Başvuru, turizm alanı tahsis işlemine karşı üçüncü kişiler tarafından açılan davada usul hukuku hükümlerine, konuya ilişkin mevzuata açıkça aykırı ve keyfî karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; verilen iptal kararı sonucunda tahsise konu araziye yapılan yatırımların karşılıksız kalması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, turizm alanı tahsis işlemine karşı üçüncü kişiler tarafından açılan davada usul hukuku hükümlerine, konuya ilişkin mevzuata açıkça aykırı ve keyfî karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; verilen iptal kararı sonucunda tahsise konu araziye yapılan yatırımların karşılıksız kalması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/5/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Birinci Bölüm tarafından 19/2/2019 tarihinde yapılan toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Antalya ili Kemer ilçesi Beldibi mevkiinde bulunan alan, Cengiz İnşaat San. ve Tic. A.Ş. adına tatil köyü işletmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 7/7/1998 tarihli işlemle tahsis edilmiştir. Turizm tesisinin yatak kapasitesini artırmak amacıyla alana komşu olan arazinin de tahsisinin sağlanması için Cengiz İnşaat San. ve Tic. A.Ş. tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde başvuruda bulunulmuştur. Gerekli imar planı değişikliklerinin 3/10/2002 ve 18/11/2002 tarihlerinde gerçekleştirilmesinin ardından yeni alan tahsisi talebi kabul edilerek 17/9/2003 tarihli işlemle kesin tahsis yapılmıştır. Belde sakini iki gerçek kişi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Antalya Şubesi ve Antalya Barosu tarafından ilgili imar planı değişikliklerine, plan notlarına ve söz konusu alan tahsisi işlemine karşı 9/9/2003 tarihinde iptal davası açılmıştır. Danıştay Altıncı Dairesi 19/4/2005 tarihli kararıyla her bir işleme karşı ayrı dilekçe ile dava açılması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesini reddetmiştir. Bu dilekçe ret kararının ardından imar planı değişikliği ve tahsis işlemi için ayrı davalar açılmıştır. İmar planı değişikliği işlemlerine karşı açılan davayı Danıştay Altıncı Dairesi 20/3/2007 tarihli kararı ile süre aşımı yönünden reddetmiştir. Bu yargılama sürecine başvuruculardan Cengiz İnş. San. ve Tic. A.Ş. davalı idare yanında müdahil olarak katılmıştır. Ret gerekçesinde imar planı değişikliklerinin askı sürelerinin bitiminden itibaren altmış gün içinde dava açılmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca tahsis işleminin imar planlarının uygulanması niteliğinde bir işlem olduğu kabul edilse dahi tahsis işleminden de 24/4/2003 tarihinde haberdar olunması nedeniyle süre aşımına ilişkin hukuki durumun değişmediği belirtilmiştir. Süre ret kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2011 tarihli kararı ile onanmıştır. Tahsis işlemine karşı açılan davayı ise Antalya İdare Mahkemesi (Mahkeme) 11/5/2006 tarihli kararıyla subjektif dava ehliyeti yönünden reddetmiştir. Bu karar Danıştay Altıncı Dairesinin 6/6/2008 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma gerekçesinde; dava konusu tahsis işleminin dayanağı imar planlarının iptali istemiyle de dava açmış olan davacıların tahsis işlemine karşı dava açma konusunda da kişisel, güncel ve meşru bir menfaati bulunduğu, tahsis işlemine karşı açılan davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Diğer taraftan tahsise konu turizm tesisine ilişkin üst hakkı Cengiz İnşaat San. ve Tic. A.Ş. tarafından 25/3/2008 tarihinde Mirax Tur. İnş.Tic. A.Ş.ye devredilmiştir. Bozma hükmüne uyan Mahkeme 29/7/2011 tarihli kararıyla dava konusu tahsis işlemini iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde, öncelikle tahsis işlemlerinin 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'na dayanılarak çıkarılan ve 31/3/1983 tarihli ve 18031 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Arazisinin Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapıldığı belirtilmiş; Yönetmelik uyarınca tahsis işlemlerinin ilan yapılarak başvuru toplanması suretiyle gerçekleştirilmesi gerektiği, ilana çıkılmadan tahsis yapılması durumunun istisnai olduğu ve bu istisna hâllerinin de Yönetmelik'in maddesinde sayma suretiyle gösterildiği vurgulanmıştır. Uyuşmazlık konusu tahsis işleminin ilana çıkılmadan yapılmasına karşın Yönetmelik'in maddesinde sayılan hâllerden birinin somut olayda var olmadığını tespit eden Mahkeme, ilansız tahsis koşulları oluşmamasına karşın ilana çıkılmadan tesis edilen tahsis işleminde hukuka uyarlık bulunmadığını tespit etmek suretiyle iptal gerekçesini oluşturmuştur. Bu yargılama sürecine de başvurucular idare yanında müdahil olarak katılmışlardır. Danıştay Ondördüncü Dairesi iptal hükmünü 30/5/2013 tarihli kararıyla onamıştır. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 17/2/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucular, nihai kararın 9/4/2015 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından 11/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İşlem tarihinde yürürlükte bulunan Kamu Arazisinin Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik'in maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Turizm alan ve merkezleri içinde, imar planları ile turizme ayrılmış yerlerde bulunan ve Bakanlık tasarrufuna alınmış olan kamu arazilerinden yatırımcılara tahsisi uygun görülenlerin, yeri, imar durumu, özellikleri, altyapı durumu, ve krokileri, tahsis için son başvuru tarihi de belirtilerek, Bakanlıkça yapılacak ilan ile müteşebbislere duyurulur." Kamu Arazisinin Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik'in maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:" Ayrıca, kamu mülkiyetindeki;a) Küçük ölçekli planlardan büyük ölçekli planlara geçişte ölçeğin gerektirdiği farklılıklardan doğan ilave bitişik alanlar, b) Arazideki çeşitli kısıtlılık nedeniyle (Topoğrafik durum, zemin yapısı, bitki örtüsü gibi) Turizm Yatırım ve İşletmeleri Nitelikleri Yönetmeliği gereğince inşa edilecek tesis türünün ve sınıfının gerektirdiği koşulların sağlanamaması halinde, hasıl olan olumsuzluğun giderilmesine imkan verecek ilave bitişik alanlar,c) Uygulama imar planının yapımı aşamasında, geçirilen kıyı kenar çizgisi nedeni ile küçülen imar parselinin ilanda belirtilen yatak kapasitesi ve büyüklüğe çıkartılması için gerekli ilave bitişik alanlar,d) İmar parseli bütünlüğünün oluşturulması ve Uygulama İmar Planlarında öngörülen kapasitenin elde edilebilmesi bakımından imar parseli içinde kalan Orman ve Hazineye ait kadastrol parseller,Yönetmeliğin 10 uncu maddesi 1 inci paragrafındaki ilan şartı aranmaksızın, tahsise ilişkin diğer hususların da sağlanması halinde Bakanlıkça imar parseli içinde kalan mülk sahibine (imar parseli tescil edilmeden hisseli parsel teşekkül ettirilmemek kaydı ile) tahsis edilebilir." 21/7/2006 tarihli ve 26235 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik, Kamu Arazisinin Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik'i ilga etmiş olup günümüz itibarıyla yürürlüktedir. Bu yeni Yönetmelik'in maddesi ile 2012 yılında değiştirilen maddesinin ilgili kısımları sırasıyla şöyledir: " Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezleri içinde ve dışında, imar planları ile turizme ayrılmış yerlerde bulunan ve Bakanlık tasarrufuna alınmış olan kamu arazilerinden girişimcilere tahsisi uygun görülenlerin yeri, imar durumu, özellikleri, altyapı durumu, krokileri, yatırımın tamamlanma süresi ve tahsis için son başvuru tarihi de belirtilerek Bakanlıkça yapılacak ilan ile girişimcilere duyurulur. ...Aşağıda belirtilen niteliklerdeki kamu taşınmazları; Bakanlıktan belgeli özel mülkiyete veya tahsisli yatırımlara, bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesindeki duyuru şartı aranmaksızın, tahsise ilişkin diğer hususların da sağlanması ve hisseli parsel teşekkül ettirilmemek şartı ile ek alan olarak tahsis edilebilir:a) Küçük ölçekli planlardan büyük ölçekli planlara geçişte ölçeğin gerektirdiği farklılıklardan doğan ilave bitişik alanlar,b) İnşa edilecek tesis türünün ve sınıfının gerektirdiği şartların sağlanamaması halinde meydana gelen olumsuzluğun giderilmesine imkan verilecek ilave bitişik alanlar,c) Aynı imar adası içerisinde yer alan, imar planları ile turizm kullanımına ayrılmış olan, ana alandaki tesisin niteliğini arttırmaya yönelik ilave bitişik alanlar,ç) İmar parseli bütünlüğünün oluşturulması ve uygulama imar planlarında öngörülen kapasitenin elde edilebilmesi bakımından, imar parseli içinde kalan alanlar,d) Tahsis yapıldığı tarihte denizle bağlantısı olan tahsisli alanlar ile aynı durumdaki özel mülklerle deniz arasında kıyı kenar çizgisinin sonradan değişmesi nedeniyle yeni oluşan alanlar,e) Tahsisli ana parsele veya özel mülke proje bütünlüğü olan ve birlikte kullanılması zorunluluğu bulunan alanlar." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " İdari dava türleri şunlardır: ...b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları " B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir"