1. Hukuk Dairesi 2026/823 E. , 2026/2353 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/411 E., 2025/335 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R- Dava, k…
1. Hukuk Dairesi 2026/823 E. , 2026/2353 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/411 E., 2025/335 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R- Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ile mera olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir. Kadastro sonucunda; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 835 parsel sayılı taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden otlak vasfıyla ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 11.08.1955-09.09.1955 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro (tapulama) tespitinin kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, taşınmazın sonraki dönemlerde hibe, satış, intikal ve hisse birleştirme işlemlerine tabi tutulduğu, 32,49 metrekare kısmının kamulaştırma işlemi sonucunda 17.03.2004 tarihinde hükmen ifraz edilerek ... adına ayrı bir parsel numarasıyla tescil edildiği, yörede yapılan uygulama (yenileme) kadastrosu çalışmaları sonucunda taşınmazın 1 03... parsel numarasını aldığı, halen davalılar adına 1/2'şer paylı olarak tapuda kayıtlı olduğu, eldeki davanın ise 04.04.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı Hazine vekili; çekişmeli taşınmazın ... Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün uhdesinde bulunan 1937 tarih ve 19 sayılı Arazi Tahrir Defterinin 449 sırasında köy merası olarak kayıtlı olduğunu, 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında bu kaydın araziye uygulanmadığını ve söz konusu kaydın kapsamında kalan çekişmeli taşınmazın şahıs arazisi olarak tespit edildiğini, bilahare yörede mera tahdidinin yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın tahdit kapsamında kaldığını beyanla tapu kaydının iptali ile mahsus sicile kaydedilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 1955 yılında yapılan tesis kadastro tespitlerine karşı gerek askı ilan süresi içerisinde gerekse hak düşürücü süre içerisinde herhangi bir dava açılmadığını, taşınmazların bulunduğu bölgede yenileme kadastrosu çalışmaları yapıldığını, taşınmazın bir bölümünün kamulaştırıldığı ve tapu kayıt maliklerine kamulaştırma bedellerinin ödendiğini, davacı Hazinenin tüm bu aşamalarda herhangi bir itirazı ve mera iddiasının olmadığını, mera tahsisinin hatalı yapıldığını, çekişmeli taşınmazın eklemeli biçimde üzerinde zilyetlik sürdürülen ve ekilip biçilen tarım arazisi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın ve komşu taşınmazların niteliklerinin tarım arazisi vasfında olduğu, toplanan delillere göre taşınmazın mera ve yaylak olarak kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafın tutunduğu arazi tahrir kaydının mülkiyet belgesi olmadığı, çekişmeli taşınmazların kadim mera olduğunu ispat yükünün davacı Hazine üzerinde olduğu, toplanan delillere göre taşınmazların mera vasfında olduğunun ispat edilemediği, taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyet yapılmamasının mera olduklarını ispat etmediği, tespit tarihinden 60-65 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açılmasının Anayasa Mahkemesi kararlarında istikrarlı bir şekilde uygulanan meşru beklenti kavramına tamamen aykırı olduğu, çekişmeli taşınmazların mera olarak sınırlandırılması sonucu elde edilmek istenilen yarar ile davalı gerçek kişilerin davanın kaybedilmesi nedeniyle uğrayacakları külfet arasında orantısızlık bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek, doğru sonuca varılabilmesi için davacı Hazine dayanağı vergi kaydının kapsamının belirlenmesi, ardından yöntemince mera araştırmasının yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi hususuna değinilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın tarımsal arazi niteliğinde olduğu, mera vasfında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece yazılı şekilde davacı Hazinenin mera iddiasını ispat edemediği, çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı gibi bilirkişi raporlarının muhteviyat ve sonuçları itibariyle çelişkiler barındırdığı halde bu yön üzerinde durulmamış, bozma kararının gereklerine riayet edilmemiştir. Dosya kapsamında yer alan jeodezi (harita) mühendisi bilirkişi raporuna göre taşınmazın sınırlarının oluşmadığı ve tarımsal amaca uygun zilyetliğe tesadüf edilmediğinin belirtildiği, hükme esas bilirkişi heyeti raporu içeriğinde ise taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğuna dair kanaat belirtildiği, bu hususun çelişki oluşturduğu; öte yandan davacı Hazinenin mera iddiası yönünden Hazine dayanağı tahrir kaydının çekişmeli taşınmaza aidiyeti hususunda usulüne uygun şekilde uygulama yapılmadığı gibi yöntemince mera araştırmasının da yapılmadığı, taşınmazın niteliği, kadim mera olup olmadığı, tarımsal amaçlı kullanılıp kullanılmadığı hususunda dava konusu taşınmazın sınırları içerisinde bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişilerden ayrıntılı ve maddi olaylara dayalı olarak beyan alınmadığı anlaşılmıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazın bulunduğu yere ait özellikle askeri haritalar ile geniş ölçekli memleket haritaları getirtilerek dosya ikmal edilmelidir. Bundan sonra, elverdiğinde yaşlı, yöreyi iyi bilen taşınmazın bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat fakültelerinin toprak bölümünde ihtisaslı ve önceki keşiflere refakat etmemiş 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi ile 2 kişilik jeoloji mühendisi bilirkişiden teşekkül eden bilirkişi kurulu ve daha evvel dosyaya rapor ibraz etmemiş 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, davacı Hazinenin dayandığı tahrir kaydı mevkisi ve tüm hudutları ile uygulanarak zeminde tek tek gösterilmeli, gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar teknik bilirkişi haritasında işaret ettirilmeli, uygulama sırasında özellikle eski tarihli askeri haritalardan istifade edilerek yazılı hudut yerleri bu haritalar vasıtasıyla belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği ve kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadığı ya da mera niteliğindeki taşınmazdan kazanılıp kazanılmadığı etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı; teknik bilirkişilerden yapılan keşfi, tespit edilen hudutları ve uygulanan kayıtların kapsamını gösteren ayrıntılı, denetime elverişli krokili rapor alınarak bu suretle tahrir kaydının kapsamı belirlenmelidir. Kayıt kapsamı belirlendikten sonra 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulundan dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera nitelikli yerlerden nasıl ayrıldıklarını, taşınmazın meradan açılan, meranın devamı niteliğinde olup olmadığı, üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp tarımsal niteliklerini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, önceki bilirkişi raporlarının içeriğini de denetleyecek şekilde bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Harita mühendislerinden teşekkül eden bilirkişi kuruluna dosyada mevcut en eski tarihli hava fotoğrafları ile askeri haritalar üzerinde inceleme yaptırılarak davacı dayanağı tahrir kaydında yazılı hudut yerlerine ilişkin denetleme yapılmalı, çekişmeli taşınmazın ve mera tahsis haritası kapsamında kalan tüm taşınmazların bir bütün halinde hava fotoğraflarında gözüken nitelikleri, mera olup olmadıkları, fiilen tarımsal faaliyette kullanılıp kullanılmadıkları, sınırlarının belirgin olup olmadığı, çevre arazilerden ayıran doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı rapor aldırılmalı, ayrıca mera tahsis haritası ile davacı Hazinenin dayandığı arazi tahrir kaydının kapsadığı alanları gösteren kroki düzenlettirilmelidir. Yukarıda değinilen hususlar gözetilerek yapılan tahkikat sonucunda elde edilmiş deliller ile daha evvel toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.