DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1111 E. , 2024/549 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1111 Karar No : 2024/549 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Alltıncı Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2019/13994, K:2022/10130 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çevre ve Şehircili
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1111 E. , 2024/549 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1111 Karar No : 2024/549 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Alltıncı Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2019/13994, K:2022/10130 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 07/01/2019 tarihinde onaylanan, Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (ÇDP) Değişikliğinin 4.18, 7.43, 7.30, 7.49, 7.50, 8.1.2.1, 8.7.8.2 ve 8.7.8.3 sayılı plan notlarının ve çevre düzeni planını değişikliğinin tamamının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Alltıncı Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2019/13994, K:2022/10130 sayılı kararıyla; 1.Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin katılımcı ve halkı bilgilendirme mekanizmalı bir planlama anlayışından uzak bir şekilde onaylandığı ve ilgili kurum-kuruluş görüşlerinin alınmadığı iddiası bakımından; Uyuşmazlık konusu planın hazırlanması aşamasında, planlama bölgesi içinde bulunan illerde yerel yönetimlerin ve illerdeki diğer temsilcilerin katıldığı toplantılar düzenlendiği, gerekli kurum ve kuruluş görüşlerinin alındığı, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve halkın planlama sürecine katılımının sağlandığı, ayrıca dava konusu ÇDP değişikliğinin gerekçe raporunda, değişikliğinin bakanlıkta yürütülen çalışmalar doğrultusunda diğer ÇDP'ları ile uygulama birlikteliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı, bu kapsamda, plan hükümlerinde yer alan bakanlık logosu ve ismi, genel müdürlük ismi, diğer kurum ve kuruluş isimlerinin güncellenmesi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde yer alan bazı kullanım kararlarının gösterim paftasına eklenmesi suretiyle düzenleme yapıldığı anlaşıldığından, incelenen kısım yönünden mevzuata aykırılık bulunmadığı, 2. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 4.18 sayılı plan notuna ilişkin olarak; Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin "Tanımlar" başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen 4.18 sayılı plan notunda; "Konut dışı kentsel çalışma alanları: çevre sağlığı yönünden tehlike oluşturmayan imalathanelerin, patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı maddeler içermeyen depoların, toptan ticaret pazarlama ve depolama alanlarının, konaklama tesislerinin, lokantaların, halı saha, tenis kortu gibi açık spor tesisleri ve düğün salonunun yapılabileceği kentsel çalışma alanlarıdır." düzenlemesine yer verildiği, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; "zz) Konut dışı kentsel çalışma alanı: Çevre sağlığı yönünden tehlike oluşturmayan imalathanelerin, patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı maddeler içermeyen depoların, toptan ticaret pazarlama ve depolama alanlarının, konaklama tesislerinin, lokantaların, halı saha, tenis kortu gibiaçık spor tesisleri ve düğün salonunun yapılabileceği kentsel çalışma alanlarını, " ifade ettiği, Dava konusu ÇDP değişikliğinin 4.18 sayılı plan notu ile konut dışı kentsel çalışma alanlarına ilişkin olarak, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde getirilen ve halen yürürlükte bulunan düzenlemenin aynen plan notlarına aktarıldığı anlaşıldığından incelenen kısım yönünden mevzuata aykırılık bulunmadığı, 3. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 7.43 sayılı plan notuna ilişkin olarak; Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin "Genel hükümler" başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen 7.43 sayılı plan notunda; "Bu planda kentsel yerleşme alanları içinde kalan ve Toplu Konut İdaresi'ne (TOKİ) tahsis edilmiş alanlarda TOKİ tarafından yürütülen uygulamalara, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca yürütülen faaliyetlere, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna tabi alanlara ilişkin uygulamalara ve İller Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 6107 sayılı Kanun uyarınca yapılacak uygulamalara ilişkin başvurular, bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir." düzenlemesine yer verildiği, Dava konusu ÇDP değişikliğinin 7.43 sayılı plan notu ile imar planlarının yapılmasına ilişkin temel mevzuata göre özel nitelikte olan Kanun ve Yönetmelikler uyarınca yapılacak uygulamalara ilişkin başvurulara yönelik düzenlemeye yer verildiği, bu başvuruların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde alt ölçekli planlarda değerlendirileceğinin açıkça düzenlendiği, anılan maddenin, 1/100.000 ÇDP ölçeğinde bir düzenleme içermediği, kaldı ki dava konusu edilen plan notunun, ÇDP'nda kentsel yerleşme alanları içinde kalan TOKİ'ye tahsisli alanlara ilişkin olduğu göz önünde bulundurulduğunda hali hazırda ÇDP ile kentsel yerleşme alanı lekesi getirilen bu alanlarda yapılacak uygulamalarda arazi kullanım kararı değiştirilmeksizin konut amaçlı kullanımlara yer verilebilmesi mümkün olduğundan planlama sistemine aykırı bir durum oluşmayacağı, Uyuşmazlık konusu çevre düzeni planının, orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan, alt ölçekli planları yönlendirici nitelikte, düzenleyici ve genel hükümler içeren leke plan özelliğinde olduğu, bu durumun planlama anlayışının bir gereği olarak yukarıda anılan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. ve 19. maddesinde düzenlendiği, uygulamada gerçekleştirilecek her tür plan kararının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında gösterilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca anılan Yönetmeliğin 19. maddesinin 5. fıkrasında planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilen sayısal veri tabanının oluşturulacağı kuralına yer verildiği, 7.43 sayılı plan notu ile de ilgili idaresince hazırlanan alt ölçekli planların Bakanlığın veri tabanına işleneceğine ilişkin düzenleme getirilmesinin Yönetmelik hükümlerinin bir gereği olduğu sonucuna ulaşıldığından, alt ölçekteki planlara ilişkin düzenleyici nitelikteki plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı, 4. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 7.30 sayılı plan notuna ilişkin olarak; Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin "Genel hükümler" başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen 7.30 sayılı plan notunda; "Bu plan kapsamında kalan alanlarda, “Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” hükümleri geçerlidir. Bu plan kapsamındaki alanlarda, 7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun” uyarınca hak sahibi afetzede ailelere kalıcı konut yapılması amacıyla AFAD tarafından “Afetzede Yerleşim Alanı” olarak belirlenen alanlarda yapılacak alt ölçekli planlar; bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri, nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda ilgili idaresince değerlendirilerek, bu planda değişiklik yapılmaksızın onaylanabilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir." düzenlemesine yer verildiği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin plan ilke ve esaslarını düzenleyen 19. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi uyarınca çevre düzeni planının hazırlanmasında afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler gözetilerek afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınmasının esas olduğu, iptali istenilen plan hükmüyle, afet tehlikesi bulunması nedeniyle özel durumu olan alanlarda yapılacak olan uygulamalarda tatbik edilecek kanun ve yönetmeliklerin belirtildiği, AFAD tarafından “Afetzede Yerleşim Alanı” olarak belirlenen alanlarda yapılacak alt ölçekli planların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri ve çevre imar bütünlüğü çerçevesinde alt ölçekli planlarda değerlendirileceğinin açıkça düzenlendiği, anılan maddenin, 1/100.000 çevre düzeni planı ölçeğinde bir düzenleme içermediği, Yukarıda, 7.43 sayılı plan notuna yönelik Daire değerlendirmesinde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin, temel coğrafi verilerin gösterildiği, çeşitli sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, koruma-kullanma dengesini sağlayan, alt ölçekli planları yönlendirici nitelikte, düzenleyici ve genel hükümler içeren leke plan özelliğinde olduğu, uygulamada gerçekleştirilecek her tür plan kararının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında gösterilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca 7.30 sayılı plan notuyla, ilgili idaresince hazırlanan alt ölçekli planların Bakanlığın veri tabanına işleneceğine ilişkin düzenleme getirilmesinin Yönetmelik hükümlerinin bir gereği olduğu sonucuna ulaşıldığından, alt ölçekteki planlara ilişkin düzenleyici nitelikteki plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı, 5. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 7.49 sayılı plan notuna ilişkin olarak; Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilen 7.49 sayılı plan notunda; "Bu planda sembol olarak gösterilen kullanım türlerinde, sembolün bulunduğu alan planın ölçeği gereği yer seçimi kararı verilmiş kesin alan olmayıp bu kullanıma ilişkin yer seçimi ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda çevre imar bütünlüğü dikkate alınarak alt ölçekli planlarla yapılabilecektir. Ayrıca bu planın ölçeği gereği arazi kullanım türünün ve sınırlarının gösterim tekniği nedeniyle (sembol, yol vb.) algılanamadığı alanlarda, bu planın diğer hükümleri dikkate alınarak alt ölçekli planlarda yetkili idarelerce kullanım kararı belirlenir." düzenlemesine yer verildiği, Çevre düzeni planı kararları, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması gereken kararlar olup, çevre düzeni planı niteliğindeki planlar, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getiren stratejik nitelikte planlar olarak hazırlandığı, Dava konusu planda, ölçeği (1/100.000) göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında plan kararları üretilmesi mümkün olamayacağından, genel arazi kullanım kararları değerlendirilerek ve bölge ve havza bazında mevzuata uygun olarak planlama yapılmak suretiyle alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararları üretilmesinin esas olduğu, bu kapsamda, belirlenen kullanım kararının tam olarak hangi parselleri kapsadığı veya sınırlarının ne şekilde geçirildiğinin çevre düzeni planı üzerinden anlaşılmasının mümkün olmayacağı, İncelenmekte olan plan notunda, dava konusu ÇDP'nda getirilen genel arazi kullanım kararlarının bu alanlar için kesin nitelikte olmadığının belirtildiği, anılan plan notunun, planın ölçeği gereği sembollerle ifade edilmesi nedeniyle meydana gelebilecek belirsizlikler bakımından yol gösterici olmak adına düzenlendiği, bu kapsamda, ilgili kurum görüşleri doğrultusunda ve alanın imar bütünlüğü gözetilerek alt ölçekli planlarda açıkça ortaya koyulabileceği ve planın ölçeği gereği arazi kullanım türünün ve sınırlarının gösterim tekniği nedeniyle algılanamadığı alanlara ilişkin olarak, bu planın diğer hükümlerine aykırı olmayacak şekilde alt ölçekli planlarda netleştirilebileceği düzenlemesine yer verildiği görüldüğünden, plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı, 6. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 7.50 sayılı plan notuna ilişkin olarak; Uyuşmazlık konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilen 7.50 sayılı plan notunda; "Plandaki gösteriminde farklılıklar olsa dahi, yürürlükteki idari sınırlar geçerlidir. Bu sınırlarda değişiklik olması durumunda, kabul edilen yeni sınırlar plan değişikliğine gerek olmaksızın geçerli olacaktır. Sınır değişiklikleri sayısal ortamda-koordinatlı, bu planın veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir." düzenlemesine yer verildiği, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun mülki idare bölümlerinin kuruluşunu düzenleyen birinci bölümünde yer alan 2. maddesinde; "İl, ilçe ve bucak kurulması, kaldırılması, adlarının, bağlılıklarının, merkez ve sınırlarının belirtilmesi ve değiştirilmesi aşağıda gösterilen şekilde yapılır: A) İl ve ilçe kurulması, kaldırılması, merkezlerinin belirtilmesi, adlarının değiştirilmesi, bir ilçenin başka bir il'e bağlanması kanun ile; B) Bucak kurulması, kaldırılması, merkezinin belirtilmesi, il ilçe ve bucak sınırlarının ve bucak adlarının değiştirilmesi bir köyün veya kasabanın veya bucağın başka bir il ve ilçeye bağlanması, mühim mevki ve tabii arazi adlarının değiştirilmesi Cumhurbaşkanı onayı ile (...) yapılır." kuralı bulunduğu, Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmeliğin "Sınırın Değişmezliği" başlıklı 4. maddesinde; "5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre belirlenmiş sınırların değişmezliği esastır. Mevcut sınırın değiştirilmesi ancak, sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması, idari birimlerin sosyal, ekonomik, idari ve coğrafi durumlarında eskiye oranla farklılıkların meydana gelmesi ve bu sonuçların sınır anlaşmazlığına yol açmış olduğunun Bakanlıkça tespit edilmesi halinde mümkündür. " düzenlemesine yer verildiği, Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 2025 yılı hedef alınarak, Sinop, Kastamonu ve Çankırı il sınırları içinde sürdürülebilir ve yaşanabilir bir çevre yaratılmasını; tarımsal, turistik ve tarihsel kimliğin korunmasını ve Türkiye’nin kalkınma politikaları kapsamında, sektörel gelişme hedeflerine uygun olarak belirlenen planlama ilkeleri çerçevesinde; sosyal, ekonomik, kültürel ve mekânsal açıdan sağlıklı gelişmeyi ve büyümeyi amaçlamaktadır." düzenlemesine yer verildiği, Dava konusu ÇDP'nın 1 sayılı plan notunda, planın Sinop, Kastamonu ve Çankırı il sınırları içerisinde uygulama alanı bulduğu ve bu kapsamda 7.50 sayılı dava konusu plan