4. Hukuk Dairesi 2010/905 E. , 2010/12636 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ...vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 18/06/2008 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 16/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyi…
**4. Hukuk Dairesi 2010/905 E. , 2010/12636 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ...vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 18/06/2008 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 16/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Davacı, ... gazetesinin 14.06.2008 günlü sayısında davalılardan ... tarafından yazılan “Üçgen, dörtgen ve daire..” başlıklı yazısında; ... gazetesinin 10.06.2008 günlü yayınından alıntı yapılarak, Almanya'daki Ergenekon oluşumunun Türkiye'ye 1,5 milyon Euro para transfer ettiğini, bu paranın 120 bin Euro'sunun kendisine verildiğinin ileri sürüldüğünü ileri sürerek, kişilik haklarına saldırı nedeni ile davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar ise; haberin hukuka uygun olduğunu, iddianın ... ... ... tarafından ileri sürüldüğünü, Almanya yasalarına göre on bin Euro'dan fazla paranın kaydının tutulduğunu, ilgili banka ve hükümetlerde yapılacak araştırma ile dava konusu yayının gerçekliğinin ortaya çıkacağı belirtilerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, başka bir gazete ve yazara dayanılarak yazılsa da gerekli araştırma yapılmadan yazının davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle, istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Dava konusu edilen köşe yazısında; Ergenekon örgütünün oluşumunda Alman Devleti'nin parmağı olduğu, ... gazetesi haberi uyarınca araştırmacı yazar ... ... ...'in anlatımına göre Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan ... ...'ün Alman Gladyo'sunun subayları ile derin ilişkiler içinde olduğu, 2001-2007 yılları arasında Almanya'daki Ergenekon oluşumunun Türkiye'ye 1,5 milyon Euro para aktardığı, bu paranın 120 bin Euro'sunun Yeniçağ gazetesine ödendiği belirtilmiştir. Davalı yazar dava konusu köşe yazısının bir bölümünü ... gazetesi yazarı ... ...'in 10.06.2008 günlü haberinden alıntı yaparak yazmış; davacı gazeteye para aktarıldığını bu yazıya ve araştırmacı gazeteci olarak tanıtılan ... ... ...'in, Ergenekon davası olarak adlandırılan dava nedeniyle yaptığı 12.06.2008 günlü tanık anlatımlarına dayanmıştır. Haberin kaynağı olan ... ... ...'in bu anlatımları daha sonra ciddiye alınarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/209 Esas sayılı dava dosyasında araştırma konusu yapılmış ve davacı gazeteye ödeme yapılıp yapılmadığının Alman Federal Savcılığı ile Almanya Devletinden 02.06.2009 günlü ara karar ile sorulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, 14.06.2008 günü yayımlanan dava konusu haberin, yayımlandığı gündeki görünür gerçekliğe uygun olup hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.