığını, bebeğin genel durumunun iyi olmadığını görerek hemen yenidoğan ekibine haber verdiğini, kadın doğum doktoruna karşı açılan bu davada, doğumdan sonraki süreçlerden bile kadın doğum uzmanı doktorun sorumlu tutmanın mantığa uygun olmadığını, ilaveten, bebeğin yenidoğan yoğun bakım tedavilerinin de eksiksiz yapıldığını, taburculuk aşamasında aileye bebeğin kolunda meydana gelen hasar ile ilgili de detaylı bilgi verildiğini, doktor ... 'in meslekte 30 yılını doldurmuş, meslek hayatı boyunca binlerce doğum yaptırmış başarılı bir doktor olduğunu, yasal ve bilimsel temeller ışığında davalı müvekkillerinin davaya konu talepler yönünden mesuliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli kararıyla; ikisi kadın doğum, biri çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle, davacı ...'da ortaya çıkan .... zedelenmesi ile doğum eylemi arasında illiyet bulunmadığı, söz konusu hasarının tıp bilimi içinde öngörülebilen komplikasyonlardan birisi olduğu, somut olayda ise doğum sürecinde davalı hekimin bebek ...'da ortaya çıkan ... zedelenmesini öngörebilmesini ve önleyebilmesini olanaklı kılacak bilgi ve bulgunun olmadığı, bu sebeple davalıların kusurunun bulunmadığı yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği, bilirkişi heyetinin konusunda uzman bilirkişilerden oluşup, tanzim ettikleri raporun hüküm vermeye elverişli nitelikte olduğu, bununla birlikte dosya kapsamındaki 01.04.2018 tarihli normal doğum bilgilendirme ve onam formu ile davacı anne ... ile davacı ...'ın doğum yöntemi ve .... hasarı hakkında etraflıca bilgilendirildiği, bu sebeple bilgilendirilmiş rızalarının da mevcut olduğu, açıklanan tüm bu sebeplerden dolayı davalıların oluşan.... hasarı sebebi ile kusurlu olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli kararıyla; somut olayda mahkemece kadın doğum ve çocuk hastalıkları uzmanı doktorlardan oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda, sezaryen doğumu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, brakial pleksus hasarının tıp bilimi içinde öngörülebilen komplikasyorlardan biri olduğu, doğum sürecinde davalı doktorun ortaya çıkan brakial pleksus zedelenmesini öngörebilmesini ve önleyebilmesini olanaklı kılacak bilgi ve bulgu bulunmadığı, doktorun tıbbi mesleki hatasının bulunmadığı tespit edilmiş olmakla birlikte, rapor gerek davacı itirazlarının tamamını karşılayacak nitelikte olmaması gerekse özellikle davacı tarafın doğum sonrası sürece ilişkin ihmal iddiasının hiç değerlendirilmemiş olması, davalı hastanenin sorumluluğu, organizasyon hatası olup olmadığının da değerlendirilmemesi nedeniyle yeterli görülmediği, bu durumda mahkemece, üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak konusunda uzman, akademik kariyere sahip 1 çocuk ortopedi uzmanı, 1 kadın-doğum uzmanı, 1 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı, 1 nöroloji uzmanından oluşturulacak bilirkişi kurulundan, tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak davalıların kusurlarının bulunup bulunmadığı yönünde hazırlanacak, ayrıca durumun komplikasyon olarak kabulü halinde davacıların bu hususta yeterince aydınlatılıp aydınlatılmadıkları hususunun tespitini de içeren bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, açıklanan hususlar dikkate alınarak bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma kararı doğrultusunda, üniversite öğretim üyelerinden oluşturulan konusunda uzman, akademik kariyere sahip 1 çocuk ortopedi uzmanı, 1 kadın-doğum uzmanı, 1 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı, 1 nöroloji uzmanından oluşturulan bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek alınan 07.08.2024 tarihli raporu çerçevesinde, ...'