notunda, planlama alanı içindeki il sınırları ve alt düzeydeki mülki idare bölümlerine ait sınırların yürürlükteki sınırlar olarak kabul edileceği, sınırlarda değişiklik olması halinde yeni sınırların geçerli olacağı, yapılan değişikliklerin planın veri tabanına işleneceği düzenlemesine yer verildiği, Dava konusu ÇDP'nda belirlenen sınırların, yukarıda yer verilen 5442 sayılı Kanun ve Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelik hükümlerinden bağımsız olarak düşünülemeyeceği, ÇDP'nın uygulanması aşamasında karşılaşılması muhtemel uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından getirilen 7.50 sayılı plan notunun, mülki idare bölümlerinin güncel sınırları ile ÇDP'nda belirlenen sınırlarda uyumsuzluk olması veya planda belirlenen sınırların kesin olarak nereden geçtiğinin anlaşılamaması durumunda yol gösterici ve yardımcı olduğu anlaşıldığından, güncel sınırların esas alınmasına ilişkin plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı, 7. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 8.1.2.1 sayılı plan notuna ilişkin olarak; Dava konusu ÇDP değişikliğinin "Kırsal Yerleşim Alanları" başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen 8.1.2.1 sayılı plan notunda; "Bu alanlarda, ilgili kanun ve yönetmeliklere göre karara bağlanmış ve bağlanacak olan köy yerleşik alan ve civarı sınırları geçerlidir. “5543 sayılı İskân Kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek kırsal yerleşme alanları çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın geçerli olacaktır. Belirlenen kırsal yerleşme alan sınırları veri tabanına işlenmek üzere ilgili idaresince bakanlığa gönderilir.” düzenlemesine yer verildiği, 442 sayılı Köy Kanununun 10. ek maddesinde; "Valilikçe resen veya köy muhtarının talebi uygun bulunduğu takdirde, köy yerleşme planının yapılması için Köy Yerleşme Alanı Tespit Komisyonuna gönderilir. Köy Yerleşme Alanı Tespit Komisyonu, Vali Yardımcısı başkanlığında Maliye ve Gümrük, Bayındırlık ve İskan, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlıkları ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü mahalli kuruluşlarının birer teknik elemanı ile köy temsilcisinden oluşur. Gerektiğinde bu komisyona ilgili diğer kuruluşlardan da uzman eleman iştirak ettirilir. Komisyon, köyün halihazır ve gelişme durumunu dikkate alarak, konut ve genel ihtiyaçlarına göre köy yerleşme planını düzenler. Bu plan üzerinde Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı, meri İmar Kanunu ve bu konudaki yönetmelik hükümlerine tabi olmaksızın, parsellerin konumunu belirleyen işleri yapar veya yaptırır. Bu plan valilikçe onaylanarak kesinleştirilir ve yürürlüğe girer." düzenlemesi bulunduğu, Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin "Kırsal yerleşim alanları" başlıklı 4.9 sayılı plan notunda; "Kentsel yerleşim alanları dışında kalan, köy ve mezraları kapsayan, bu planda sınırları şematik olarak gösterilmiş veya plan ölçeği gereği gösterilememiş olan alanlardır. " tanımına, 7.24 sayılı plan notunda; "Bu planda, plan ölçeği gereği gösterilememiş olan köy ve mezralara ilişkin yerleşik alanlarda, bu planın kırsal yerleşim alanlarına ilişkin “8.1.2 maddesi”ndeki plan hükümlerine göre uygulama yapılacaktır." hükmüne yer verildiği, Dava konusu 8.1.2.1 sayılı plan notunda, 5543 sayılı İskân Kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek kırsal yerleşme alanları ile güncel köy yerleşik alan ve civarı sınırlarının geçerli olacağı düzenlemesine yer verildiği, Dava konusu ÇDP'nda yer verilen kırsal yerleşme alanları ve köy yerleşik alanı sınırlarının 5442 sayılı Kanun, 5543 sayılı Kanun ve Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelik hükümlerinden bağımsız olarak düşünülemeyeceği, ÇDP'nın uygulanması aşamasında karşılaşılması muhtemel uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından getirilen 8.1.2.1 sayılı plan notunun, köy yerleşik alanları ve kırsal yerleşme alanlarının güncel sınırları ile ÇDP'nda belirlenen sınırlarda uyumsuzluk olması veya planda belirlenen sınırların kesin olarak nereden geçtiğinin anlaşılamaması durumunda yol gösterici ve yardımcı olduğu anlaşıldığından, güncel sınırların esas alınmasına ilişkin plan notunda mevzuata aykırılık bulunmadığı, 8. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 8.7.8.2 ve 8.7.8.3 sayılı plan notlarına ilişkin olarak; Sinop-Kastamonu-Çankırı Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin "Sit alanları" başlığı altında düzenlenen ve iptali istenilen 8.7.8.2 ve 8.7.8.3 sayılı plan notunda sırasıyla; "Bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planı, mevzi imar planı bulunan alanların sit alanı ilan edilmesi durumunda, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili yönetmelikleri ile ilke kararları ve yeni koruma statüleri doğrultusunda, sit alanı ilanı öncesinde onaylanan imar planlarındaki kararların incelenerek ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda, mevzuat gereği yapılması gerekli olan koruma amaçlı imar planları, bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince onaylanabilir." düzenlemesine, "Bu planın onayından önce mevzuatına uygun olarak onaylanmış imar planı, mevzii imar planı varken, sonrasında sit ilan edilen alanların koruma statüsünün kaldırılması durumunda, sit alanı ilanından önce onaylanan imar planlarındaki kararlar incelenerek mevzuat gereği zorunlu olan imar planına ilişkin düzenlemeler, bu planda değişikliğe gerek olmaksızın alt ölçekli planlar Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği çerçevesinde ilgili idaresince onaylanabilir." düzenlemesine yer verildiği, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur. (...) Tespit ve tescil ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmü, 17. maddesinin a bendinde; "Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır." hükmü yer aldığı, Öte yandan, aynı Kanun'un Ek 4. maddesinde; "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. (...) Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur. Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır." hükmüne yer verildiği, Bu kapsamda, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde, "Tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasları belirlemek ve bu alanların sınırlarını tespit ve tescil etmek, yönetmek ve yönetilmesini sağlamak", c bendinde; "Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak" Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayıldığı, Sit alanlarının, mevzuatta öngörülen usül ve esaslar çerçevesinde konusuna göre yetkili idarelerin kararları doğrultusunda tespit edilerek tescil edildiği, çevre düzeni planı kararlarının da kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulduğu, Dava konusu çevre düzeni planının, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirdiği, çevre düzeni planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, niteliği itibarıyla çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak alt ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği, Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen çevre düzeni planında, sit alanı belirlemesi yapılmadığı, ilgili idarece tespit edilmesi halinde tescil edilen sit alanlarının, paftalara aktarılması ve plan notlarıyla sit alanlarında uygulanacak usül ve esasların düzenlendiğinin vurgulanması gerektiği, Bu durumda, kanun koyucunun iradesi, sit alanı ilan edilen alanların korunmasında çevre düzeni planının ve notlarının da sit statüsüne uygun hale getirilmesi yönünde olduğuna göre, sit alanlarıyla ilgili kararların alt ölçekli planlara aktarılmasına ilişkin 8.7.8.2 ve 8.7.8.3 sayılı plan notlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, planın 4.18 sayılı plan hükmünde yapılan değişiklik ile tanımdan “dumansız, kokusuz artık ve atık bırakmayan” imalathane olması zorunluluğunun çıkarıldığı, bu haliyle de tehlikeli depolama ve imalathanelerin önünün açıldığı, plan değişikliğinin 7.43 maddesinde yapılan değişiklikle; açıkça üst plana aykırı olan düzenlemelerin alt ölçekte yapılabileceği, bunun için üst ölçekli planda değişiklik yapılmasına gerek olmadığının ifade edildiği, bu hususun Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 6. ve 7. maddelerine aykırı olduğu, benzer düzenlemelerin dava konusu plan değişikliğinin 7.30, 7.49, 7.50, 8.1.2.1, 8.7.8.2 ve 8.7.8.3 plan hükümlerinde de benzer şekilde düzenlendiği ve yukarıda belirtilen gerekçelerle, anılan plan notlarının da iptali gerektiği, diğer yandan, dava konusu plan değişikliğinin katılımcı ve halkı bilgilendirme mekanizmalı bir planlama anlayışından uzak bir şekilde onaylandığı, kurum görüşlerinin eksiksiz ve sağlıklı bir şekilde alınmamış olmasının, tüm bölge için ciddi riskleri de beraberinde getireceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye ...'nın davacı Oda'nın dava konusu planın iptalini istemede hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle temyiz isteminin ehliyet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği yolundaki usule ilişkin oyuna karşılık, bakılan uyuşmazlıkta davacı Oda'nın dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Alltıncı Dairesinin temyize konu 24/11/2022 tarih ve E:2019/13994, K:2022/10130 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 13/03/2024 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.