DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/951 E. , 2024/152 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/951 Karar No : 2024/152 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Gayri…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/951 E. , 2024/152 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/951 Karar No : 2024/152 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Gayrimenkul ile araç alım-satımı faaliyetinde bulunan davacının kayıt dışı hasılat elde ettiğinden bahisle ve hakkında düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca re'sen tarh edilen 2011 yılı gelir vergisi ile verginin bir katı tutarında kesilen ve tekerrür hükümleri uygulanarak artırılan vergi ziyaı cezasının, 2011 yılının tüm dönemlerine ait geçici vergiler ile vergilerin bir katı tutarında kesilen ve 2011/Ekim-Aralık dönemi için tekerrür hükümleri uygulanarak artırılan vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Gelir vergisi ve geçici vergi tarhiyatları ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden yapılan inceleme: Gayrimenkul ve araç alım-satımı faaliyeti nedeniyle mükellef olan davacının 2011 yılı işlemlerinin incelenmesi neticesinde, 67.510,00 TL'ye alıp 68.000,00 TL'ye sattığı bir adet gayrimenkul satışından elde ettiği geliri beyan etmediği anlaşılmıştır. Yine 54.100,00 TL'ye alıp 56.000,00 TL'ye, 79.510,00 TL'ye alıp 81.000,00 TL'ye, 31.100,00 TL'ye alıp 34.000,00 (KDV dahil) TL'ye, 34.500,00 TL'ye alıp 38.000,00 TL'ye satmış göründüğü dört adet taşınmazın gerçek satış bedellerinin ise alıcıların beyanları doğrultusunda sırasıyla 70.000,00 TL, 85.000,00 TL, 45.000,00 TL ve 61.500,00 TL tutarlarında olduğu, ayrıca 34.000,00 TL'ye satıldığı görünen taşınmaza ilişkin satış tutarından sehven katma değer vergisi tutarı indirilerek fatura düzenlendiğinin davacı tarafından beyan edildiği, dolayısıyla davacının gayrimenkul satışları nedeniyle hiç beyan etmediği 490,00 TL ve eksik beyan ettiği 52.835,00 TL olmak üzere toplam 53.325,00 TL ticari kazancının bulunduğu tespit edilmiştir. Araç satışlarından elde edilen kazancın tespitinde ise, beyanlara yansıtılan araç satışlarının davacının beyanı doğrultusunda %10 kâr ile satıldığı kabul edilerek %10'luk kârın altındaki satışlar için alış bedeline %10 kâr eklenmesi suretiyle gerçek satış bedeli belirlenmiş, beyanlara yansıtılmayan araçlar için ise belgelerdeki alış-satış bedeli, belge ibraz edilmeyenler için ise davacının beyan ettiği tutarlar, yine beyan edilmeyen bir aracın satış bedeli ise alıcının beyanı dikkate alınarak belirlenmiştir. Dolayısıyla araç alış-satışlarından elde edilen 75.952,79 TL tutarındaki kazancın eksik beyan edildiği, 66.250,00 TL tutarındaki kazancın ise hiç beyan edilmediği, öte yandan bir kısım binek otomobil için ödenip indirim konusu yapılan katma değer vergisinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddedildiği, fakat indirimi reddedilen katma değer vergisi tutarının (6.182,50 TL) beyan dışı bırakılan kazanç hesaplanırken maliyet olarak dikkate alındığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak davacının gayrimenkul ve araç satışlarından elde ettiği ve beyan dışı bıraktığı toplam kazancın (490,00 + 52.835,00 + 75.952,79 + 66.250,00 - 6.182,50 = 189.345,29 TL) matrah farkı kabul edilmesi suretiyle dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatların yapıldığı görülmektedir. Davacının gayrimenkul ve araç alım-satım faaliyeti nedeniyle mükellefiyeti bulunduğundan dava konusu gayrimenkul ve araç satışlarından elde ettiği kazancın ticari kazanç olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamakta olup uyuşmazlık matrahın doğru hesaplanıp hesaplanmadığına ilişkindir. Olayda, söz konusu araç ve gayrimenkul alım-satımlarına ilişkin maliyetler mükellef olan davacı tarafından beyan edilmiş olduğundan beyan edilmeyen gayrimenkul satışları için satış bedeli ile alış bedeli arasındaki farkın, beyan edilen taşınmazlar için ise alıcıların beyan ettiği tutarlar ile tapuda görünen satış bedelleri arasındaki farkın, beyan edilen araçların davacının beyanı doğrultusunda alış bedeline %10 kâr eklenmesi suretiyle bulunan tutar ile beyan edilen satış bedeli arasındaki farkın, beyan edilmeyen araçlar için ise, davacı lehine hareketle, belge ibraz edilenler için belgelerdeki satış ve alış bedelleri arasındaki farkın, belge ibraz edilmeyenler için ise davacının beyan ettiği satış ve alış bedelleri arasındaki farkın, beyan edilmeyen bir araç için ise alıcının beyanı ile alış bedeli arasındaki farkın beyan dışı bırakılan hasılat farkı olarak tespit edilmesi, bir kısım binek otomobiller için ödenip indirim konusu yapılan fakat indirimi reddedilen katma değer vergisinin de maliyet olarak dikkate alınması hukuka uygun görülmüştür. Bu durumda, söz konusu hasılat farkının matrah kabul edilmesi suretiyle yapılan gelir vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile geçici vergilere bağlı olarak vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmazken, mahsup dönemi geçtiği halde tarh edilerek ihbarnamede gösterilen geçici vergilerde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımları yönünden yapılan inceleme: Davalı idare tarafından savunma dilekçesine eklenen belgeler incelendiğinde, tekerrüre esas alınan 2008 yılının muhtelif dönemleri için kesilen cezaların 25/02/2014 tarihinde uzlaşmaya varılarak kesinleştiği anlaşıldığından, dava konusu 2011 dönemi için kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanarak artırılmasında hukuka uygunluk görülmemiştir. Karar sonucu: Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle gelir vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile geçici vergiler üzerinden vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden davayı reddetmiş, geçici vergiler ile vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanarak artırılan kısımlarını ise kaldırmıştır. Tarafların istinaf istemlerini inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Davacının gelirinin bir kısmını beyan dışı bıraktığı sonucuna ulaşılmasına yol açan tespit ve değerlendirmelerin yer aldığı ve dönem matrahının belirlendiği vergi inceleme raporlarının ihbarname ile birlikte tebliğ edilmemesi, davacı adına yapılan tarhiyatı hükümsüz kılacak nitelikte esasa etkili bir şekil hatasıdır. Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi ile davacının istinaf başvurusunun kabulüne ve Mahkeme kararının davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasını kaldırarak davanın kabulüne karar vermiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 22/06/2020 tarih ve E:2018/1567, K:2020/2168 sayılı kararı: Davalı idarece re'sen dava dosyasına sunulan davacı hakkında düzenlenen rapor davacıya tebliğ edilip, davacının haklılığını ortaya koymaya yönelik delillerini ileri sürmesine imkan vermek ve uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir. Daire bu gerekçeyle temyize konu kararı bozmuştur. Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararına uyularak verilen … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: Davacının araç satışları yönünden yapılan inceleme: Her ne kadar, davacının araç satışlarında uyguladığı kâr oranı beyanından hareketle olması gereken satış değerleri yeniden hesaplanarak matrah belirlenmişse de, davacının beyan ettiği satış değerlerinin kabul edilmeyerek beyan ettiği %10 kâr oranının alış bedellerine uygulanabilmesi için öncelikle her bir araç bazında beyan edilen satış değerinin gerçeği yansıtmadığına yönelik tespit yapılması gerekmektedir. Olayda ise, davacı nezdinde 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin olarak tutulan ifade tutanakları incelendiğinde, araç satışlarında %10-11 civarı kâr oranı uyguladığını belirtmekle birlikte gerçek satış bedelinin araç satış sözleşmelerinde yazılı bedel olduğunun da belirtildiği, yani araç satış tutarlarının gerçeği yansıtmadığı yönünde bir beyanının bulunmadığı, davacının çoğunluğu %10 kâr oranının çok altında olmakla birlikte bu oranın üstünde de kâr oranı uyguladığı satışlarının bulunduğu, bir kısım satışlarının da zararına olduğu, istikrarlı bir kâr oranı uygulanmadığı görüldüğünden, alış bedellerine %10 kâr oranı uygulanmak suretiyle belirlenen satış tutarları esas alınarak matrah belirlenmesi hukuka uygun değildir. Nitekim inceleme elemanınca da satışları beyan dışı bırakılan sekiz araçtan ikisinin toplam 6.200,00 TL tutarında zararla satıldığının tespit edildiği ve zararın hasılat hesaplanırken dikkate alınması suretiyle zararına satış yapabileceğinin de kabul edildiği görülmüştür. Ayrıca "…" plaka numaralı aracın satışıyla ilgili kabul ettiği kâr oranının da gerek davacının beyanlarındaki kâr oranı gerekse inceleme elemanının takdir ettiği %10 kâr oranının çok üzerinde, %220 civarında olduğu dikkate alındığında, inceleme elemanınca da %10 kâr oranının bütün satışlar için kabul edilmediği anlaşılmıştır. Bunun yanında, "…" plaka numaralı aracın satışıyla ilgili olarak, hangi nedenle diğer satışlar için esas alınan %10 kâr oranının çok üzerinde bir kâr oranıyla satış yapıldığı, bunun mümkün olup olamayacağı hususu sorgulanmadan bu satışa ilişkin matrah farkı tespit edilmiştir. Vergi tarh edilirken öncelikle, davacının araç bazında beyan ettiği araç alım ve satım değerlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı yönünde tespit yapılması gereklidir. Aracın hem alıcısı hem de satıcısı nezdinde yapılan inceleme ve araştırmaların yanı sıra başka araştırmalar sonucunda aracın gerçek alım ve satım değerlerinin tespit edilmemesi halinde ise, davacının beyan ettiği %10 kâr oranının uygulanması suretiyle araç alım ve satım değerleri belirlenebilecektir. Olayda ise, araçların hem alıcısı hem de satıcısı nezdinde inceleme ve araştırma yapılmadığı, ayrıca inceleme elemanınca özellikle %10 kâr oranının çok üstünde kâr oranı uyguladığı satışlara ilişkin olarak bu satış oranlarının ticari ve teknik icaplara uygun olup olmadığı, alım ve satım arasındaki yüksek farkı yaratan malzeme, tamir masrafları, piyasa koşulları gibi nedenlerin olup olmadığı hususları da dikkate alınarak yapılan hesaplamalar sonucu matrah farkı tespit edilmesi gerekirken, buna ilişkin olarak da bir inceleme ve araştırma yapılmadığı görüldüğünden, araç alım-satım faaliyeti yönünden eksik incelemeye dayalı olarak tespit edilen matrah farkı hukuka uygun görülmemiştir. Davacının gayrimenkul satışları yönünden yapılan inceleme: Davacının 2011 yılında gayrimenkul alım-satım faaliyeti yönünden, hiç beyan etmediği 490,00 TL ve eksik beyan ettiği 52.835,00 TL tutarlarında olmak üzere toplam 53.325,00 TL tutarında beyan edilmeyen ticari kazancının matraha ilave edilmesi hukuka uygun görülmüştür. Matrah farkının hesaplanmasına yönelik değerlendirme: Davacının gayrimenkul satışlarına ilişkin olarak toplam 53.325,00 TL beyan edilmeyen ticari kazancının matraha ilavesi yerinde olmakla birlikte, araç alım-satım faaliyeti yönünden tespit edilen matrah farkı hukuka uygun görülmediğinden ve inceleme elamanınca davacı lehine hareketle, beyan dışı bırakılan sekiz araçtan zararına satıldığı kabul edilen iki aracın satışından kaynaklanan toplam 6.200,00 TL tutarındaki zararın hasılat hesaplanırken dikkate alındığı ve bir kısım binek otomobil için indirimi reddedilen 6.182,50 TL katma değer vergisi tutarının maliyet olarak dikkate alındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, vergi matrahının (490,00 + 52.835,00 - 6.200,00 - 6.182,50) 40.942,50 TL tutarında olması gerekmektedir. Bu nedenle, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatların 40.942,50 TL tutarında matraha isabet eden kısmının hukuka uygun olduğu, bu tutarı aşan matraha isabet eden kısmının ise hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Karar sonucu: Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle davalının istinaf başvurusunu reddetmiş, vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının 40.942.50 TL tutarında matraha isabet eden kısmına ilişkin davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasına yönelik davacının istinaf başvurusunu reddetmiş, 40.942.50 TL tutarı aşan matraha isabet eden kısmına ilişkin davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasına yönelik davacının istinaf başvurusunun kabulü ile anılan hüküm fıkrasını kaldırarak bu kısım bakımından davanın kabulüne karar vermiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2021/820, K:2021/5034 sayılı kararı: Davacının icra dairesi müdürlüklerinden açık artırma yoluyla satın aldığı araçlardan bir kısmının satışını kayıt ve beyan dışı bırakmış olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine inceleme başlatıldığı dikkate alındığında olayda re'sen tarh nedeninin bulunduğu anlaşıldığından, mükellefin beyanı ve önceki yıllardaki kâr oranları dikkate alınarak %10'luk kârlılık oranıyla saptanan matrah üzerinden yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Daire bu gerekçeyle temyize konu kararı bozmuştur. