1. Hukuk Dairesi 2010/11849 E. , 2010/13896 K. "" MAHKEMESİ : BOLU 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı L..'nün adına kayıtlı çekişme konusu taşınmazlarını davalıya mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiğini ileri sürerek, pay oranında iptal-tescil, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazları satın aldığını, davacı iddialarının yersiz olduğunu belirtip, davanın reddin…
**1. Hukuk Dairesi 2010/11849 E. , 2010/13896 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BOLU 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı L..'nün adına kayıtlı çekişme konusu taşınmazlarını davalıya mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiğini ileri sürerek, pay oranında iptal-tescil, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazları satın aldığını, davacı iddialarının yersiz olduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, işlemin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 93, 344, 492, 474, 552, 606, 708 ve 705 parsel sayılı taşınmazlardaki miras bırakan Lütfi'nin malik olduğu paylarını 21.07.2000'de satış suretiyle davalı oğluna temlik ettiği ve davalı adına sicil kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır. Davacı, miras bırakan tarafından davalıya yapılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Gerçekten de, temlikin gerçek satış olduğunun anlaşılması halinde murisin bağış veya ölüme bağlı bir tasarrufundan bahsedilemeyeceğinden tenkis hükümlerinin uygulanamayacağı tartışmasızdır. Kaldı ki, bu durumda muvazaadan da sözedilemez. Ancak, temlikin gerçek anlamda satış olmadığının anlaşılması halinde de muvazaa ile illetli olacağından iptal ve tescile konu teşkil edeceği sabittir. O halde tenkis isteğinin reddi doğrudur. Bu yöne değinen davacının temyiz isteği yerinde değildir, reddine. Ancak, muvazaa iddiası yönünden mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu söylenemez. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.