Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3165 E. , 2024/820 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/3165 Karar No : 2024/820 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2-... 3- ... 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... İşletmesi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALILAR : 1- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Valiliği / ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kar…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3165 E. , 2024/820 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/3165 Karar No : 2024/820 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2-... 3- ... 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... İşletmesi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALILAR : 1- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Valiliği / ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar ve davalı ... İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıların murisi ... ve ...'nın 02/07/2007 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle vefat ettiklerinden bahisle, anne ve eş ... için 50.000,00 TL maddi, 110.000,00 TL manevi; çocuklar ve kardeşler ... için 35.000,00 TL maddi, 65.000,00 TL manevi; ... için 35.000,00 TL maddi, 65.000,00 TL manevi; ... için 35.000,00 TL maddi, 65.000,00 TL manevi; ... için 35.000,00 TL maddi, 65.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren her değişikliği içerecek şekilde reeskont faizi yürütülerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince Danıştay Onuncu Dairesinin 06/07/2015 tarih ve E:2011/10197, K:2015/3546 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; olayda, tarafların kusur oranının belirlenmesi amacıyla yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan 04/02/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, “bariyer panosunu tahrip eden 3. kişilerin %37,5, traktör sürücüsünün % 37,5, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün %25 oranında kusurlu oldukları, makinistler, ... Valiliği, ... Belediye Başkanlığı ve ...Genel Müdürlüğü'ne kusur yüklenmesine yeterli bilgi ve belge olmadığı" yönünde tespitlere yer verildiği, uyuşmazlık konusu olayda; davacıların yakını ve traktör sürücüsü olduğu belirtilen ...'nın gerek Karayolları Trafik Kanunu gerekse Karayolları Trafik Yönetmeliği ile araç sürücülerine yüklenen dikkat ve özeni göstermeyerek, hemzemin geçide tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde girdiği, hız kuralları dahilinde seyreden tren ile çarpışması sonucu araç sürücüsü olarak kendisi ile babası ...'nın ölümüne sebep olduğu, davalı idarenin ise, anılan yerde daha önce de çeşitli zamanlarda kazalar olmasına rağmen gereken tedbirleri almadığı, geçidin sürekli arızalandığı, uyarı levhasının uzaktan farkedilecek büyüklükte ve kurallara uygun olarak yerleştirilmediği anlaşıldığından olayın meydana gelmesinde davacılar yakını müteveffa...'nın yanında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, kusur yönünden alınan bilirkişi raporunun karara esas alındığı, 31/03/2021 tarihli ara kararı ile maddi tazminatın tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 26/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle, ...'nın ölümü ile ...'nın 10.637,58 TL destekten yoksun kaldığı; ...'nın ölümü ile ...'nın 6.596,60 TL; ...'nın 117.569,74 TL; ...'nın 7.636,41 TL destekten yoksun kaldığının anlaşılması karşısında, ... için 17.234,18 TL, ... için 117.569,74 TL, ... için de 7.636,41 TL maddi tazminata hükmedilmesi, diğer davacılar ...ve ... yönünden ise olay tarihi itibariyle olay tarihi itibarıyla 18 yaşını doldurdukları ve babalarının desteğinden çıktıkları için tazminat hesabı yapılmaması gerektiği, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu olan ölüm olayı ile ilgili olarak, (davalı ... İşletmesi Genel Müdürlüğünün kusur oranına göre)... ve ...'nın ölümü ile ...'nın 4.308,55 TL; ...'nın 29.392,44 TL; ...'nın 1.909,10 TL destekten yoksun kaldığının anlaşılması karşısında, ... için 4.308,55 TL'nin (mirasçıları arasında hisseleri oranında paylaştırılmak üzere) idareye başvuru tarihi olan 16/03/2009 tarihinden itibaren başlayacak yasal faiziyle, ... için miktar artırım dilekçesi öncesi istenen 29.392,44 TL'nin idareye başvuru tarihi olan 16/03/2009 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle, ... için de 1.909,10 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 16/03/2009 tarihinden itibaren başlayacak yasal faiziyle davalı TCDD tarafından davacılara ödenmesi, fazlaya ilişkin istemin reddi gerektiği, diğer davacılar... ve ... yönünden ise olay tarihi itibarıyla 18 yaşını doldurdukları ve babalarının desteğinden çıktıkları için maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, davacıların manevi tazminat istemine gelince; olayın yukarıda özetlenen gelişimi dikkate alınarak, davacıların yakını ... ve ...'yı kaybetmeleri nedeniyle takdiren davacı müteveffa ... için 20.000,00 TL (mirasçıları arasında hisseleri oranında paylaştırılmak üzere), ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminata da hakkaniyet gereği hükmedilmesi gerektiği, öte