10. Hukuk Dairesi 2011/16873 E. , 2012/27188 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :771-472 Davacı, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki…
**10. Hukuk Dairesi 2011/16873 E. , 2012/27188 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :771-472 Davacı, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Hukuk Genel Kurulu'nun 14.11.2007 tarih ve 2007/13-848 E. 2007/840 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi (davanın mesmu, yani dinlenebilir olabilmesi) bazı şartların tahakkukuna bağlı olup, bunlara dava şartları denir. Dava şartlarından bir kısmı olumlu (varlığı mutlaka gerekli); diğer bir kısmı da, olumsuz (yokluğu mutlaka gerekli) niteliktedir. Hakim, önüne gelen bir davada, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen gözetmelidir. Olumlu dava şartlarından biri de, davacının o davayı açmakta hukuki yararının bulunmasıdır. Açılmasında davacısı yönünden hukuki yarar bulunmayan bir dava, dava şartının yokluğundan dolayı reddedilmelidir. Yapılan incelemede; davaya konu 2010/14031-14032-14033 ve 14034 nolu takip dosyalarına ait ödeme emirlerinin başlık kısmında takip borçlusunun, dava dışı "..." olduğunun yazılı olduğu ve davacının % 1 hissesi dışında davaya konu ödeme emirlerine konu prim borcu ve fer'ileri ile idari para cezasından sorumlu olmadığı gerekçesi ile iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davaya konu ödeme emirlerinin davacı adına düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında; yukarıda açıklanan prensipler ışığında, davacının bu yöndeki talebinde hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda, 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde öngörülen 7 günlük hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması, isabetsizdir. 2-) Kabule göre de; 03.07.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5904 sayılı Kanunun 35’nci maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168’nci maddesine eklenen cümle uyarınca; “...hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü öngörülmüş olduğundan, 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan işbu davada davalı lehine maktu vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken, nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç: Hüküm fıkrasının ikinci parağrafında yer alan “3.029,62” rakamlarının silinerek, yerine, “1.100,00” rakamlarının yazılmasına, gerekçenin de bu esasa göre düzeltilmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.