Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiler kapsamında edimlerin eksiksiz tamamlanıp yerine getirildiğini, ancak davalının şifahen yapılan tüm ihtarlara rağmen davalının cari hesap alacağını ödemediğini, bunun üzerine ödenmeyen cari hesap alacağının tahsili için ------- sayılı dosyasıyla icra takibine başlandığını, borçlu davalının borca itirazı ile birlikte yetki itirazında bulunuğunu, yetki itirazının taraflarınca kabul edildiğini, d
davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2005 yılında davalı şirketin %47 oranında hissedarı olmasına rağmen şirketin sermayesini kaybettiği gerekçesiyle genel kurul kararlarıyla yapılan sermaye artışı sonucu hissesinin %3,52 oranına indiğini, 2005 yılında ... Grubu içinde yer alan davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve hissedarı ...'nin müvekkilini zarara uğratmak amacıyla bilinçli bir program uyguladığını, şirket iştiraklerinin boşaltılarak ticari ilişkilerinde şirket kaynaklarının kullanılarak haksız menfaat temin ettiğini, azınlık ortakların ortaklık paylarını küçültmek amacıyla şirket sermayesinin kaybına ilişkin dolanlı işlemler tesis edilerek şirket defter ve kayıtlarının gerçeği yanıtmayacak şekilde yanlış ve yanıltıcı şekilde tutulduğunu, şirketin sermayesini kaybettiği gerekçesi ile şirket sermayesi arttırılarak, müvekkilinin payının %3,52 oranına indirilerek diğer hisselerin ... Grubu'na geçmesinin sağlandığını, şirketin 12.11.2007 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararının, şirket sermayesinin 2/3'ünü kaybetmesi nedeniyle batıl olduğunun tespiti aksi halde alınan kararların kanuna ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan iptali talebiyle İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/824 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kabulüne karar verilerek, davalı şirketin borca batık olduğunun tespitine, şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin kararın afaki ve iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verildiğini ancak dosyanın henüz kesinleşmediğini, sermaye artırımı ve hisselerin devri yolu ile şirket hisselerinin %96,45'inin ... grubu yöneticileri ile grup şirketi ... A.Ş'ye geçtiğini, dava konusu edilen şirketin 2013-2014-2015 yılı faaliyetleri ile ilgili genel kurul toplantısının 17.10.2016 tarihinde yapıldığını, açıklandığı üzere önce şirketin borca batık hale getirilerek sermaye arttırımı yapıldığını ve bu şekilde müvekkilinin payının düşürülmesi sonucu alınan kararlara ilişkin yargılamanın devam etmesi nedeniyle gene kurulda alınan kararlara karşı müvekkilinin her türlü haklarını saklı olduğunu, genel kurulda 28.08.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmayan yönetim kurulu faaliyet raporu ile bilanço kar ve zarar tablosunun kabulüne ilişkin karar ve bu raporlar kapsamında yönetim kurulunun ibrası kararlarının iptali gerektiğini, faaliyet raporlarunun toplantı öncesinde müvekkiline gönderilmediğini, toplantı sırasında verilen 2013-2014-2015 yılı faaliyet raporlarında asgari içerik bulunmaması ve içeriğinin doğru olmaması nedeniyle red oyu kullanıldığını, faaliyet raporunda 2013 yılına ilişkin bilançodaki verilerin eksik olduğunu, 2014 ve 2015 yılına ilişkin faaliyet raporunun sunulmadığını, şirketin mal varlığı içinde yer alan kıymetli markaların ... Grubuna kullandırıldığını, ancak bu kullandırılmanın ne şekilde yapıldığı konusunda bilgi verilmediğini, bilançonun müvekkiline toplantı öncesi verilmediği gibi toplantıda da müzakere edilmediğinden 17.10.2016 tarihinde yapılan 2013-2014-2015 yılı genel kurul toplantısında faaliyet raporunun kabulü, bilançonun kabulü ve yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 3-4-5 ve 6. maddelerde alınan kararların iptali gerektiğini ileri sürerek, anılan maddelerin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 17.102016 tarihli genel kurulunun usulüne uygun yapıldığını, davacın TTK hükümleri uyarınca sahip olduğu bilgi ve belge edinme hakkını kullanmadığı gibi açtığı davayı herhangi bir hukuki gerekçeye dayandırmayarak, yalnızca şirket aleyhine mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, davacının daha önce şirket aleyhine 11.02.2008 tarihinde 2014/824 Esas sayılı dosya ile tespit davası, 15.06.2009 tarihinde 2009/684 Esas sayılı dosya ile genel kurul kararının iptali davası, 08.09.2010 tarhinde başka bir genel kurul kararının iptali davası açtığını, davacının açtığı genel kurul kararının iptaline ilişkin davaların reddedildiğini, davacının genel kuruldan önce şirket belgeleri, defterleri ve bilançolar hakkında herhangi bir inceleme yapmadığı gibi kendisinin şirketten bu yönde herhangi bir talebinin olmadığını, bu nedenle iptali istenen genel kurulun usülsüz şekilde gerçekleştirildiği iddiasının yersiz olduğunu, yeterli bilgi ve belgenin sunulmadığı ve iligli yönetmeliğe aykırı davranıldığını yönünde bir gerekçeyle kararlara muhalefet edilmemesi ve bu hususun tutanağa geçirilmemesi nedeniyle davacının genel kurulun iptaline yönelik dava açma hakkı bulunmadığını, faaliyet raporlarının toplantı öncesinde gönderilmediği, eksik olduğu ve markaların ne şekilde kullanıldığı hususunda herhangi bir bilgi verilmediğine ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının TTK'nın 437.maddesine göre bilgi edinme hakkını kullanmadığı gibi, şirket bilgilerinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin genel kuruldan önce bir dava da açılmadığını, sermaye artırımının önceki genel kurul kararlarına göre alınarak gerçekleşmesi nedeniyle yeni pay oranına göre oy kullanılmasının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.