Başvuru, haksız yakalama ve gözaltına alma tedbirleri nedeniyle açılan davada hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, mülki amirin yasaklama kararı bulunduğu gerekçesiyle barışçıl bir toplantıya müdahale edilerek başvurucu hakkında yakalama ve gözaltına alma işlemi yapılması nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; haksız yakalama ve gözaltına alma tedbirleri nedeniyle açılan davada hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, mülki amirin yasaklama kararı bulunduğu gerekçesiyle barışçıl bir toplantıya müdahale edilerek başvurucu hakkında yakalama ve gözaltına alma işlemi yapılması nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsünden sonraki süreçte kamu görevinden çıkarılan başvurucu, iddiasına göre başvuruya konu olayın gerçekleştiği tarihte Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlı bir sendikanın yönetim kurulu üyesi ve şube sekreteridir. Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine Bakırköy Kaymakamı 1/6/2018 tarihinde, kamu güvenliği ile esenliğinin korunması ve 24/6/2018 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimine ilişkin propaganda çalışmalarının sorunsuz bir şekilde sürmesi için KESK üyelerinin Bakırköy Cumhuriyet Meydanı ve çevresinde basın açıklaması yapmasını, oturma eylemi gibi eylemlerde bulunmasını yasaklamıştır. Sözü edilen yasaklama kararı 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun maddesinin (Ç) fıkrasına dayandırılmıştır. KESK üyeleri/eski üyelerinden oluşan yaklaşık yirmi beş kişilik bir grup, basın açıklaması ve oturma eylemi yapmak üzere 2/6/2018 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda toplanmıştır. Grubun içinde başvurucu da bulunmaktadır. Başvurucu eylem sırasında ilk grupta yakalanan arkadaşlarına destek olmak amacıyla kırk kişilik grupla eyleme devam ettiği sırada 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçundan kolluk amirinin emriyle 2/6/2018 tarihinde yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Cumhuriyet Savcısıyla Görüşme Tutanağı'na göre Cumhuriyet savcısı yakalananların 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan ifadelerinin alınması ve soruşturma evrakının ikmal edilerek gönderilmesi talimatı vermiştir. Başvurucu, başvuru formunda 3/6/2018 tarihinde salıverildiğini bildirmiştir. Aralarında başvurucunun da yer aldığı şüphelilerin kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmadıkları iddiasıyla haklarında kamu davası açılmıştır. İddianamede şüphelilerin yasaklama kararına rağmen meydanda toplanıp slogan attıkları, kolluk görevlilerinin yaptığı ihtarlara rağmen yere oturdukları, kol kola girmek suretiyle kenetlenerek slogan atmaya devam ettikleri ve kendilerine karşı güç kullanılmasına rağmen dağılmamakta ısrar ettikleri ileri sürülmüştür. Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi, sanıklara isnat edilen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle başvurucu ve diğer sanıkların beraatine karar vermiştir. Kararda iddianamede suç teşkil eden bir eyleme yer verilmemiş, toplantının kamu düzenini bozduğu da iddia edilmemiştir. Yasaklama kararı ilgili sendikaya bildirilmemiş ve polisin asayişi bozucu nitelikteki müdahalesine kadar herhangi bir sorun yaşanmamıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri için ilgili kanunda öngörülen bildirimin yapılmaması toplantıyı kanuna aykırı hâle getirse bile bu aykırılık toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale için gerekçe oluşturamaz. Ayrıca 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun emre aykırı davranışı düzenleyen maddesinin şartları mevcut değildir. Başvurucu hakkındaki karar kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmiştir. Beraat kararının kesinleşmesi üzerine başvurucu, hukuka aykırı yakalama ve gözaltı tedbirleri dolayısıyla tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullandığı sırada yakalanarak gözaltına alındığını, yargılanması sonucu beraat ettiğini belirterek 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi uyarınca 000 TL manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 2/7/2020 tarihinde başvurucu hakkında uygulanan 1 günlük gözaltı tedbiri nedeniyle başvurucuya 200 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Tarafların istinaf talepleri Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak esastan reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 8/4/2021 tarihinde öğrenmiş ve 29/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına Komisyonca karar verilmiştir.