6. Hukuk Dairesi 2023/949 E. , 2024/3099 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/716 E., 2022/717 K. HÜKÜM : Davanın reddi 1- İlk Derece Mahkemesince, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, 28.04.2000 tarihli sözleşmenin davacı kooperatif ile arsa sahipleri davalı ... ve dava dışı Şükrü Kaplan arasında düzenlendiği, sözleşme tarihinde sözleşmeye konu parselin, adı geçenler dışında da paydaşlarının bulunduğu, tüm paydaşların sözleşmed
**6. Hukuk Dairesi 2023/949 E. , 2024/3099 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/716 E., 2022/717 K. HÜKÜM : Davanın reddi 1- İlk Derece Mahkemesince, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, 28.04.2000 tarihli sözleşmenin davacı kooperatif ile arsa sahipleri davalı ... ve dava dışı Şükrü Kaplan arasında düzenlendiği, sözleşme tarihinde sözleşmeye konu parselin, adı geçenler dışında da paydaşlarının bulunduğu, tüm paydaşların sözleşmede yer almadığı, bu haliyle TMK'nın 692 ve 818 sayılı BK'nın 20/1. (TBK 27/1) maddesi hükümlerine göre ayrı olarak düzenlenen sözleşmenin geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tapu iptal ve tescil isteminde bulunulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. 2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 05.07.2018 tarihli, 2015/5876 E. ve 2018/3987 K. sayılı ilamıyla, A, B ve C blok'lara ilişkin imar işlem dosyaları getirtilip, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, inşaatların seviyesi ve hali hazırda bu blok'larda ikamet edilip edilmediği tespit edilerek, sözleşmeye konu taşınmazın tüm malikleri adına bağımsız bölüm tahsisleri yapıldığı ve daha sonra bir kısmının üçüncü kişilere satıldığı da gözetilerek, B ve C blok inşaatları davacı yüklenici kooperatif tarafından yapılmamış olsa da, bu bloklardaki bağımsız bölüm sahibi paydaşların, paydaşlar arasında fiilen oluşan bağımsız bölüm taksimini benimsemek ve uzun süre yüklenici kooperatif tarafından yapılan A blok'taki inşaata sessiz kalmak suretiyle dava konusu sözleşmeye zımnen onay verdikleri kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektiği, öte yandan bir kısım davalılar aleyhine açılan davadan feragat edilmiş olup, davacılar vekilinin vekaletnamesinde feragata yetkili olup olmadığı da incelenerek adı geçen davalılar yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3- Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine dair karara karşı davacı kooperatif vekili ve davalılar ... ve ... vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; davanın açıldığı tarih itibariyle sözleşmeye göre davacı tarafın yükümlülüğünde olan iskân ruhsatının alınmadığı, davacı yüklenicinin üzerine düşen edimi yerine getirmeden tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağı, vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı kooperatif vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı kooperatif vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.10.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.(Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Öncelikle, Yapı kayıt belgesinin hukuki mahiyeti üzerinde durmak gerekir. 3194 sayılı Kanun'a 11.05.2018 tarihinde eklenen geçici 16. maddeye göre; 1-Yapı kayıt belgesi alan yapılar, tıpkı ruhsatlı ve iskânlı yapılar gibi yasal hale gelmekte ve bu belge verildikten sonra, 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca verilen yıkım ve para cezası kararının infazı ortadan kalkmaktadır. (3194 s.K. geçici m.16/4) Öte yandan yapı kayıt belgesi alınan bir yapı sahibi hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan dava açılamamakta, ceza soruşturması varsa takipsizlik kararı verilmekte, açılmış olan kamu davası varsa düşmekte, mahkûm olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkmaktadır. (11. CD. 23.12.2019.T.2018/5966; 9877) 2-3194 sayılı İmar Kanunu’nun 30. maddesinde; yapının kullanılması yapı kullanma izin belgesi alınmasına bağlıdır. Aynı Kanun'un 31. maddesinde ise; kullanma izni verilmeyen veya alınamayan yapılara elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinin verilmeyeceği hükme bağlanmıştır. 3194 sayılı Kanun'un geçici 16/3. fıkrasında ise, yapı kullanma izin belgesi alınan yapıya kullanma yetkisi verildiği gibi bu yapılara elektrik, su ve doğalgaz bağlanacağı belirtilmiştir. 3-İşyeri açma ve çalışma ruhsatı verilebilmesi için yapı kullanma izin belgesinin ilgili idareye sunulması gerekmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca hazırlanan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esasalar Tebliği’nin 6. maddesinin 8. fıkrasına göre; yapı kayıt belgesi verilen yapılarda, yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın işyeri açma ve çalışma ruhsatı verileceği düzenlenmiştir. 4-İmar Kanunu’nun geçici 21. maddesine göre; yapı kayıt belgesi alınan yapılarda, ilave inşaat alanı ihdas edilmemek şartıyla, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre güçlendirme kararı alınarak güçlendirme yapılabilecektir. 5- Yapı kayıt belgesi alan gecekondu sahipleri, Hazine ve belediye arazilerini doğrudan satın alma imkanına kavuşmuştur. O kadar ki yapı kayıt belgesi sahibinin istemesi halinde; “bağlı yetki” nedeniyle idare taşınmazı satmaktan imtina edemeyecektir. (3194 s.K. geçici m.16/6). 6-Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilecektir (3194 s.K. geçici m.16/5). Görüldüğü gibi, Kanun aslında yapı kayıt belgesini, kat mülkiyeti kurulabilmesi için gerekli olan “Yapı Kullanma İzin Belgesi” yerine kabul etmekte aynı fonksiyonu yüklemektedir. Bir başka değişle yapı kayıt belgesi sahibi bu belgeye istinaden imara aykırı olan yapıyı-hiçbir aykırılık yokmuş gibi- hatta, imara uygun yapı yapan bir kişiden daha az harç ve vergi ödemek suretiyle kat mülkiyetine dönüştürebilmekte her bağımsız bölümü kat mülkiyeti kütüğüne kaydedebilmekte ve bu mülkiyet üzerinde bir malikin kullanabileceği tüm hakları kullanabilmektedir. 7- Geçici Madde 16/10 da; yapı kayıt belgesinin, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olacağı, bu belge ile ilgili yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümlerinin uygulanacağı ve yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğunda olduğu belirtilmişse de, bu ifadeler bir “kısıtlama” gibi sunulmuş ise de, aslında anılan hususlar, normal imara uygun yapılar içinde geçerli olduğundan yapı kayıt belgesinin ilgili yapıyı imar mevzuatına uygun hale getirmesi özelliğine etki etmeyecektir. TMK nın 683. maddesi, mülkiyet hakkının içeriğini; malikin, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şeyi dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olmak, şeklinde belirlemiştir. Yukarıda yapı kayıt belgesinin, sahibine tanınan haklardan bir kısmını izah ettik. Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi yapı kayıt belgesi sahibi; yapıyı kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğuna göre, yapı kayıt belgesi alınan bir yapı, kural olarak İmar Kanunu’na uygun bir yapı olarak kabul edilmelidir. Aslında Kanun koyucu bazı çekincelerle açıkça adını koymamış olsa bile, yapı sahiplerine sunulan imkânlar dikkate alındığında, 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi, “bedel karşılığı imar affı” niteliğinde bir düzenlemedir. Ancak, bir yapının yapı kullanma iznine sahip olması ile yapı kayıt belgesine sahip olması arasında piyasada bir değer düşüklüğü varsa bu değerden ve sözleşmeye göre eksik ve ayıplı işlerden yüklenici sorumlu tutulmalıdır. Somut olaya döndüğümüzde; davacı-yüklenici kooperatif, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan hak ettiği dava konusu 3 adet bağımsız bölümün tapu kaydını talep etmiştir. Davacı-yüklenici inşaatları tamamlamasına rağmen yapı kullanma belgesi (iskan belgesi) alamamış ancak bunun yerine 26.09.2019 tarihli yapı kayıt belgesi almıştır. İlk Derece Mahkemesi ilk bozmadan sonra verdiği ikinci kararında yapı kullanma belgesi alınmadığından, davacı yüklenicinin bağımsız bölümleri hak etmediğini belirterek, tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar vermiştir. Dairemizin Sayın çoğunluğu da, yapı kullanma izin belgesi alınmadığından yüklenicinin sözleşme gereğince edimini yerine getirmediğini, dava konusu taşınmazları hak etmediğini dolayısıyla yüklenicinin tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağını belirterek, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Yukarıda mahiyetini açıkladığımız yapı kayıt belgesi alınmış olması nedeniyle çoğunluk kararına iştirak etmiyorum. Şöyle ki; Yapı Kayıt Belgesi TMK nın 683. maddesinin bir malike tanıdığı tüm hakları sağladığı için, bu hakları “yok hükmünde” saymak; öncelikle 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesine aykırı olacağı gibi, kullanılan ve kullanılmaya devam edilecek ve anılan Kanunun ekonomik değer atfettiği yapının “ekonomik değerinin olmadığı” kabul edilerek tüm yapının arsa sahibine terkedilmesi ve yükleniciye yaptığı işin karşılığının verilmemesi hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Bu nedenle iskân ruhsatı yerine alınan yapı kayıt belgesi dikkate alınarak; yapının, iskan ruhsatına sahip olması ile yapı kayıt belgesine sahip olması arasında piyasada bir değer düşüklüğü varsa bu değer bilirkişiye tespit ettirilerek ve depo ettirilmek suretiyle sözleşme gereğince yükleniciye bırakılması gereken bağımsız bölümlerle ilgili tapu iptal ve tescil talebinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulması gerekirken, Sayın çoğunluğun yazılı gerekçelerle kararın onanmasına dair kararına katılmadığımdan karara muhalifim.