T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/535 - 2026/516 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/535 KARAR NO : 2026/516 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2025 NUMARASI : 2025/609 Esas 2025/816 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09/04/2026 Mahalli mahkemesince verilen kar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/535 - 2026/516 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/535 KARAR NO : 2026/516 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2025 NUMARASI : 2025/609 Esas 2025/816 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09/04/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait ... plaka sayılı aracın davacıya trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, 11/10/2020 tarihinde karıştığı ve ... plakalı araçta hasar ve değer kaybı oluşması ile sonuçlanan olayda meydana gelen zararlar için davacı tarafından ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, sigortalı araç sürücüsünün önünde normal hızla seyreden taksiyi takip mesafesine riayet etmeksizin hızını azaltmadan solladığı esnada kazanın meydana geldiğini, olay yeri görgü tespit tutanağında, ... sürücüsünün ticari taksiye kasıtlı olarak çarptığı ve olay yerini terk ettiği saptamasının yer aldığını, ZMMS Genel Şartları B.4. maddesi uyarınca olay yeri terk ve kasten çarpmanın rücu sebebi sayıldığını, bu olay nedeniyle karşı araçta meydana gelen maddi hasar nedeniyle Ankara 5. Genel İcra Dairesinin 2025/17035 sayılı takip dosyası kapsamında ödeme yapıldığını ileri sürerek, ZMMS poliçesi kapsamında ödenen tutarların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 40.423,37 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, araç sürücüsünün kusuru olmadığını, rücu koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı kuruma ait ... plaka sayılı araç için kasko sigorta poliçesi düzenleyen davacı şirketin aynı sigorta poliçesi içerisinde ihtiyari mali mesuliyet koruması da sağladığı, davalıya sigortalı araç ile dava dışı ... plaka sayılı araçların neden oldukları kaza sonucu 3.kişiye ait olan araçta oluşan hasar için davacı tarafından 40.423,37 TL ödeme yapıldığı, kasko sigorta genel şartlarının A.5.10 maddesi uyarınca "Zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 maddeleri ihlalleri nedeniyle sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması" teminat dışı hal olup, 3.kişi için yaptıkları ödemelerin bu nedenle davalı sigortalıdan geri alınması amacıyla eldeki davanın açıldığı, rücu koşullarının kasko sigortası genel şartlarına göre sigortalının olay yerini terk etmesi şartına bağlı olarak talep edildiği, ancak kaza sonrası olay yerine gelen polislerce tutulan tutanakta davalı sigortalı şoförün de imzasının bulunduğu, sürücünün olay yerini terk ettiğine dair dosya kapsamında bir delilin bulunmadığı, olaya ilişkin yürütülen savcılık soruşturmasında da sürücünün olay yerini terk ettiğine dair bir beyan, belge, bilgi de olmadığı anlaşılmakla, bu durumda kara araçları kasko sigorta genel şartları uyarınca, davacı sigortacının davalı sigortalıya rücu etme koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın reddine, karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi tarafından davanın esası hakkında herhangi bir inceleme yapılmaksızın ön inceleme duruşmasında talebin reddine karar verildiğini, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere davalı idarenin sürücüsünün dava dışı üçüncü kişiye kasıtlı olarak çarparak olay yerini terk ettiğini, kamera izleme ve fotoğraflandırma tutanağı ile görgü tespit tutanağında ... sürücüsünün ticari taksiye kasıtlı olarak çarptığı ve olay yerini terk ettiği hususlarının belirlendiğini, bu durumun rücu hakkının doğmasına neden olan teminat dışı hallerden olduğunu, ilk derece mahkemesinin kazanın kasten gerçekleştiğine yönelik beyanları hiç dikkate almadan, olay yeri terke ilişkin iddiayı ise eksik inceleyerek karar verdiğini, mahkemece dosya kapsamındaki kanıt ve belgeler bir bütün olarak değerlendirilmeksizin polislerce tutulan tutanakta sürücünün imzası olduğu gerekçesi ile haklı davanın reddedildiğini ileri sürerek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, davacı sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince kendi sigortalısından (akidinden) rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair miktar itibariyle kesin olarak verilen karara karşı, davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, 23/02/2026 tarihli ek karar ile “ mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK’nın 341/2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu” gerekçesi ile davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, söz konusu kararın davacı vekiline tebliği üzerine yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” düzenlemesine