6. Hukuk Dairesi 2013/9314 E. , 2014/2341 K. "" MAHKEMESİ : Kozan Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/03/2013 NUMARASI : 2011/818-2013/295 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, davacı tarafından kiralanan taşınmazdaki mahsule davalı kiraya verenin zarar verdiğinden bahisle tazminat istemine iliş…
**6. Hukuk Dairesi 2013/9314 E. , 2014/2341 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kozan Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/03/2013 NUMARASI : 2011/818-2013/295 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, davacı tarafından kiralanan taşınmazdaki mahsule davalı kiraya verenin zarar verdiğinden bahisle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından davalının, yargılamadan haberdar olmadığı, davalıya yapılan tebligatın davalının çok uzaktan akrabası olan Z.Ç.. isimli şahsa yapılmış olduğu, davalının icra takibinden sonra davadan haberdar olduğu, davalının asıl isminin H.. Ç.. olduğu belirtilerek temyiz edilmiştir. 6100 Sayılı HMK.nın 27. maddesi uyarınca davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını da içermektedir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır. Yine aynı kanunun 297. maddesinde hükmün kapsamı açıklanmış, maddenin birinci fıkrası, (b) bendinde mahkemece tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin yazılması gerektiği belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olaya gelince; davalıya yapılan tebligatın H.Ç..adına çıkarıldığı, yine hükmün de H. Ç..adına kurulduğu görülmüştür. Davalının temyiz dilekçesine ekli vekaletnamede adının H.. Ç.. olduğu, az yukarıda belirtilen yasal düzenleme uyarınca hükümde davalının adının yanlış yazıldığı, T.C. Vatandaşlık numarasının yazılmadığı, tebligatın ise birlikte oturan kuzeni Z. Ç.. imzasına tebliğ edildiği, davalı yanca temyiz talebinde bu şahsın davalının çok uzaktan bir akrabası olduğunun, davalının davadan haberdar olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece Z.Ç..isimli şahsın davalıyla birlikte oturup oturmadığının yöntemince araştırılması, birlikte oturduğunun tespit edilmesi halinde tebligatın geçerli sayılması, birlikte oturmadığının tespiti halinde ise davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılıp, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.