(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/8793 E. , 2012/13754 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın HMK’nın 150. maddesi uyarınca 15.07.2009 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili müvekkiline ait olup, davalıya kasko sigortalı aracı…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/8793 E. , 2012/13754 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın HMK’nın 150. maddesi uyarınca 15.07.2009 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili müvekkiline ait olup, davalıya kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasarlandığını belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.505,00 TL. hasar tazminatının 06.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının doğru ihbar yükümlülüğüne aykırı davranarak kasko sigortası teminat kapsamı dışında kalan hasarı teminat içinde göstermeye çalıştığını bildirmiş, husumete, hasara ve faize itiraz ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre davanın HMK’nın 150. maddesi uyarınca 15.07.2009 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1.Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. HUMK'nun 388. maddesi (6100 sayılı HMK’nun 297. md) uyarınca mahkeme kararında, iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde, hüküm sonucu kısmında da, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Kanunun 389. maddesinde de “Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmıyacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.” hükmüne yer verilmiştir (6100 sayılı HMK’nun 297 ve 298. md.). Belirtilen madde hükümlerine göre hakim gerekçeye uygun karar vermek zorunda olup gerekçe ile hüküm birbirine uygun olmalıdır. Mahkemece hükmün gerekçesinde, dosya ilk defa müracaata kalmakla yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken zuhulen HMK’nun 150/6 maddesine göre açılmamış sayılmasına karar verildiği belirtilip hüküm sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek suretiyle HUMK’nun 388 ve 389. ( 6100 sayılı Kanunun 297 ve 298. Md) maddelerine aykırı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.