Başvuru, başvurucu tarafından gönderilmek istenen bir mektubun ceza infaz kurumunca gönderilmeyerek alıkonulmasına karar verilmesi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlâl edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucu tarafından gönderilmek istenen bir mektubun ceza infaz kurumunca gönderilmeyerek alıkonulmasına karar verilmesi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlâl edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 1/11/2013 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 16/6/2015 tarihinde, adli yardım talebinin kabulüne, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 26/6/2015 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan süre sonunda görüşünü 28/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucu vekiline 4/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/8/2015 tarihinde bu görüşe karşı beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve ekleri ile başvuruya konu dosya içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 5/9/2005 tarihli ve 2005/1609 Soruşturma sayılı tutuklama kararıyla tutuklanan başvurucunun, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin Değişik İş E. 2015/350, Değişik İş K.2015/350 sayılı kararı ile “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma, resmi belgede sahtecilik, devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun beraberinde bir başka suç işleme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme” suçunu işlediği kanaatiyle 39 yıl 36 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu Kocaeli (F) Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu sırada A.Ö.ye göndermek üzere mektup yazmıştır. İlgili mektup şöyledir:“Değerli Önderim merhaba,Başlarken selam, sevgi ve saygılarımı sunuyor, özlem ve sevgiyle sımsıkıca kucaklayıp öpüyorum. Her şeye rağmen iyi, dirençli olduğunu biliyor ve inanıyorum.Yine bir baharı, yaşamın filizlendiği mevsimi, bu mevsimin en güzel ayı olan nisanı, nisan ayının bizim için en anlamlı olan gününü 4 Nisan’ı sensiz karşılıyoruz. Biliyorum her ne kadar fiziken sensiz karşılasak da bugünü, sen her zaman yüreğimizin en nadide yerindesin. Düşüncelerinle, hayata, insana bakışınla, ruhunla, özgürlüğe olan tutkunla, inancınla, tüm ruhunla bizlerlesin. Sen ‘bizleşmişsin’, bizler de olanca gücümüzle ‘senleşmeye’ çabalıyoruz. Binlerce yıldır aramıza dikilen ‘kara çalıları’ tek tek söküp, yerlerine inatla yeşeren meşeleri ekiyoruz. Meşe nasıl ki, her budandığında inatla yeşermeyi başarıyorsa bizler de senin özgürlük bahçende yeşeriyoruz…Evet bu 4 Nisan’da Doğum yılını kutluyoruz. Senden öğrendik ki, aslolan geride bırakılan yıllar değil, bu yıllara katılan anlamdır. Senin daha altısından başlatıp atmışlara kadar getirdiğin özgür yaşam serüvenine baktığımızda nasıl da yıllara anlam kattığını görüyoruz. Sadece yıllara değil, bizlere nasıl hayat verdiğini, bizleri nasıl anlamsızlık dehlizlerinden çekip kurtardığını… Bu nedenledir ki senin doğum gününü kendi doğuş günümüz olarak sahiplenmemiz.Bu yıl daha bir güçlü sahipleniyoruz. Zira baharın başlangıcı olan Nevruz’da yani yeni günde, bir kez daha bize, dost düşman herkese yeni bir başlangıç, yeni bir doğuşun kapısını araladın. Ne mutlu bize, ne mutlu Anadolu ve Mezopotamya halklarına ki, senin gibi gerçek özgürlük tutkunu bir öndere sahibiz.Sevgili Önderim, doğum günün-günümüz kutlu olsun! Bir daha ki doğum gününü Amed’ de halkımızla kutlamanı diliyor, umuyorum. Her daim senin, ezilen halklar-insanlık için geliştirdiğin Demokratik Modernite paradigmanın birer inşacısı, takipçisi olacağımıza dair inanç ve kararlılığımızın tam olduğunu bilmeni istiyor, tekrardan doğum gününü kutluyor, sımsıkıca kucaklayıp öpüyoruz. Selam, sevgi ve saygılarımla” Başvuruya konu mektubun, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 17/4/2013 tarihli ve 2013/154 sayılı kararı ile “… örgütsel ilişki kurduğu ve terör örgütü liderine övgüde bulunduğu…”gerekçesine istinaden gönderilmeyerek alıkonulmasına karar verilmiştir. Başvurucu, Disiplin Kurulunun anılan kararına karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliği nezdinde şikâyet yoluna başvurmuş, Kocaeli İnfaz Hâkimliği 24/5/2013 tarihli ve E.2013/1933, K.2013/2220 sayılı kararı ile İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun gerekçesine atıf yaparak başvurucunun şikâyetini reddetmiştir. Başvurucunun anılan ret kararına karşı yaptığı itiraz, Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin 10/6/2013 tarihli ve 2013/794 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Anılan karar 2/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 1/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir:“(1)Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesine dayanılarak çıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü/Tüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.” Tüzük’ün maddesi şöyledir:“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.(2) Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte verilir.” Tüzük’ün maddesi şöyledir:“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”