ın doğum sürecinde uzamış eylem saptanmadığı, doğum süresinin normal olduğu, bebeğin ağırlığının 4500 gramın altında olması nedeniyle normal doğuma engel olmadığı, doğum travay takibinin yapılmış olduğu, gelişen durumun komplikasyon olduğu, davalıların kusurlarının bulunmadığı,.... Hastanesi Normal Doğum Bilgilendirme ve Onam Formunun tetkikinde; “Bebek İle İlgili Riskler: Brakiyal pleksus hasarı ya da klavikula kırıkları ile sonuçlanabilir. Klavikula (könnücük kemiği kırılması 1 hafta 10 gün içinde kendiliğinden düzelecektir. Kırıklar Kol ve bacak kemiği kırıkları oluşabilir. Brakiyal pleksus hasarı Omuzda düşüklük ve kolda hareket kısıtlılığıyla seyreden felçtir. Genellikle omuz takılması sonrasında ortaya çıkabilir. Tüm omuz takılması olgularının % 2 ila 15 inde görülür. Erken dönemde başlayan fizik tedavi uygulamaları ile kısmen düzelebilir.” bilgilerinin kayıtlı olduğu, davacıların aydınlatılmış olduğu, 01.04.2018 yatış tarihli, 04.04.2018 çıkış tarihli ....Hastanesinin .... Formunun tetkikinde; “Uzm. Dr .....: aile bebeklerinin hastalığı hakkında bilgilendirildi” kayıtlı olduğu, ailenin bilgilendirilerek bebeğin hemen tedavi ve takibe alındığı, doğum sonrası sürecinde ihmal ve organizasyon hatasının olmadığının anlaşıldığı, 01.04.2018 tarihli normal doğum bilgilendirme ve onam formu ile davacı anne ... ile davacı ...'ın doğum yöntemi ve Brakial Pleksus hasarı hakkında etraflıca bilgilendirildiği, bu sebeple bilgilendirilmiş rızalarının da mevcut olduğunun görüldüğü, açıklanan sebeplerle, davalıların kusurlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun istinaf ilamında aranan nitelikleri taşımadığını, doğumu gerçekleştiren doktor epikriz formuna komplikasyon olmadığını yazmışken bilirkişiler tarafından vakanın komplikasyon olarak nitelendirildiğini, onam formunun bir çok gerekçe ile geçersiz olduğunu, hastane tarafından önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve hastanın sadece imza ile yetindiği ama içeriğine müdahale edemediği bu tip rıza beyanının genel işlem koşulları kapsamında, özellikle kapsam, yorum, içerik denetimleri ile şaşırtıcı genel işlem koşulları denetimlerine aykırılığı nedeni ile ve de haksız şart nedeni ile geçersiz olduğunu, hastayı aydınlatmak, hekimin bizzat kendisi tarafından yerine getirilmesi gereken kişisel edim yükümlülüğü olup bu ödev yerine getirilmeden alınan onamın ise somut olayda olduğu gibi geçersiz sayılacağını, taleplerinin önceden tek taraflı olarak hazırlanmış olan ve sadece hastanın imzasına sunulan ama hastanın bir kelimesini bile değiştiremediği bir rıza beyanının geçerli olup olmadığı noktasında Borçlar Hukukundan uzman bir akademisyen bilirkişisini görevlendirmesi olduğunu, bilirkişi raporunda dava dilekçesindeki açıklamalarının dikkate alınmadığını, somut olayda sezeryan doğuma karar verilen bir kadının hiçbir gerekçe gösterilmeden normal doğuma zorlandığını, sezaryen doğum yapılması doktor tarafından gerekçeli bir şekilde tespit edilen kadının, daha sonra hiç bir gerekçe gösterilmeden, konu ile ilgili aydınlatma yükümlülüğü kapsamında aydınlatılmadan, teskin edilmeden, endişe, şüphe ve korkuları izale edilmeden ve sezaryen doğum için gösterilen gerekçeler dahi çürütülmeden normal doğuma zorlanması, hastane ve doktorun kusurunu/hatasını açıkça gösterdiğini, davalı hastanenin kusursuz sorumluluğuna değinmiş olmalarına rağmen gerekçeli kararda bu konuya hiç bir şekilde değinilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda, müvekkillerin beyanları ve tanık beyanları da hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, bu sebeple dava konusu vaka tam anlamıyla somut olarak ele alınmadığını, aynı hastanede aynı doktor tarafından bir kaç yıl içerisinde doğum esnasında ve sonrasındaki kusurlu hareketlerle müvekkil dâhil dört bebeğin kolunun hatta içlerinden üçünün aynı kolunun sakat/felç bırakılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, onam