yandan ... Valiliği, ... Belediye Başkanlığı ve... Genel Müdürlüğü'ne kusur yüklenmesine yeterli bilgi ve belge olmadığı için iş bu idareler yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden ... Genel Müdürlüğü tarafından; kazadan önce bütün önlemlerin alındığı, 3. kişiler tarafından bariyer ve levhalara zarar verildiği, müteveffanın gerekli önlemleri almadığı ileri sürülmektedir. Davacılar tarafından; 13 yıldır devam eden dava nedeniyle mağdur edildikleri, hükmedilen manevi tazminatın az olduğu, hafriyat dökülmesi nedeniyle trenlerin görüşünün kapatıldığı, traktör sürücüsü baba olmasına rağmen oğlunun sürücü olduğunun kabul edildiği, maddi tazminat hesaplamasında bu durumun önemli olduğu, annenin ölen oğlundan destek görme oranı %30-35 olması gerekirken % 15 kabul edilerek hesap yapıldığı, faizin olay tarihinden itibaren verilmesi gerektiği, uyarıcı levhaları yapan şirketin de sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı idarelerden ...Belediye Başkanlığı ve ... Valiliği tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup...Genel Müdürlüğü, ... Genel Müdürlüğü ve davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; 02/07/2007 tarihinde, Amasya ili, Suluova ilçesi, ... mahallesi, ... caddesi, 101+981. km'de yer alan hemzemin geçit üzerinde ... sayılı yolcu treni ile davacıların yakını ...'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktörün çarpışması sonucu, ... ile ...'nın hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Kamu tüzel kişiliğini haiz olsun olmasın soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki kusurun dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal gibi sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, idare hukukuna has, müstakil, olaylara göre değişebilen anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: I- İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: Dava dosyasının incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince kusur oranlarının tespiti yönünden yeniden bilirkişi raporu alınması yolunda verilen bozma kararına uyan İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan 04/02/2019 tarihli raporda, traktör sürücüsünün, demir yoluna girmeden önce gerekli kontrolleri yapmadığı, yaklaşan tren olup olmadığını denetlemediği, mevcut trafik işaretlerine dikkat etmediği, kendisini ve araçta bulunan diğer maktulün can ve mal güvenliğini tehlikeye atan bu tedbirsiz ve dikkatsiz davranışı nedeniyle % 37,5 oranında; TCDD yönünden, bariyerin arızalı olması sebebiyle açık vaziyette bulunmasının sürücüyü yanılttığı, bariyerin arızalı olduğu yönündeki işaret levhasının dikkat çekecek büyüklükte olmadığı, kazaya konu hemzemin geçidin bakım, onarım ve işletme sorumluluğunun TCDDye ait olması nedeniyle % 25 oranında; 3. şahıslar yönünden de bariyer panosunun tahrip edilmesi nedeniyle % 37,5 oranında kusurlu oldukları; diğer davalılar ... Genel Müdürlüğü, ... Belediye Başkanlığı ve ...Valiliğinin kusurlarının bulunmadığı yolunda görüş belirtildiği anlaşılmaktadır. Olayın niteliği itibarıyla gerek Karayolları Trafik Kanunu gerekse Karayolları Trafik Yönetmeliği ile araç sürücülerine yüklenen dikkat ve özeni göstermeyerek, hemzemin geçide tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde giren müteveffanın ve kazaya konu hemzemin geçidin bakımı, onarımı ve işletilmesi sorumluluğu bulunan TCDD'nin olayda müterafik kusurunun bulunduğu izahtan varestedir. Ancak her ne kadar İdare Mahkemesince yukarıda bahsi geçen kusur raporu dikkate alınarak davalı idarelerden TCDD'nin sadece % 25 oranındaki kusuru üzerinden hüküm kurulmuş ve bariyer panosunun tahrip edilmesinden 3. kişilerin sorumlu olması nedeniyle % 37,5 oranındaki kusur yönünden hesaplama yapılmamış ise de; olayın niteliği itibarıyla zarar gören bariyer panosunun onarımından da hemzemin geçidin bakım, onarım ve işletilmesinden sorumlu olan davalı TCDD'nin sorumlu olduğu dolayısıyla 3. kişilere atfedilen % 37,5 oranındaki kusurdan da hizmet kusuru sebebiyle TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünün sorumlu olması gerektiği açıktır. Bu durumda, davalı idarelerden TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak yeniden maddi tazminatın bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğinden Mahkeme kararında maddi tazminat yönünden hukuki isabet görülmemiştir. II- İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacılar yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalılar yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Temyize konu Mahkeme kararıyla, davacıların olay nedeniyle çektiği acı ve ıstıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, olay tarihi, paranın alım gücü göz önünde bulundurarak manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş ise de; dava konusu olayın davacılar üzerinde yarattığı etki ve yaşadıkları sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; Mahkemece davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Bu durumda, Mahkemece, manevi tazminatın, amaç ve niteliği dikkate alınarak davacılar yönünden hükmedilen manevi tazminat yetersiz olduğundan yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.