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, ısrar kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, gayrimenkul satışlarından kaynaklanan 53.325,00 TL matrah farkından 12.382,50 TL'nin indirilmesine ilişkin hüküm fıkrası ile araç satışlarından kaynaklanan gelir vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile geçici vergiler üzerinden vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kayıt dışı satılan sekiz adet araç nedeniyle bulunan matrah farkına isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulması; geçici vergi asılları, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımları ile araç satışlarından kaynaklanan gelir vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile geçici vergiler üzerinden vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının %10 kârlılık oranı dikkate alınmak suretiyle bulunan matrah farkına isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ise onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY VE CEZALI TARHİYATIN YARGILAMA SÜRECİNDE KESİNLEŞEN KISIMLARINA YÖNELİK AÇIKLAMALAR: Davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu'nda, 2011 yılında davacının defter ve belgelerinde yer alan elli üç adet araç satışına ilişkin olarak %10 kârlılık oranı dikkate alınmak (%10 altında kârla veya zararına satılan elli bir araç bakımından satış tutarları yeniden belirlenmek) suretiyle 75.952,79 TL tutarında hasılatı kayıt ve beyan dışı bıraktığı tespit edilmiştir. Aynı raporda davacının sekiz adet aracı da kayıt dışı alıp sattığı tespit edilmiştir. Bu araçların alış ve satış bedelleri davacının beyanları ile noter satış sözleşmelerinde belirtilen tutarlar dikkate alınarak tespit edilmiştir. Ancak bu araçlardan "…" plakalı aracın kasko değeri ile satış tutarı arasında büyük bir fark bulunması nedeniyle alıcı beyanının alınması yoluna başvurulmuş ve bu aracın satış bedeli, alıcı ifadesi dikkate alınarak tespit edilmiştir. Bu yolla kayıt dışı bırakılan sekiz adet aracın satışına ilişkin olarak davacının 66.250,00 TL tutarında ( "…" plakalı aracın satışından kaynaklanan 67.500,00 TL kâr ile beş adet aracın satışından kaynaklanan 4.950,00 TL kârın toplamından iki aracın satışından kaynaklanan 6.200,00 TL zarar mahsup edilmek suretiyle) hasılatı kayıt ve beyan dışı bıraktığı tespit edilmiştir. Ayrıca davacının 2011 yılında satın aldığı ve binek otomobil olarak kullandığı araçlara ait 6.182,50 TL tutarında katma değer vergisini ilgili dönem katma değer vergisi beyannamelerinde indirim konusu yaptığı tespit edildiğinden, bu tutarın reddedilerek dönem beyanlarından çıkarılması gerektiği, ancak gelir vergisi açısından maliyet unsuru olarak dikkate alınacağı belirtilmiştir. Tespit edilen bu tutarlar üzerinden (75.952,79 + 66.250,00 - 6.182,50) toplam 136.020,29 TL hasılat farkı bulunmuştur. Öte yandan davacının 2011 yılında gerçekleştirdiği gayrimenkul satışlarına ilişkin olarak 53.325,00 TL kayıt ve beyan dışı bırakılan kazancı bulunduğu tespit edilmiştir. Bu şekilde, cezalı tarhiyatın dayanağı olan kayıt ve beyan dışı bırakılan gayrimenkul ve araç satışlarından kaynaklı toplam matrah farkı (53.325,00 + 75.952,79 + 66.250,00 - 6.182,50 olmak üzere) 189.345,29 TL olarak bulunmuştur. Vergi Dava Dairesi kararının, cezalı tarhiyatın beyan dışı bırakılan gayrimenkul satışlarından doğan matrah farkından (53.325,00 TL) araç satışlarına ilişkin 6.200,00 TL tutarındaki zararın ve indirimi reddedilen ancak maliyet olarak dikkate alınan katma değer vergisi tutarının (6.182,50 TL) tenzili sonucunda kalan 40.942,50 TL tutarındaki matrah farkına ilişkin kısmına yönelik hüküm fıkrası davacı tarafından temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu aşamada, davalı idarenin, ısrar kararının gayrimenkul satışlarından kaynaklanan matrah farkından (6.200,00 + 6.182,50 =) 12.382,50 TL'nin indirilmesine ilişkin hüküm fıkrası ile araç satışları