formunun bir çok gerekçe ile geçersiz olduğunu, varsayıma ve istatistiklere dayalı rapor oluşturulduğunu, son birkaç yıl içerisinde davalı doktorun 4 bebeği bu şekilde doğurttuğunu bunun normal olmadığını, hastanenin sorumluluğu, hem ifa yardımcısının sorumluluğu hem de adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında kusursuz bir sorumluluk olduğunu, dolayısıyla somut olayda doktorun veya hastanenin kusurlu olup olmaması meydana gelen zararda hastanenin sorumlu tutulması meselesinde hiç bir öneme sahip olmadığını, tanık anlatımlarını raporda hiç değinilmediğini, delil olarak dayandıkları tanık beyanlarının da huzurdaki davaya ışık tutacağını, doğum öyküsü dinlendiğinde doğumda davacı kadının bayılması, yumruklanmasının doğumun sezaryen yöntemi ile yapılması gerektiğinin haklılığını ortaya koyduğunu, her şeyden önce bir taraftan hastanenin telefon açarak gelip çocuğunuzu alın demesi üzerine müvekkillerinin hemen hastaneye gitmesi ama diğer taraftan hastaneye gelindikten sonra çocuğun ciğerinde kanama var gerekçesi ile çocuğun 2 gün daha hastanede yatırılacağının söylenmesi, doktorun alın götürün o zaman diyerek müvekkilleri tersleyecek kadar ileri gitmesi, hastanenin ne kadar, özenli, titiz, hasta haklarına saygılı ve organizeli çalışma ilkelerine aykırı çalıştığını ortaya koyduğunu, çocuğun sağ kolunun sakat bırakılmasına rağmen, sanki çocuğun kolu normalmiş, çocuğun koluna hiç bir şey olmamış gibi, çocuğun kolu ile ilgili, çocuğun kolunda bir problem olduğu ile ilgili hiç bir açıklama yapılmaması, bu konuda gerekli bilgileri vermekten ve aydınlatma yükümlülüklerinden kaçınılması, hatta tedavisi için hemen adım atıp, gerekli tedavilerin yapılmaması hastanenin/doktorun açık bir şekilde kusurunu/hatasını gösterdiğini, hastane ve doktorun hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, doğum sırasında ve sonrasında yapılan ihmaller nedeniyle müvekkillerinin çocukları için çare aradıklarını, başvurdukları tüm doktorların çocuğa konan brakial palsi tanısının doktor hatasından kaynaklandığını söylediklerini, doktor ve hastanenin oluşan zarardan sorumlu olduklarını, olayda kusurlu hareketler nedeniyle bebeğin kolu sakat kaldığı için sözleşmeye aykırılıktan dolayı vücut bütünlüğünün ihlalinin söz konusu olduğunu, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yolu ile sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanacağını, olay nedeniyle meydana gelen tek zararın da maddi zarar olmadığını, manevi zarar da meydana geldiğini, bebek büyüdüğünde kolundaki durumun onu hayatı boyu problemler yaşatacağını, kendi ihtiyaçlarını göremeyeceğini, başkasının yardımına ihtiyaç duyacağını, ruhsal olarak etkileyeceğini, küçüğün anne ve babası ... ve ...’nin de bu durumdan çok etkilendiklerini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hekim hatasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir. 2. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, ...'ın doğum sürecinde uzamış eylem saptanmadığı, doğum süresinin normal olduğu, bebeğin ağırlığının 4500 gramın altında olması nedeniyle normal doğuma engel olmadığı, doğum travay takibinin yapılmış olduğu, gelişen durumun komplikasyon olduğu, davalıların kusurlarının bulunmadığı belirtilmiş ise de söz konusu raporda yer alan incelemeler özellikle komplikasyonun iyi yönetilmediği yönündeki davacının itirazlarını karşılar nitelikte olmayıp hüküm kurmaya elverişli değildir. 3. O halde Mahkemece Adli Tıp Kurumundan, somut olaya uygun şekilde tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını ve komplikasyonun iyi yönetilip yönetilmediğini irdeleyen, davacıların tüm itirazlarını karşılar nitelikte, taraf, Mahkeme ve Yargıtay kontrol ve denetimine açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.