3. Ceza Dairesi 2024/4821 E. , 2025/5543 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1394 E., 2024/59 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/73 E., 2023/252 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma CMK' nın 232/2-c maddesi uyarınca hakkında beraat kararı verilen sanıklar yönünden suç tarihi yazılmamıştır HÜKÜM :1-Sanıklar ... ve ... hakkında TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince
**3. Ceza Dairesi 2024/4821 E. , 2025/5543 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1394 E., 2024/59 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/73 E., 2023/252 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma CMK' nın 232/2-c maddesi uyarınca hakkında beraat kararı verilen sanıklar yönünden suç tarihi yazılmamıştır HÜKÜM :1-Sanıklar ... ve ... hakkında TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi 2-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen gereğince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz istemleri yönünden vekalet ücretiyle sınırlı olarak inceleme yapılmakla; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde; Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçuna ilişkin mahkumiyet kararı yönünden vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçuna ilişkin beraat hükümlerinin suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; sanık ... müdafii ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin (sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Üye ...'in muhalefetiyle oy çokluğu ve diğer hükümler yönünden oy birliğiyle ) tebliğnameye kısmen aykırı olarak ONANMASINA, 2-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde; Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafiilerinin sair temyiz istemlerinin reddine, ancak; Her sanığın farklı avukat tarafından temsil edilmesi nedeniyle, hüküm tarihinde yürürlülükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince her bir sanık için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmeyip CMK'nın 303/1-h maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün vekalet ücretine ilişkin "L" fıkrasının "2." bendinin bütünüyle çıkartılarak yerine "2-Kendilerini vekaletname ile görevlendirdikleri müdafii aracılığı ile temsil ettiren sanıklar ..., ..., ... ve ... lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince takdir olunan 17.400 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak ayrı ayrı sanıklara VERİLMESİNE," bendinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin (sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden vekalet ücreti kısmına katılmakla birlikte suçun sübutuna ilişkin Üye ...'in muhalefetiyle oy çokluğu ve diğer hükümler yönünden oy birliğiyle) tebliğnameye aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelemesinde; Oluş, iddia ve mahkeme kabulü nazara alındığında; Diğer sanık ... örgütsel faaliyetlerde kullanılmak üzere 14.000 TL parayı sanığa ait çiğ köfte dükkanından aldığını beyan etmesine rağmen, söz konusu paranın sanık ... tarafından diğer sanık ... 'a teslim edildiğinin tespit edilememesi, yine sanık ...' un "...'in infaz koruma memuru olduğu dönemde yakın arkadaşı olduğu, ailesi maddi zorluk yaşadığı için ...' in kayın validesi olan ...'un hesabına para gönderdiği" yönündeki savunmalarının aksine örgütsel saikle para gönderdiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca (oy birliğiyle) tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun sanıklar ... ve ... hakkındaki beraat hükümlerinin onanması yönünde çoğunluk görüşüne tarafımızdan iştirak edilmemiştir. Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28). Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütlerine yardım suçu ise, aşağıdaki sistematik içinde düzenlenmiştir; 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 314/3, 220/7, 314/2. maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne genel nitelikte yardım suçu, 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 315. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen ve 16.02.2013 tarihine kadar yürürlükte kalan 3713 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yer alan ve 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu. Silahlı terör örgütlerine yardım suçunda yardım fiili, örgütün bizzat kendisi veya mensupları lehine gerçekleştirilebilir. Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih ve 2012/1234 Esas, 2012/1825 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, yardımın mutlaka örgüte ulaşması, sonuç vermesi gerekmez ve her bir fail, örgütçe verilen veya kendiliğinden üstlenilen görev kapsamında kendi fiilinin gerçekleştirilmesinden sorumlu olacaktır. Örgüte yardım suçunda kast unsuru yönünden öğretideki görüşler incelendiğinde; Bir suçun kanuni tanımında "bilerek", "bildiği halde", "bilmesine rağmen" gibi ifadelere açıkça yer veren suçlar olası kastla işlenemez. Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz. Yapılacak her türlü yardımın suç olarak değerlendirilmemesi gerekir. Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kasıt yeterli değildir. Özel kasıt ile işlenen bir suçtur. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir (Yrd.Doç.Dr. Namık ... TOPÇU, Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları, s. 164). Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen "bilerek" ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir. Suç örgütleri veya silahlı terör örgütlerine yardım suçunun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi gerektiği, örgüt üyelerine yapılan yardımın da örgüte yapılmış gibi kabul edilmekle birlikte örgüt üyesinin mensup olduğu örgütün bilinmesi ve bu yardımın da insani mülahazalarla değil örgütün amaçlarını gerçekleştirme gayesiyle yapılması hususunda ortak bir kanaat mevcuttur. Öte yandan, yukarıda yer verilen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu dışında, TCK'nun 315. maddesinde tanzim edilen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun yürürlükten kaldırılan 8. maddesinde yer alan terörün finansmanı suçu ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım suçuna ilişkin özel nitelikte düzenlemelerdir. Silahlı örgüte üye olmadığı anlaşılan sanığın, örgütün amacını ve faaliyetlerinde kullanılacağını bilerek ve bu amaçla patlayıcı madde bulundurma eylemi, silahlı örgüte yardım suçunun özel bir şeklini düzenleyen TCK'nın 315. maddesinde tanımlanan suçu oluşturur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 05.11.2009 tarih ve 2009/10374 E- 2009/11111 K.). 6145 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasında ise; aynı Kanun'un 3. maddesi kapsamına giren suçların işlenmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağı bilinerek, terör örgütlerine veya bir teröriste fon sağlanması veya toplanması yasaklanmakta ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu düzenlemeye göre, terörizmin finansmanı suçunun oluşabilmesi için, 3713 sayılı Kanunun 3 ve 4. maddelerinde düzenlenen terör suçlarında veya 6415 sayılı Kanunun 3. maddesinde belirtilen suçların işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlanması veya toplanması yeterlidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; terörizmin finansmanı suçundan ceza verilebilmesi için, fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmamakta, fonun sağlanması veya toplanması yeterli kabul edilmektedir. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçu bir tehlike suçudur. Zira, fonun sağlanması veya toplanmasının yarattığı tehlike cezalandırılmakta ve başkaca bir zarar ya da netice öngörülmemektedir. Öte yandan; belli bir terör suçunu işlemek amacıyla terör örgütü mensubuna finans sağlayan kimse, işlenmesi amaçlanan suçu işlemeye azmettirme dolayısıyla, terörizmin finansmanı suçu yanında ayrıca TCK'nın 38. maddesi hükmüne istinaden azmettirdiği suçtan da cezalandırılacaktır. Fon sağlamayı; failin kendi mal varlığından veya başkasının mal varlığından fon sayılabilecek ekonomik bir değeri örgüte aktarma veya terör örgütünün finansmanında kullanılacak fonun temin edilmesine yönelik her türlü faaliyet olarak, fon toplamayı ise; failin başkalarından temin edilen fonları örgüte aktarma konusunda aracılık yapması olarak tanımlamak mümkündür. Toplamak ya da sağlamak nitelik itibarıyla bölünebilen fiiller olduğundan bu suça teşebbüs mümkündür. Ancak teşebbüsün sağlamak ya da toplamak hareketlerinin icrası sırasında gerçekleşmesi gerekmektedir. Terörizmin finansmanı suçunun oluşması açısından, toplanan ya da sağlanan fonun miktarının ya da toplama veya sağlama yönteminin herhangi bir önemi yoktur. Ancak fon sağlama ya da toplama eylemlerinin belli yoğunluk ve süreklilik arz ettiği durumlarda, diğer koşulların varlığı halinde, failin eyleminin TCK'nın 314. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu oluşturacağı gözetilmelidir. Terörizmin finansmanı suçunun manevi unsuru bilme ve istemeden ibaret olan kasttır. Ancak suçun manevi unsuru değerlendirilirken, TCK'nın “cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasındaki “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.” şeklindeki düzenleme göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda, karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu para veya değeri para ile temsil edilebilen ekonomik değeri bir terör örgütüne veya teröriste veren kimseye TCK'nın 28. maddesi uyarınca ceza verilemeyecektir. Terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun özel bir hâli olduğundan, bu suçun faili terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olmayan her gerçek kişi olabilir. Failin terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olması ya da kamu görevlisi olması ve suçun kamu görevlisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi ise, 6145 sayılı Kanunun 4. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin dördüncü fıkrasına göre, bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde terörizmin finansmanı suçunun işlenmesi hâlinde, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır. Aynı maddenin beşinci fıkrasında suçun, yabancı bir devlet veya uluslararası bir kuruluş aleyhine işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının talebine bağlı kılınmıştır. Söz konusu maddenin altıncı fıkrası ile Terörle Mücadele Kanunu'nun soruşturmaya, kovuşturmaya ve infaza ilişkin hükümlerinin, bu suç bakımından da uygulanacağı hususu düzenlenmiştir. Yargıtayın istikrar kazanan uygulamalarına göre, örgüt mensuplarının geçici olarak barındırılması, evde yemek ikram edilmesi, örgütün verdiği para ile ihtiyaç listesindeki malzemelerin temin edilmesi gibi eylemler fon sağlama kapsamında değerlendirilmeyip TCK’nın 314. maddesinin üçüncü ve 220. maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle uygulanacak olan ve TCK'nın 314. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu kapsamındadır. Öte yandan, 6415 sayılı Kanun'un genel gerekçesi, “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi ve aynı maddenin gerekçesine göre; 6415 sayılı Kanun, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bu Kanun kapsamındaki terör ve terörizmin finansmanıyla mücadeleye ilişkin kararlarının uygulanması, terörizmin finansmanı suçunun düzenlenmesi ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla malvarlığının dondurulmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçunun yalnızca düzenli, sürekli ve çeşitlilik arzeden ve belli bir organizasyon dahilinde ulusal ve uluslararası boyutta yapılan yardım eylemlerini kapsadığını ileri sürmek imkân dahilinde değildir. Zira; terörizmin finansmanı suçunun belli bir organizasyon dahilinde yoğunluk ve süreklilik arzedecek biçimde işlenmesi hâlinde eylem, niteliğine göre TCK'nın 314. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü yöneticiliği veya aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında kalmaktadır. Benzer şekilde, 6145 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında belirtilen suçlar arasında, ülkemizin taraf olduğu dokuz adet uluslararası sözleşmede suç olarak düzenlenen fiillerin yanı sıra, terörizm amacıyla işlenen kasten öldürme veya ağır yaralama fiilleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda terör suçu olarak yer verilen fiiller de açıkça sayılmıştır. Bununla birlikte, 3713 sayılı Kanun'un 3. maddesinde düzenlenen ve doğrudan terör suçu olarak kabul edilen suçlar arasında TCK'nın 314. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yer verilmiş olması ve anılan suçun temadi eden niteliği nazara alındığında; silahlı terör örgütü mensuplarına erzak ve yaşam malzemesi temin etme eyleminin, örgüt üyeliği suçunu işlenmesini kolaylaştırdığında tereddüt bulunmamaktadır. Kaldı ki, bir teröriste veya terör örgütüne yapılan bu nitelikte yardımlar, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü cebri yöntemlerle bozmayı amaçlayan, bu amaç doğrultusunda bombalama, kasten öldürme, ağır yaralama gibi suçlar işleyen terör örgütü mensuplarının faaliyetlerini idame ettirmelerine, bu şekilde mevcudiyetini devam ettiren terör örgütünün de eylem kapasitesini yükseltmesine katkı sağlamaktadır. Buna göre; terör örgütüne veya mensuplarına bilerek ve isteyerek erzak, yaşam malzemesi ve para temin edilmesinin "fon sağlanması" niteliğinde olduğu ve eylemin bu hâliyle, terörizmin finansmanı suçunu oluşturacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 13.02.2018 tarihli ve 692-41 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. İncelenen dosya kapsamından; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yeniden yapılanma faaliyetleri kapsamında son dönemlerde yeniden yapılanma içerisine girdiği ve faaliyetlerine hız verdiği, örgütün en önemli unsuru olan insan kaynağını korumaya çalıştıkları, bunu sağlayabilmek adına da, üyelerine, yapı içerisinde "iyi günde olduğu gibi kötü günde de birlik ve beraberliğin devam ettiğini" hissettirmek, motivasyonlarını yükselterek örgütsel bağlılığı sürdürmek, örgütün halen aktif ve güçlü olduğunu göstererek örgüt içerisindeki çözülmeleri önlemek ve örgütü bir üst konuma taşımak amacıyla örgüt kapsamında adli işlem gören, yargılanan ve yargılama sürecinde aleyhe beyanlarda bulunmayan, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmayan şahıslardan firar olarak aranan, tahliye olan, tutuklu, hükümlü veya yakınları ceza evinde bulunan, kamu kurum ve kuruluşlarından ihraç edilen ekonomik durumu iyi olmayan kısacası “Örgüte Sadık” olan “Yusuf” veya “Yusuf Aileleri” olarak adlandırdıkları mensuplarına finans sağladıkları, gönderilecek para miktarının rastgele belirlenmediği öncelikle, örgüt üyesinin daha önceden finansal tablolar içerisinde rakam ve harf grubu kullanılarak yapılan fişlemede belirtilen örgüte bağlılık derecesine göre sonra sırasıyla ekonomik durumu ve ülke takvimine göre (Ramazan ayı, dini bayramlar, okulların açılması, kış ayı vb.) belirlendiği ve periyodik aralıklarla devamlılık arz edecek şekilde sistematik bir yapı dahilinde emir komuta zinciri içerisinde finans sağladıkları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının yukarıda izah edildiği gibi örgüt elemanlarına örgüt içerisinde görevlendirilmiş “Muavenetçi” ismini verdikleri üyeler aracılığıyla, “Maişet” diye adlandırdıkları finans sağlamayı normal yollardan yapmadıkları, yeni usul ve yöntemler kullanarak gerçekleştirdikleri, Bu kapsamda somut olay irdelendiğinde; Öncesinde hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık ...'ın, bu suç yönünden temadinin kesilmesinden sonraki dönemde örgütün talimatı doğrultusunda kartsız işlem olarak ... hesabına 4 seferde toplam 12008,3 TL, ... hesabına' da 1 kez 2000 TL para gönderildiğinin tespit edildiği, alınan HTS kayıtları uyarınca alınan baz bilgileri, kamera görüntüleri ve sanığın ikrarından söz konusu paraların sanık tarafından yatırıldığının tespit edildiği, sanığın örgütün uyguladığı tedbir kapsamında söz konusu para yatırma işlemlerini herhangi bir onay kodu veya şifre istemeyen ATM’lerden hesabına para yatırdığı şahısların kendi kendine para yatırıyormuş izlenimi vererek yaptığı, hesaplarına para yatırılan kişilerin aile bireylerinin aynı suçtan işlem görmüş olduğu, sanıktan ele geçen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda düzenlenen raporlara göre yabancı GSM numaralarının kayıtlı olduğu, farklı zaman farklı banka ve şahısların Fast/Havale banka dekontlarına ait resimlerin bulunduğu, Whatsapp uygulamasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin takip edilmemek için kullandıkları yabancı GSM numaralarıyla kayıtlı şahıslar ve yerli GSM numaralarıyla kayıtlı şahıslar ille katolog evlilik, para yardımı, ev temini, cezaevindeki şahısların yakınlarına destek, cezaevinden çıkan şahısların takibi ve kendileriyle irtibat kurulması, cezaevindeki şahısların dosyalarının takibi ve yardım/destek ile ilgili Whatsapp yazışmalarının olduğunun tespit edildiği, yine mesajlar bölümünde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyeleri ve yakınlarına para yardımı ile ilgili olabileceği değerlendirilen kartsız işlem ve fast işlemlerine ait banka bilgilendirme SMS mesajlarının bulunduğu, Yine, öncesinde hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık ...'ın; 23.01.2021 tarihi ile 26.06.2022 tarihleri arasında, herhangi bir şifre veya onay kodu istemeyen farklı bankalara ait ATM' ler üzerinden ..., ..., ... 'ın kimlik bilgisini kullanarak ve para yatırılan şahsın kendi kendisine para yatırdığı izlenimini vererek (9) farklı işlemde toplam 74520TL para yatırdığının tespit edildiği, yapılan araştırmalar sonucunda hesabına para yatırdığı şahısların kendileri veya yakınları hakkında örgüt üyeliği suçundan adli işlem kaydı bulunduğunun tespit edildiği, dijital materyallerin incelenmesi sonucunda; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin takip edilmemek için kullandıkları yabancı GSM numaralarından olabileceği değerlendirilen kayıtların kişi listesinde kayıtlı olduğu, farklı zamanlarda farklı yer ve ATM’lerin bankamatik fişlerine ait resimler ile farklı zaman farklı banka ve şahısların Fast/Havale banka dekontlarına ait resimlerin olduğu ayrıca defter ve not kâğıtlarına yazılı şahıs isimleri ve karşısında telefon numaraları ile yanında yakınlık derecelerini belirtir ifadelerin yer aldığı resimlerin olduğunun tespit edildiği, whatsapp sohbet klasöründe yapılan incelemede de kargo yolu ile para/yardım gönderme hususunda yazışmalarının bulunduğu, Anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 6415 sayılı Kanun'un 4/1 inci maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçunun örgüte yardım suçunun özel hali olup terör örgütüne fon sağlama veya fon toplama halinde bu suçun oluşacağı, söz konusu suçun niteliği dikkate alındığında fon sağlama veya fon toplama eyleminin sürekli bir hale gelmesi durumunda eylemin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağı gözetilerek; Daha öncede haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar ... ve ...'ın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yeniden yapılanma faaliyetleri kapsamında, örgütün en önemli unsuru olan insan kaynağını korumaya yönelik olarak ve örgüt içerisindeki çözülmeleri önlemek amacıyla, örgüt kapsamında adli işlem gören, tutuklu, hükümlü veya yakınları cezaevinde bulunan, kamu kurum ve kuruluşlarından ihraç edilen ekonomik durumu iyi olmayan kısacası “örgüte sadık” olan “...” veya “... Aileleri” olarak adlandırdıkları mensuplarına, periyodik aralıklarla devamlılık arz edecek şekilde sistematik bir yapı dahilinde emir komuta zinciri içerisinde finans sağladıkları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlarını kesmeyen sanıkların eylemlerinin, dosya kapsamında elde edilen diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, örgüt hiyerarşisine dahil olduklarını gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içerdiği, bu kapsamda 6415 sayılı Kanun'un 4/2 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmaları gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun beraat kararının onanması gerektiğine yönelik düşüncesine katılmamaktayım.