Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 28/11/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin 16/7/2016 tarihli kararı ile -Danıştay tetkik hâkimi olarak görev yapmakta olan- başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 24/8/2016 tarihinde meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (Savcılık) HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu 18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 20/7/2016 tarihinde müdafii huzurunda Savcılıkta ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Savcılık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu 21/7/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinde 21/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle Savcılık beyanını tekrar ederek isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Başvurucunun müdafii, dosyada atılı suçları işlediğine dair bir delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:" ... üzerine yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller, HSYK Dairesinin 16/7/2016 tarihindeki hakimlikten açığa alma kararı, FÖTÖ/PDY silahlı terör örgütünün cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasanın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya değiştirmeye teşebbüs eyleminin yakın ve somut bir tehdit olarak halen devam ediyor olması, 20/7/2016 tarihi itibariyle tüm ülke genelinde bu eylem nedeniyle Olağanüstü Hal ilan edilmesi, şüphelilerin saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somut olguların varlığı (aynı suç kapsamında soruşturulan aynı statüdeki bir kısım şüphelilerin kaçmış olması) fiilin Kanunda karşılığı olan cezanın miktarı, suçun CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesinde yer alan tutuklama ilişkin şartların gerçekleştiği dikkate alınarak adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK'nın vd. maddeleri gereğince ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA ... [karar verildi.] " Başvurucunun tutukluluk durumunu inceleyen Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 16/8/2016 tarihinde tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu bu karara 3/10/2016 tarihinde itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 28/10/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:" ... Şüphelilerin üzerilerine atılı bulunan suçları işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren HSYK tarafından haklarında alınan karar içerikleri, dosyada mevcut bilgi, belge ve araştırma tutanakları, şüpheliler lehine dosyadaki delil durumu ve tutuklama nedenleri yönünden bir değişiklik bulunmaması, arama ve el koyma tutanakları ile tüm dosya kapsamındaki somut delillere göre soruşturmanın henüz tamamlanmadığı, şüphelilerin üzerilerine atılı suçun temadi eder nitelikte suçlardan olduğu, şüpheliler hakkında delillerin henüz toplanmadığı, şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin mevcut olduğu, açıklanan nedenlerle adli kontrol uygulamasının da yetersiz kalacağı, şüphelilerin üzerilerine atılı suçların CMK'nın 100/2-11 maddesi kapsamındaki suçlardan olması da değerlendirilerek ... itirazların ayrı ayrı reddine, tutukluluk hallerinin devamına ... [karar verildi.] " Anılan karar başvurucuya 7/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 28/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, Savcılığın talebi üzerine Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/3/2017 tarihli kararı ile tahliye edilmiştir. Savcılık 4/4/2019 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ve bu örgütün yargı yapılanmasına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK'nın 16/7/2016 tarihli kararı ile başvurucunun görevden uzaklaştırıldığı, akabinde HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun kullanmakta olduğu cep telefonu üzerinde yapılan HTS analizi sonucu düzenlenen rapor içeriğine göre haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen kişilerle telefon irtibatının bulunduğu ileri sürülmüştür.iii. Başvurucunun 2014 yılı HSYK seçimlerinde sözde bağımsız görünen örgüt adaylarına oy verdiği, çalışma yaptığı, yapıya mensup birçok kişiyi koruyup kolladığı ve onlarla birlikte hareket ettiği ileri sürülmüştür. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak değinilen ve yargı mensubu oldukları değerlendirilen tanık beyanlarının ilgili kısımları şöyledir:- E.B. beyanında "şüphelinin örgüt mensupları ile beraber takıldığını, muhalif bir kişiliğinin olduğunu ancak şüphelinin yapıya mensup olmadığını bildiğini" ifade etmiştir.- A.A. ifadesinde "örgüt ile bağlantısı olduğunu düşündüğü A.A.nın şüpheli tarafından korunup kollandığını, yapıya ait evde kaldığını düşündüğü İ.S.nin şüpheli tarafından korunup kollandığını, A.A. ile birlikte hareket eden S. isimli şahsın şüpheli tarafından korunup kollandığı için örgüt ile bağlantılı olduğunu düşündüğünü" beyan etmiştir.- B.E. ifadesinde "şüphelinin yapı ile hiçbir ilgisinin olmadığını bildiğini ancak şüphelinin 2014 yılı HSYK seçimlerinde sözde bağımsız örgütün adaylarına oy verdiğini bildiğini" beyan etmiştir.- U. beyanında "şüpheliyi şahsen tanımadığını ancak şüphelinin örgüte mensup olmadığını düşündüğünü" ifade etmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"Şüpheli hakkında; FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK tarafından verilen meslekten çıkarma kararı, beyanlar, Bilirkişi Raporu, Veri Havuzu Sorgulama Raporu, HTS Analiz Raporu, kolluk tarafından düzenlenen raporlar ve tüm soruşturma kapsamında elde edilen deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; şüphelinin 2014 yılı HSYK seçimlerinde sözde bağımsız görünen örgüt adaylarına oy verdiği, çalışma yaptığı, yapıya mensup birçok kişiyi koruyup kolladığı ve onlarla birlikte hareket ettiği, yapıyla irtibatlı olması nedeniyle meslekten çıkarıldığı ve bu şekilde Fetullahçı silahlı terör örgütünün ideolojisini, amaçlarını, faaliyetlerini benimsediği, kendi iradesini örgütün iradesine terk ettiği, örgüt hiyerarşisi içinde hareket ettiği, örgütle organik bağ kurduğu ve örgütün yargı yapılanması içinde yer aldığı ve anlatılan lehe/aleyhe tüm deliller ile savunması karşısında; şüphelinin, anılan silahlı terör örgütünün üyesi olduğuna dair kamu davasını açmaya yetecek derecede yeterli şüphenin bulunduğu anlaşılmıştır." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 18/4/2019 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2019/135 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 28/6/2019 tarihinde tanık A.A.nın beyanını almıştır. Tanığın beyanı şöyledir:"Sanığı 2013 yılında staj yaptığım Ankara İdare Mahkemesinde Hakim olduğu dönemden tanırım, mahkemede kendisine bağlı olarak staj yapmaktaydım, sanık hakkında isnat edilen suç ile ilgili herhangi bir bilgim veya görgüm bulunmamaktadır, zaten 4 nisan 2017 tarihinde HSYK da verdiğim ifadede de sanığın örgüt ile bağlantılı olduğu yönünde bir beyanım yahut kanaatim bulunmamaktadır. HSYK da alınan ifademde sanık özelinde zaten bir beyanımın bulunmadığı, diğer mahkemede staj yaptığımız hakimler hakkında ki ifademde geçen korunup kollanma ifadesinden kastedilen bir olay olup, o da şu şekilde gerçekleşmiştir; önceki ifademde adı geçen hakim stajyerlerinin 2013 yılı adli tatilinde sanık Ersin Kızılay tarafından Ankara Bölge İdare Mahkemesinde görevlendirilmesi olayı olup, bu konu koruma kollama olarak nitelendirilmiş ise de bunun sehven bu şekilde ifade edildiğini düşünüyorum, bu çerçevede sanığın FETÖ/ PDY ile ilgili bir bağlantısı olduğu yönünde ne bir bilgim ne bir görgüm ne de bir beyanım bulunmamaktadır." Mahkemece 3/7/2019 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-