Başvuru, bir hukuk muhakemesinde davalı sıfatı bulunan başvurucunun mahkemeye sunduğu dilekçede davanın karşı tarafına yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir hukuk muhakemesinde davalı sıfatı bulunan başvurucunun mahkemeye sunduğu dilekçede davanın karşı tarafına yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1975 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvurucu, tarafı olduğu icra ve dava dosyalarında kendisini temsil etmek üzere avukatlık yapan Ç.A. ve Ü.A.yı (müştekiler) 30/4/2015 tarihli vekâlet ile vekil tayin etmiş ve taraflar arasında avukatlık ücret sözleşmesi imzalanmıştır. Başvurucunun 5/11/2015 tarihli azilname ile vekâlet ilişkisini sonlandırması üzerine müştekiler 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrası ile avukatlık ücret sözleşmesine dayanarak başvurucu hakkında icra takibi başlatmış, başvurucunun icra takibine itiraz etmesi üzerine de İstanbul Tüketici Mahkemesi nezdinde itirazın iptali istemiyle dava açmıştır. İstanbul Tüketici Mahkemesinin E.2016/67 sayılı dosyasında görülen davada başvurucu, Mahkemeye davalı sıfatıyla 7/3/2016 tarihli bir cevap dilekçesi sunmuştur. Cevap dilekçesinde yer alan ''...hali hazırda sunmadığı hizmetlerin karşılığını tarafımı kendisinin azletmeye yönelterek kolay yoldan kazanmanın derdine düşmüş davacı taraf, bir avukatlık hizmeti sunmaktan çok adeta bir dolandırıcılık faaliyeti yürütmektedir...'' şeklindeki ifadeler nedeniyle müştekiler, başvurucunun hakaret suçundan cezalandırılması istemiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyette bulunmuştur. Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen 19/7/2017 tarihli iddianame ile başvurucunun hakaret suçundan cezalandırılması talep edilmiştir. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular ve değerlendirmeler şöyledir:"Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan müştekiler ve şüpheli arasında İstanbul Tüketici Mahkemesinin 2016/67 esas sayılı dosyasında vekalet ücretinden kaynaklanan dava olduğu, şüphelinin davaya sunmuş olduğu 07/03/2016 tarihli cevap dilekçesinde müştekileri kast ederek 'kolay yoldan para kazanmanın derdine düşmüş davacı taraf bir avukatlık hizmeti sunmaktan çok adeta dolandırcılık faaliyeti yürütmektedir' demek suretiyle müştekilerin şeref ve saygınlıklarını rencide edebilecek şekilde hakaret ettiği, tüm soruşturma evrakı kapsamı ile anlaşılmıştır" İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yapılan yargılama sırasında başvurucu; müştekileri davalarını takip etmek üzere vekil olarak tayin ettiğini ancak müştekilerin vekâlet ilişkisine konu takip ve davalarla yeteri kadar ilgilenmemeleri nedeniyle zarara uğradığını, dosyalarını incelemek istediğinde müştekilerin ancak azilname gönderilmesi durumunda bunun mümkün olabileceğini söylediklerini, bunun üzerine müştekileri azletmek zorunda kaldığını, azil üzerine de icraya verildiğini, bu anlaşmazlık nedeniyle görülen hukuk davasında başka bir avukat tarafından yazılan cevap dilekçesini okumadan Mahkemeye sunduğunu, cevap dilekçesinde yer alan ifadelerin savunma sınırları içinde kaldığını belirtmiştir. Buna karşılık Mahkeme, hakaret suçunun kamu görevlisi olan müştekilere karşı görevlerinden dolayı işlendiğini belirterek başvurucunun 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şu şekildedir: "Dosya kapsamına göre; katılanların Avukat oldukları, sanık ile aralarında vekalet ilişkisi bulunduğu ve sanığın katılanları azlettiği, katılanların vekalet ücretine ilişkin icra takibinde bulundukları, sanığın itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu ve katılanlar tarafından İstanbul Tüketici Mahkemesine itirazın iptali davası açıldığı ve 2016/67 Esasında yargılamanın yapıldığı, sanığın davalı sıfatıyla İstanbul Tüketici Mahkemesine vermiş olduğu 2016 tarihli dilekçesinde katılanlara yönelik '..hali hazırda sunmadığı hizmetlerin karşılığını tarafımı kendisinin azletmeye yönelterek kolay yoldan kazanmanın derdine düşmüş davacı taraf, bir avukatlık hizmeti sunmaktan çok adeta bir dolandırıcılık faaliyeti yürütmektedir...' şeklinde yaptıkları görevlerinden kaynaklıhakarette bulunduğu, sanığın eyleminin TCK nun 125/1, 125/3-a,125/4, 43/1- maddelerinde düzenlenen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturduğu [anlaşılmıştır.]" Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile reddedilmiştir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır...... (3) Hakaret suçunun;a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,...İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır...." 5237 sayılı Kanun'un "İddia ve savunma dokunulmazlığı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir."