İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 02/03/2026 YAZIM TARİHİ : 02/03/2026 Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2022 tarih, 2020/... Esas, 2022/... sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREKÇE : Dava, ipoteğin fekki ve menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili tarafından; davacı şirketin inşaat ve otelcilik işi ile iştigal ettiğini, Mersin ilinde Menteş mahallesinde 18 dairelik konut inşaatına başladığını,…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/100 - 2026/428 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/100 KARAR NO : 2026/428 KARAR TARİHİ : 02/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/09/2022 NUMARASI : 2020/... Esas 2022/... Karar DAVACI : ... LİMİTED ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... LİMİTED ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Rehin Karşılığında Ödünç Verme İşinden Kaynaklanan (TMK M. 962 - 969) (Menfi Tespit) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 02/03/2026 YAZIM TARİHİ : 02/03/2026 Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2022 tarih, 2020/... Esas, 2022/... sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREKÇE : Dava, ipoteğin fekki ve menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili tarafından; davacı şirketin inşaat ve otelcilik işi ile iştigal ettiğini, Mersin ilinde Menteş mahallesinde 18 dairelik konut inşaatına başladığını, bu arada otel ile ilgili işlerin yoğunluğu nedeniyle inşaat ile ilgili işleri durdurmak zorunda kaldığını, davalı şirket yetkililerinin 18 dairelik inşaatı kendilerinin tamamlamaları teklifinde bulunduğunu, taraflar arasında sözlü anlaşma yapıldığını, anlaşma gereğince inşaatın tamamlanmasının davalıya ait olacağının, buna karşılık her biri 750 bin TL değerinde iki dairenin davacıya verileceğini, malzemelerin davacı tarafından temin edildiğini, 1 milyon TL tutması gereken masrafların teminatı olarak dava konusu taşınmazlara ipotekler konulduğunu, davacının sözleşmeyi sürüncemede bıraktığını bu sebeple dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin fekkini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf ise, davacının kendisinden yardım istediğini, davacının borca karşılık taşınmazlarına ipotek konulduğunu, müvekkilinin inşaatı durdurulmuş 18 dairelik kaba inşaat halindeki binanın yapımının üstlenmesinin mümkün olmadığını, davacının iddiasının ispatta yükümlü olduğunu ve davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Öncelikle, ipotek kavramı üzerinde durulması ve kesin borç (anapara) ipoteği ile üst limit (maksimal) ipoteği arasındaki ayrımın ortaya konulması gerekmektedir. İpotek ile sağlanan amaç alacağa teminat sağlamaktır. İpotek, rehni verenle alacaklı arasında yapılacak resmi senede dayanır. Rehin hakkı, ayni hak olarak bu senede dayanılarak tapu kütüğüne yapılacak tescille doğar. Doğmuş bir alacağı teminat altına almak için kurulan ipotek kesin borç ipoteğidir. İlerde doğacak ve doğması muhtemel alacaklar için kurulan ipotek ise üst limit ipoteğidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 881/1. maddesi hükmüne göre; “Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir.” Aynı Kanun’un 851/1. maddesi gereğince,“ Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması halinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir.” Kesin borç ve üst sınır ipoteği ayrımı, ipotekle alacak arasındaki ilişkinin yoğunluğu esas alınmak suretiyle yapılmıştır. İpotek tesis edilirken alacağın miktarının belirli ve borcun mevcut olması kaydıyla ipotek miktarı dışında faiz ve takip giderlerinin de rehin teminatından yararlanacağının öngörülmüş olması halinde, tarafların anapara ipoteği kurmak istedikleri kabul edilebilir. Rehin sözleşmesinde ipoteğin alacağa bağlı olarak limitli tesis edildiği hallerde üst sınır ipoteği olduğu kabul edilmelidir. İpoteğin kesin borç veya üst sınır ipoteği olması yapılacak takibin türü bakımından önem taşımaktadır. Kesin borç ipoteğinde temel ilişkiden(borç ilişkisinden ) doğan bir alacak teminat altına alınmaktadır. Temel borç ilişkisinin geçersiz olması nedeniyle alacak doğmamışsa yapılan tescil görünürde alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmaz. Rehin sözleşmesinde temel borç ilişkisinin gösterilmesi geçerlilik şartı olmamakla beraber hangi alacak için rehin kurulduğunun ispatını kolaylaştırır. Paraya çevirme anında geçerli bir alacağın varlığı rehin hakkının kullanılması için zorunludur. Alacak mevcut değilse, tescil edilmiş ipotek alacaklı için güvence oluşturmaz. Bu halde hakkın kullanılmasında ipoteğin alacağa bağlılığı mutlaktır. Üst sınır ipoteği, ileride doğacak veya doğması muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği için bu belirsizliğin ileride getireceği sorunları önlemek amacıyla taşınmazın bu belirsiz borca azami ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda bir limitle belirlenir. İşte bu nedenledir ki ileride vücut bulacak ana borç ile buna eklenecek faiz, icra takip giderleri ile yanlarca kararlaştırılan diğer ferileri, yani TMK.nun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan toplam borç miktarı, bu tür ipotekte tarafların ipotek tesis edilirken rızaları ile tespit edilen bu limiti aşması mümkün değildir. Bu özellik üst sınır ipoteğini kesin borç ipoteğinden ayıran önemli bir unsur olmaktadır. Zira, kesin borç ipoteğinde ipotek akit tablosunda belirtilen ana alacaktan başka TMK.nun 875. maddesi uyarınca takip giderleri ile faiz ve diğer fer'ileri de teminat kapsamına girmektedir. Üst sınır ipoteğindeki bu ana ilke başlangıçta belirli olmayan bir borca giren ve taşınmazında alacaklı lehine ipotek tesis ettiren borçlu veya borçlu lehine ipotek veren üçüncü kişiler bakımından önem taşıdığı gibi tapu sicilinde kayıtlı ipotek limitine itibar ederek aynı taşınmazda alacakları için ipotek tesis ettirecek üçüncü kişiler yönünden de tapu sicilindeki kayda itibar edilmesi bakımından büyük bir önem taşımaktadır. (YHGK’nun 24.05.1989 gün ve 1989/... K. sayılı ilamında aynı hususlar vurgulanmıştır.) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2011/... kararı da bu yöndedir.) Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davaya konu ipoteklerin dayanağı akit tablolarında, ipoteklerin, davacının iddia ettiği şekilde 18 dairelik inşaatın tamamlanması için verilen malzeme bedelleri için konulduğuna dair herhangi bir kayıt olmadığı, "Mersin Gamze İnş.... Ştin'den aldığı bedel mukabilinde diğer kredi için" ibaresinin olduğu, ipoteklerin ana para ipoteği olduğu, davaya konu ipoteklerin 18 adet dairenin tamamlanması için yapılacak masrafların teminatı olarak konulduğunu ispat yükünün davacıda olduğu, davacının davasının ispata yarar yazılı belge sunamadığı, davacı defterlerinde ipoteğin dayanağı hukuki ilişkiyi gösteren herhangi bir kayıt olmadığı, ipoteğin fekkini gerektirecek hukuki işlemin tespit edilmediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından talep eden lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6)-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere ve oybirliğiyle karar verildi. 02/03/2026 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır