7. Ceza Dairesi 2021/11550 E. , 2023/5643 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/14 D.iş SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na aykırılık İNCELEME KONUSUKARAR: İade kararının kaldırılması KANUN YARARINA BOZMA : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet YOLUNA BAŞVURAN: Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda; Hakkari Cum…
**7. Ceza Dairesi 2021/11550 E. , 2023/5643 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/14 D.iş SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na aykırılık İNCELEME KONUSUKARAR: İade kararının kaldırılması KANUN YARARINA BOZMA : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet YOLUNA BAŞVURAN: Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda; Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen bilâ tarihli ve 2019/3964 Soruşturma, 2019/1371 Esas, 2019/608 sayılı iddianamenin iadesine dair Hakkari 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2020 tarihli ve 2019/141 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan iade kararının kaldırılmasına ilişkin Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2020 tarihli ve 2020/14 D.iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 25.03.2020 tarihli ve 94660652-105-30-2491-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2020 tarihli ve KYB-2020/44751 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2020 tarihli ve KYB-2020/44751 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "14.06.1989 tarihli 3574 sayılı Kanun'la değişik 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun "Firar ve cezası" başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur: a) Kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar, b) Kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler," şeklindeki düzenleme ile benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 31.10.2018 tarihli ve 2018/6849 esas, 2018/11135 karar sayılı ilamında "...Şüpheliye yüklenen suç açısından temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin ya da askerliğe elverişsiz olduğuna dair raporun aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmasının gerektiği, kesintinin sona erdiği tarihin tespiti ve buna dair delillerin toplanması gibi hususların firar ve izin tecavüzü gibi mütemadi suçlarda sübut ve uygulamaya doğrudan etkili olmaları ve mevcut soruşturma dosyasında bu hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığının anlaşılması karşısında;..." şeklinde belirtildiği üzere, somut dosya kapsamına göre, şüphelinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı 2. Dağ ve Komando Taburu 5. Komando Bölük Komutanlığı emrinde piyade uzman onbaşı olarak görevli bulunduğu ve 03.09.2019 tarihinden itibaren 3 gün kanuni izinli, 05.09.2019 tarihinden itibaren 10 gün ve 15.09.2019 tarihinden itibaren 6 gün istirahat raporlu olduğu, rapor bitiminde 21.09.2019 tarihinde birliğine dönmesi gerekirken dönmediği ve halen birliğine katılmadığı, 21.09.2017-28.09.2017 tarihleri arasında firar suçunu işlediği iddiası ile kamu davasının açıldığı dosya içerisinde şüpheli açısından temadinin kesildiği tarih olan ... kişi olma halinin hukuken ortadan kalktığı tarihi gösteren belgenin yer almadığı, şüphelinin sözleşmesinin 28.09.2017 tarihinde veya sonrasında feshedilmesine göre iddianamenin düzenlenmesi ve fesih belgesinin dosya arasına alınması ve hukuki durumun değerlendirilmesi ile soruşturma aşamasında kesintinin tespit edilememesinden bahisle iddianamenin iadesine karar verildiği ve belirtilen nedenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174 üncü maddesi gereğince iddianamenin iadesine karar verilmesine esas teşkil etmediği anlaşılmış ise de, şüpheliye yüklenen suç açısından temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmasının gerektiği, kesintinin sona erdiği tarihin tespiti ve buna dair delillerin toplanması gibi hususların firar ve izin tecavüzü gibi mütemadi suçlarda sübut ve uygulamaya doğrudan etkili olmaları ve mevcut soruşturma dosyasında bu hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, değişik gerekçelerle mahkemenin iade kararının yerinde olduğu ve merciince itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde kabulü ile iade kararının kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; "Herkes... bir mahkeme tarafından davasının makûl bir süre içinde hakkaniyete uygun ve alenî surette görülmesini istemek hakkına haizdir" denilmekte; Anayasamızda da, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu açıklanmaktadır. 2.Ceza muhakemesinin, hukuk devleti ilkesinden vazgeçmeksizin hızlandırılabilmesi amacını güden araçlarından birisi olan, “iddianamenin iadesi” kurumu 5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddeye göre davaya bakacak olan mahkeme, kamu davasının açılması için delillerin yeterli şüpheyi ortaya koymasına karşın, şüphelinin açık kimliğinin belirtilmemesi, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmaması, uygulanması gereken kanun maddesinin gösterilmemesi, bütün delillerin mahkemeye verilmemiş olması ve benzeri noksanlıkların tespiti halinde iddianameyi tamamlaması için Cumhuriyet savcılığına geri verilmesine karar verecektir. 3.Görüldüğü üzere, iddianamenin iadesi kararı, iddianamedeki noksanlıkların giderilmesi için mahkemenin zaman kaybetmemesi, böylece soruşturmanın gereğince tamamlanmadan dava açılmasının sakıncaları, duruşmaların uzamasını ve ertelenmesini önlenmek amacına yöneliktir. 4.İzin tecavüzü gibi mütemadi suçlarda, temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmasının gerekmekle birlikte, yakalama veya teslim olma sırasında düzenlenen belge dosyada bulunmasa veya bu belgenin onaysız fotokopisi dosyada bulunsa da, eğer dosyada temadinin bitiş tarihini gösteren ve yetkili makamlarca düzenlenmiş bir başka belge bulunmaktaysa yani suçun bitiş tarihi tereddütsüz olarak belgelenmişse, yakalama veya teslim olma tutanağının bulunmaması veya onaysız fotokopi olması iddianame düzenlenmesine engel oluşturmaz. 5.Somut olayda; şüpheliye yüklenen suç açısından temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmasının gerektiği, kesintinin sona erdiği tarihin tespiti ve buna dair delillerin toplanması gibi hususların firar ve izin tecavüzü gibi mütemadi suçlarda sübut ve uygulamaya doğrudan etkili olmaları ve mevcut soruşturma dosyasında bu hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gerekçeleriyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de; Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2019 tarihli ve 2019/3964 Soruşturma sayılı talebine binaen şüphelinin temin edilerek, Emek Polis Merkezi Amirliği tarafından 18.12.2019 tarihinde üzerine atılı izin tecavüzü suçuna ilişkin soruşturma kapsamında ifadesinin alındığı, ifadesinin alındığına ilişkin fotokopi suretinden ibaret belgenin dosya kapsamında yer aldığı, bu belgenin kamu davası açmaya yetecek derecede kuvvetli delil niteliğinde ve soruşturma aşaması için yeterli olup, duruşma tensip kararı ile belgenin aslının istenmesi olanağı bulunduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde; kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna gelinmesini gerektiren koşullar bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2023 tarihinde karar verildi.