Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/11/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile -Düzce Yıgılca Hâkimi olarak görev yapmakta olan- başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 24/8/2016 tarihinde meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 18/7/2016 tarihinde müdafii huzurunda Başsavcılıkta ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı tarihte Düzce Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Hâkimlik tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle Savcılık beyanını tekrar ederek isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Başvurucunun müdafii, dosyada atılı suçları işlediğine dair bir delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"Şüphelinin üzerine atılı suçları işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suçun 5271 sayılı CMK.nın 100/maddesinde sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedenlerinin varsayıldığı, suçların vasıf ve mahiyeti, ileride verilmesi beklenen muhtemel cezaların miktarı ve korunan hukuki değer ile menfaat karşılaştırıldığında adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı, işin önemi, verilmesi beklenen ceza miktarları göz önünde tutulduğunda verilecek tutuklama kararının ölçülülük ilkesini ihlal etmeyeceği, özgürlüklerin esas, sınırlanmasının ise istisna olduğu evrensel ilkesi bilinmekte ise de, dosya kapsamından talebin ve suçun mahiyeti gereği, mevcut delil durumu karşısında istisnai halin, istisnai önlemi haklı kılacağı anlaşılmakla konuya ilişkin şartlar oluştuğundan Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 18/7/2016 tarihli talebinin kabulü ile şüphelinin silahlı terör örgütüne üye olma, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından 5271 sayılı CMK.nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.] " Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Bolu Sulh Ceza Hâkimliği 26/7/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı 29/9/2016 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Başvurucunun tahliye talebi ve tutukluluk durumunu inceleyen Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 10/10/2016 tarihinde tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu bu karara 24/10/2016 tarihinde itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 31/10/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"Şüpheliler hakkında verilen tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına ilişkin kararının kaldırılmasını gerektirecek dosya içerisinde şüpheliler lehine yeni ve farklı bir delil bulunmadığı, bu aşamada tutukluluk hallerinin devamının orantılı ve uygun bir tedbir olduğu, Ankara Sulh Ceza Hakimliğinin 10/10/2016 tarih 2016/5359 değişik iş sayılı kararında belirtilen gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından şüpheliler ve müdafiileri tarafından yapılan itirazların ayrı ayrı reddine,, şüphelilerin ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına ... [karar verildi.]" Başvurucu, kararı 2/11/2016 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu 17/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/3/2017 tarihli kararı ile tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... soruşturmanın geldiği aşama göz önüne alınarak tutuklama tedbirinin devamının artık gereksiz olduğu, tutuklama tedbiri ile ulaşılmak istenen amaca Adli Kontrol hükümleri ile de ulaşılabileceği kanaatine varıldığından ... [karar verildi.]" Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 27/2/2019 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ve bu örgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK'nın 16/7/2016 tarihli kararı ile başvurucunun görevden uzaklaştırıldığı, akabinde 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun kullanmakta olduğu cep telefonu üzerinde yapılan HTS analizi sonucu düzenlenen rapor içeriğine göre haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen kişilerle telefon irtibatının bulunduğu ileri sürülmüştür.iii. Başvurucunun 2014 yılı HSYK seçimlerinde sözde bağımsız görünen örgüt adayları lehine hareket ettiği ileri sürülmüş ancak buna ilişkin bir olgu belirtilmemiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak hukuk fakültesinden dönem arkadaşı ve meslektaşları olan bazı tanık beyanlarına dayanılmıştır. Bu beyanların içeriği özetle şöyledir: - E.Ş. beyanında "şüphelinin fakülte hayatı boyunca FETÖ/PDY örgütüne ait evlerde kaldığını" ifade etmiştir.- A. ifadesinde "... Funda ŞAHİN benim gözlemlediğim kadarıyla HSYK seçimi öncesinde ve sonrasında YBP adaylarının ve YBP çizginin dışında duruş sergiledi ve bu duruşu o dönemde bağımsız olarak adlandırılan adaylar lehineydi ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.- N.B. ifadesinde "... Üçüncü sınıfa başladığımızda ev değiştirdik ve yanlış hatırlamıyorsam Türközü mahallesinde bir evde kalmaya başladım. Bu evde iki tane liseli ile birlikte benim bölümümde okuyan Funda ŞAHİN isimli arkadaşım ile birlikte kaldım. Funda isimli arkadaşım maddi imkansızlıklardan dolayı bu evde kalmaktaydı. Evde kalmasına rağmen cemaati çok da sevmezdi. İmkanı olsa başka bir yerde kalırdı. Hatta biz ikimiz Sınıfta başka bir yurda çıkmak için müracaatta bulunmuştuk fakat olmadı. Biz de bu evde kalmaya devam ettik. Ben bu evde çok uzun süre kalmadım. Devamlı suretle memleketime gidip geliyordum. Memleketten geldiğimde bu evde kalıyordum. Bu süre içerisinde derslerim de kötü olmuştu ... Funda ŞAHİN isimli şahıs, bu şahıs benim fakülteden arkadaşımdı. Hukuk bölümünde okumaktaydı. Funda isimli arkadaşım maddi imkansızlıklardan dolayı bu evde kalmaktaydı. Evde kalmasına rağmen cemaati çok da sevmezdi. İmkanı olsa başka bir yerde kalırdı. Bildiğim kadarı ile hakimlik sınavını kazanmıştı. Sonrasında ne oldu bilmiyorum ..." şeklinde beyanda bulunmuş, fotoğraf üzerinden yaptırılan teşhis işleminde başvurucuyu kesin ve net olarak teşhis etmiştir.- beyanında "şüphelinin FETÖ irtibatı olduğu gerekçesi ile sonradan meslekten çıkartılan hakim ve savcılar ile birlikte hareket ettiğini, şüphelinin 2014 yılı HSYK seçimlerinde bağımsız adı altındaki örgüt adayları lehine hareket ettiğini" ifade etmiştir.- Z. beyanında "... FETÖ/PDY irtibatı nedeni ile HSYK tarafından meslekten çıkarılmasına karar verilen Funda ŞAHİN'i 2013-2015 yılları arasında Şırnak Adliyesinde birlikte çalışmış olmamız nedeni ile tanırım. Funda ŞAHİN kendi halinde sessiz biriydi. Benimle bir diyaloğu yoktu. Bekar biri olduğu için Adliyede bayan hakimler ile vakit geçirirdi. 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde ameliyat olmam nedeniyle 2-3 ay kadar raporlu idim. Bu nedenle HSYK seçim sürecindeki tavrına ilişkin bilgi sahibi değilim ..." şeklinde anlatımda bulunmuştur.- N.S.B. beyanında "Ben halen Yargıtay Hukuk Dairesinde Tetkik Hakimi olarak görev yapmaktayım. 2013-2015yılları arasında Şırnak Adliyesinde Asliye Hukuk Hakimi olarak çalıştım. Fetö irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten çıkartılan Funda ŞAHİN’i2013-2015 yılları arasında Şırnak Adliyesinde birlikte görev yapmamız nedeniyle tanırım. Aynı dönemde akademide staj yapmamıza rağmen Funda ŞAHİN’i önceden tanımıyorum. 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde Funda ŞAHİN ile iyi görüşürdük. Kendisi içine kapanık ve sessiz biriydi. HSYK seçim sürecinde, daha sonra Fetö irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen Şırnak Cumhuriyet Savcısı F.E. ve eşi Şırnak Hakimi F.E., öncesinde çok işi görüşmedikleri Funda ŞAHİN ile dikkat çekici bir şekilde birden samimi oldular. Daha sonra Fetö irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen, HSYK adayı İ.Ç., seçim öncesinde Şırnak iline geldi ve seçime yönelik yemekli bir toplantı yapıldı. Bu toplantı öncesinde F.E. beni arayarak toplantıya davet etti ancak ben o gün yıllık izinli olduğumdan Trabzon ilinde bulunuyordum. Bu nedenle gelemeyeceğimi söyledim. Zaten Şırnak ilinde olsaydım da toplantıya katılmazdım çünkü bu tür toplantıların HSYK seçimlerinde bağımsız adı altında seçimlere giren paralel yapı adaylarına oy istemek için yapıldığını biliyordum ve ben YBP yi destekliyordum. Bu toplantıyı F. ve F. E. ile Şırnak eski Cumhuriyet Başsavcısı, Fetö irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen A.nın organize ettiğini ve Funda ŞAHİN’in de bu toplantıya katıldığını duydum. Bu toplantıdan bir gün sonra Şırnak iline döndüm. Akşam saatlerinde F. ve F.E. beni evlerine davet etti. O esnada Funda ŞAHİN ile onun evinde beraberdim. Birlikte F.E.nin evine gittik. Orada F. ve .E. bana, İ.Ç.nin halen Şırnak ilinde olduğunu, otelden ayrılmadığını, Şırnak eski Cumhuriyet Başsavcısı, Fetö irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen A.nın da orada olduğunu, her ikisinin benimle görüşmek istediklerini, HSYK seçimlerinde bağımsız adayların kazanması gerektiğini söyleyerek, benim de bağımsız adaylara oy vermemi istediler. Ben bağımsız adaylara oy vermeyeceğimi, YBP adaylarını destekleyeceğimi söyledim. Bunun üzerine F.E. bana 'sizin hükümeti destekleyecek kadar omurgasız olduğunuzu fark etmemiştim, yarın tayin olacaksınız, kim kazanırsa kazansın bizim tanıdığımız insanlar orada olacak, ona göre davranın' dedi. Orada bulunan Funda ŞAHİN, F.E.nin bu sözünü destekledi. Konuşma sonrasında Funda ŞAHİN’in evine gittik. Benim moralim çok bozulmuştu. Funda ŞAHİN bana 'F.E. doğru söylüyor, ben özgür düşünceden yanayım' gibi sözler söyledi. O günden sonra Funda ŞAHİN dahil, Fetö irtibatları nedeniyle meslekten ihraç edilen diğer meslektaşlar adliyede ve sosyal çevremde beni dışladılar. Benimle mecbur kalmadıkça görüşmediler, tüm iş yükü üzerimde kaldı, nöbetler sıklıkla yazıldı, hakimi izinli/raporlu mahkemelere ben görevlendirildim. Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. Yine seçim öncesinde bir gün Funda ŞAHİN’in evinde otururken, televizyonda Fetö elebaşının beddua görüntüleri yayınlanıyordu. Ben bu görüntüye olumsuz yorumlar yaptım. Bunun üzerine Funda ŞAHİN’in annesi bana, bu şekilde konuşmamamı söyledi. Aynı şekilde Funda ŞAHİN de 'Sibel böyle konuşmanı istemiyorum' diyerek bana tepki gösterdi. HSYK seçimlerinin yapıldığı gün Fetö irtibatları nedeniyle meslekten ihraç edilen Şırnak ve mülhakat adliyelerinde görevli bayan hakimler Fetö irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen Şırnak Hakimi Hanımın odasında toplandılar. Orada F.E. seçimlerde kimin kazanacağı belli gibi şeyler söyledi. Funda ŞAHİN’de onları destekledi. Seçim sonrasında Doğu ve Güneydoğu illerindeki sandıklardan sonuçlar gelmeye başladığında, bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarının oyları daha fazla çıkınca Funda ŞAHİN ve diğerleri sevindi. Funda ŞAHİN sözde bağımsız, paralel yapı adaylarını desteklediğini eylem ve söylemleriyle açıkça belli ettiğini" ifade etmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"Şüpheli hakkında; FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK tarafından verilen meslekten çıkarma kararı, beyanlar, teşhis tutanakları, Veri Havuzu Sorgulama Raporu, HTS Analiz Raporu, kolluk tarafından düzenlenen raporlar ve tüm soruşturma kapsamında elde edilen deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; şüphelinin, Fetullahçı silahlı terör örgütünün ideolojisini, amaçlarını, faaliyetlerini benimsediği, kendi iradesini örgütün iradesine terk ettiği, örgüt hiyerarşisi içinde hareket ettiği, örgütle organik bağ kurduğu ve örgütün yargı yapılanması içinde yer aldığı ve anlatılan lehe/aleyhe tüm deliller ile savunması karşısında; şüphelinin, anılan silahlı terör örgütünün üyesi olduğuna dair kamu davasını açmaya yetecek derecede yeterli şüphenin bulunduğu anlaşılmıştır." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 19/3/2019 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2019/169 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 11/9/2019 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. A. İlgili Kanun Hükümleri İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-B. Yargıtay İçtihatları Silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili olarak Yargıtay Ceza Dairesinin 30/9/2019 tarihli ve E.2019/2653, K.2019/5656 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir: "... sanığın örgütle iltisaklı olması nedeniyle kapatılan dershaneye gitmesinin, yurtlarda kalmasının ve çocuklarını göndermesinin örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;..."