nedeniyle bulunan matrah farkının hukuka uygun olmadığı yolundaki hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemi, temyiz incelemesinin konusunu oluşturmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin "B) İspat" başlıklı fıkrasında, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, bunun yemin hariç her türlü delille ispat edilebileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı belirtilmiştir. Aynı fıkrada, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğuna yer verilmiştir. Kanun'un 134. maddesinin birinci fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: i. Israr kararının, gayrimenkul satışlarından kaynaklanan 53.325,00 TL matrah farkından (6.200,00 + 6.182,50 olmak üzere) 12.382,50 TL'nin indirilmesine ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme: Davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu incelendiğinde, cezalı tarhiyatın dayanağı [53.325,00 + 75.952,79 TL + (67.500,00 + 4.950,00 - 6.200,00) - 6.182,50 olmak üzere] 189.345,29 TL tutarındaki matrah farkı bulunurken, araç satışlarına ilişkin 6.200,00 TL tutarındaki zararın ve indirimi reddedilen ancak maliyet olarak dikkate alınan 6.182,50 TL tutarındaki katma değer vergisinin zaten tenzil edildiği anlaşılmaktadır. Tarhiyatın hukuka uygunluğu incelenirken anılan tutarların tekrar dikkate alınması mükerrer indirime sebep olacağından, temyize konu kararın gayrimenkul satışlarından kaynaklanan 53.325,00 TL matrah farkından 12.382,50 TL'nin indirilmesine ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. ii. Israr kararının, geçici vergi asılları, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımları ile araç satışlarından kaynaklanan gelir vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile geçici vergiler üzerinden vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının %10 kârlılık oranı dikkate alınmak suretiyle bulunan matrah farkına (75.952,79 TL) isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme: Israr kararının anılan hüküm fıkrası, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın değinilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir. iii. Israr kararının, araç satışlarından kaynaklanan gelir vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile geçici vergiler üzerinden vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kayıt dışı satılan sekiz adet araç nedeniyle bulunan matrah farkına (66.250,00 TL) isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme: Uyuşmazlıkta kayıt dışı satılan araçların alış ve satış tutarları, davacının beyanları ve ibraz ettiği noter satış sözleşmelerinde yer alan tutarlar ile bir aracın satış tutarı bakımından da vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunan alıcının beyanı dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu itibarla, somut verilerle tespit edilen tutarlar üzerinden bulunan (67.500,00 + 4.950,00 - 6.200,00 olmak üzere) 66.250,00 TL tutarındaki matrah farkında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, 2- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının gayrimenkul satışlarından kaynaklanan … TL matrah farkından … TL'nin indirilmesine ilişkin hüküm fıkrası ile araç satışlarından kaynaklanan gelir vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile geçici vergiler üzerinden vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kayıt dışı satılan sekiz adet araç nedeniyle bulunan matrah farkına isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 3- Davalının temyiz isteminin kısmen REDDİNE, 4- Israr kararının, geçici vergi asılları, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımları ile araç satışlarından kaynaklanan gelir vergisi ve verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezası ile geçici vergiler üzerinden vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının %10 kârlılık oranı dikkate alınmak suretiyle bulunan matrah farkına isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 5- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 06/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Israr kararının, Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer verilen hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.