Başvuru, naklen atama işlemi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, naklen atama işlemi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu 1998 yılında Polis Akademisinden mezun olmuş ve Emniyet Genel Müdürlüğü Bilgi İşlem Daire Başkanlığında komiser yardımcısı olarak göreve başlamıştır. 2011-2013 yılları arasında Erzurum'da ikinci bölge hizmetini yaptıktan sonra Emniyet Genel Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri Daire Başkanlığına şube müdürü olarak atanmıştır. Başvurucu 28/2/2014 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğüne geçici olarak görevlendirilmiş, 14/4/2014 tarihinde Elmadağ Polis Meslek Yüksekokulu (PMYO) Müdürlüğüne öğretim görevlisi olarak atanmıştır. Başvurucu son olarak 3/11/2014 tarihli işlemle Trabzon PMYO Müdürlüğüne öğretim görevlisi olarak atanmıştır. Başvurucu, yapılan atama işleminin iptali talebiyle 14/1/2015 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde; atama işleminin hukuki bir nedeninin bulunmadığını, görevi kapsamında hukuka uygun olmayan işlemler yaptığı şeklinde değerlendirme ve yorumlara neden olduğunu, bunun kendisini eşi, ailesi ve çevresindekiler nezdinde itibarsızlaştırdığını, durumu açıklamakta zorlanması nedeniyle stres ve kaygı yaşadığını ifade etmiştir. İçişleri Bakanlığı (İdare) savunma dilekçesinde başvurucunun Bölge birimlerden olan Elmadağ PMYO Müdürlüğü kadrosunda görev yapmakta iken yine Bölge birimler arasında yer alan Trabzon PMYO Müdürlüğü kadrosuna hizmet gereği atandığını, görev yaptığı Elmadağ PMYO Müdürlüğü kadrosunda Emniyet Müdürü "Öğretim Görevlisi" ünvanında kırk altı personelin, buna karşılık başvurucunun atandığı Trabzon PMYO Müdürlüğü kadrosunda aynı ünvanda on personelin görev yaptığı, bu bağlamda atama işleminin hizmet ihtiyacı doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunu atama ile rütbesinin karşılığı eşdeğer görev ünvanında görevlendirildiği, görevlendirme işlemi sonrasında başvurucunun rütbesinde 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde sahip olduğu haklarında, memuriyet kıdem ve derecesinde bir hak kaybı bulunmadığı vurgulanmıştır. Mahkeme 30/12/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda emniyet hizmetlerinin önemi gereği ülke içinde bu hizmetin öngörülen seviyede ve aksama olmadan yürütülmesinin mutlak koşullarından birisinin istenilen yer ve/veya görev için planlanan seviyede personel bulundurulması olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, idarenin kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda personelin görev yerini değiştirme konusunda kanunen sahip olduğu takdir yetkisini emniyet hizmetlerinin önem ve özelliğine uygun olarak kullandığı, bu takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif (öznel) nedenlerle kullandığına dair herhangi bir bilgi belge de bulunmadığı vurgulanmıştır. Kararda son olarak başvurucunun kadro derecesi değişmeden görevinin gereği yeni bir göreve atandığı dikkate alındığında dava konusu işlemde kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği ifade edilmiştir. Başvurucunun anılan kararı temyiz etmesi üzerine Danıştay Dairesi (Daire) tarafından 8/3/2017 tarihinde onama kararı verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi Daire tarafından 2/10/2019 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 11/11/2019 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 11/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.