8. Hukuk Dairesi 2012/11641 E. , 2013/8056 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil KARAR Davacı vekili, haricen düzenlenen 20.10.1986 tarihli tapusuz gayrimenkul devir ve satış sözleşmesine dayanarak kadastro çalışmalarında 104 ada 30 nolu parselin yüzölçümünün eksik yazıldığını, tahmini olarak 2000 m2'lik yerin davalılara ait aynı ada 31 nolu parsel kapsamında kaldığını açıklayarak bu kısmın tapu kaydının iptali ile vekil edeni davacıya ait 104…
**8. Hukuk Dairesi 2012/11641 E. , 2013/8056 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil KARAR Davacı vekili, haricen düzenlenen 20.10.1986 tarihli tapusuz gayrimenkul devir ve satış sözleşmesine dayanarak kadastro çalışmalarında 104 ada 30 nolu parselin yüzölçümünün eksik yazıldığını, tahmini olarak 2000 m2'lik yerin davalılara ait aynı ada 31 nolu parsel kapsamında kaldığını açıklayarak bu kısmın tapu kaydının iptali ile vekil edeni davacıya ait 104 ada 30 nolu parsele eklenmesine veya bağımsız parsel olarak vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, zilyetlik koşulları oluşmadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; her ne kadar yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki, davacı dava dilekçesinde 20.10.1986 tarihli satış senedine dayanmıştır. Ne var ki, Mahkemece anılan senet keşif mahallinde yöntemine uygun bir şekilde uygulanmamış, başka bir anlatımla davacının dayandığı senedin nizasız 104 ada 30 parsel sayılı taşınmaz ile anılan parsele çap komşusu olan dava konusu aynı ada 31 nolu parseldeki nizalı bölümü kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiştir. Hal böyle olunca, yerel bilirkişiler ve sağ iseler senet tanıkları ile taraf tanıklarının 6100 sayılı HMK'nun 243 ve 244 madde (HUMK'nun 258 ve 259. maddeleri) hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmak suretiyle mümkün olduğunca taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, dayanak senedin bu kişiler aracılığıyla mahallinde yöntemine uygun biçimde uygulanması, anılan senedin nizasız 104 ada 30 nolu parsel ile nizalı aynı ada 31 nolu parseli kapsayıp kapsamadığının tereddüte yer vermeyecek ve denetime olanak sağlayacak biçimde belirlenmeye çalışılması, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde çelişkinin giderilmesi, bu belirlemelerin tapu fen memuru yetki ve yeteneğini haiz uzman bilirkişiye düzenlettirilecek ölçekli kroki ve rapora yansıttırılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, taşınmazın niteliği ile ilgili taraflar arasında bir anlaşmazlık olmadığı halde, keşfe zirai bilirkişi de götürülerek rapor düzenlettirilmesi de doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.