yer verilmiş olup, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak "binbeşyüz" Türk Lirası ibaresi "üçbin" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanun'un 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanun'un "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1. maddesinde; "(1) 200'üncü, 201'inci, 341'inci, 362'nci ve 369'uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (Değişik:4/6/2025-7550/20 md.) 200'üncü ve 201'inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341'inci, 362'nci ve 369'uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. (3) (Ek:7/11/2024-7531/22 md.) (Mülga:4/6/2025-7550/20 md.)" hükmü getirilmiştir. Buna göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 341/2. maddesinde öngörülen malvarlığına yönelik istinaf kesinlik sınırı dava tarihi olan 2025 yılı için 40.000,00TL olup, davacı vekili tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 40.423,37 TL talep edildiği, mahkemece talebin tümü ile reddine karar verildiği ve talep edilen tutarın miktar itibariyle istinaf kesinlik sınırının üzerinde olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi tarafından davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine ilişkin 23/02/2026 tarihli ek kararın ve 18/03/2026 tarihli kesinleştirme şerhinin kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyanın esasına yönelik olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek yapılan incelemede; Davacı sigorta şirketi tarafından davalıya ait aracın 28/07/2020-28/07/2021 tarihlerini kapsayan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinin düzenlendiği, sigortalının davalı ... İşletme Müessesi (davalı) olduğu anlaşılmıştır. Poliçe düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde; "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı” düzenlenmiş "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a-) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b-) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, c-) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, ç-) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d-) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.l maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e-) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f-) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Davacı sigorta şirketi tarafından dava dilekçesinde rücu sebebi açıklanırken; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesindeki “olay yerini terk” ve “ağır kusur” sebeplerine dayanılmıştır. Dosya içerisinde yer alan kanıt ve belgelerden davaya konu kazanın 11/10/2020 günü saat 14:30 sularında meydana geldiği, olaydan sonra polis memurları tarafından kaza mahalline gelinerek olay yeri görgü tespit tutanağı düzenlendiği, aynı gün kazanın akabinde saat 15:50'de düzenlenen tutanakta sigortalı araç sürücüsü Ümit Taşdemir’in de imzasının bulunduğu, dolayısı ile olay yerinin terk edilmediği anlaşılmıştır. Ancak; Davacı tarafın rücu sebebi olarak ileri sürdüğü; kazanın davalı araç sürücüsünün ağır kusuru ile gerçekleştiği yönündeki iddialarına gelince; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebilmesi için kasıt veya ağır kusurdan söz edilmiş olup, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre; Genel Şartlar'ın bu maddesinde belirtilen ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmekte, aynı durum ve koşullar altında her mantıklı insanın göstereceği en basit dikkat ve özenin gösterilmemesi şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla ağır kusurda; hâl ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara tam bir aldırmazlık söz konusudur. Ağır kusur, bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre de ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olarak; kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmektedir. Davacı taraf rücu sebebi olarak sigortalı araç sürücüsünün karşı araca kasten çarptığını iddia ederek rücu sebebi olarak “ağır kusur” nedenine de dayandığından, yerel mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler ışığında davalı ... Genel Müdürlüğüne ait araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde ağır kusuru bulunup bulunmadığı hususunda taraflarca gösterilen deliller toplanıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı tarafın ağır kusur iddiasına ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesinde; mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği hususu düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre kararı istinaf eden davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen,10/12/2025 tarihli, 2025/609 Esas – 2025/816 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafca yatırılan "istinaf karar harcının" istek halinde yatırana iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.