T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/995 KARAR NO : 2025/1869 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.11.2022 NUMARASI : 2018/445 Esas 2022/1106 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2022 tarih 2018/445 Esas 2022/1106 Karar sayılı kar…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/995 KARAR NO : 2025/1869 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.11.2022 NUMARASI : 2018/445 Esas 2022/1106 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2022 tarih 2018/445 Esas 2022/1106 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 16.12.2011 tarihinde sürücü ... idaresindeki davalı ... A.Ş. nezdinde ZMMS poliçesiyle sigortalı ... plakalı motosiklet ile sürücü ...’un idaresindeki davalı... AŞ. nezdinde ZMMS poliçesiyle sigortalı ... plakalı kamyonetin çarpışması sonucunda ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan müvekkili ...’ın ağır yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL kalıcı, 100 TL geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketlerinden kusuru oranında tahsiliyle müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı... A.Ş. vekili, davacı tarafından belirtilen evraklardan özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun eksik olduğunu, davacının başvuru şartını yerine getirmediğini, poliçeden dolayı müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olmak üzere ölüm/sakatlık halinde azami 200.000 TL ile sınırlı olduğunu, SGK tarafından davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığını tespiti gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren işeyecek faiz talebinin reddine ve dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı... A.ş.(... A.ş) vekili, müvekkil şirketin poliçe dahilinde davacının tedavi giderlerinden ve tedavi giderleri kapsamında oldğu kabul edilen geçici iş görmezlik giderlerinden sorumlu olmadığını öncelikle zaman aşımı definin dikkate alınmasını, kusur ve davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yaralanması nedeniyle davanın aynı zamanda cezayı gerektiren fiilden kaynaklanması nedeniyle 5237 sayılı TCK'da öngörülen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabi olduğu, kaza tarihinin 16.12.2011 olduğu, davanın 06.04.2018 tarihinde süresi içeresinde açıldığı, davacının davasını kısmi dava olarak açtığı ve 06.09.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini arttırdığı, İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 26/09/2022 tarihli raporuyla davacının vücut çalışma gücü kaybının kesin olarak 04.10.2019 tarihinde belirlenebilir duruma geldiğini, buna göre dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesine göre zarar gören davacının zararı tam olarak 04.10.2019 tarihinden itibaren 2 yıl içinde (04.10.2021) ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde yani 16.12.2021 tarihine kadar davasını ıslah etmediğinden ıslahla arttırılan miktar yönünden talebin zamanaşımına uğradığını, davacının dava dilekçesinde talep ettiği 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminat isteminin davalı ... A.Ş'ye sigortalı aracın sürücüsünün %75 kusur oranına göre 75,00TL geçici iş göremezlik ve 75,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 150,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 09.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... . A.Ş’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddine, davacı tarafından davalı... A.Ş aleyhine açılan davadan ise davalı... A.Ş tarafından yapılan toplam 30.803,37TL ödeme nedeniyle feragat ettiğinden, davalı... A.Ş aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, bedensel zararlarda, ne miktar tazminat isteneceğinin başlangıçta bilinemeyeceğini, tazminatın kesin miktarının, kanıtların toplanmasından, kusur ve hesap raporlarının verilmesinden sonra öğrenilebileceğini, kısmi davanın aslında bir “tespit davası” olduğu gerçeği kabul edilip, aynı dava içinde dava değerinin artırılmasının (harç tamamlama işleminin) yeni bir dava sayılmasının büyük hak kayıplarına sebep olduğunu, TBK'nun 72.maddesindeki iki yıllık sürenin işlemeye başlaması için haksız eylemi işleyenin ve onunla birlikte ya da ondan ayrı tazminat sorumluları ile zararın ve kapsamının bütün koşullarıyla öğrenilmesi gerektiğini, müvekkilinin zararı kesin olarak öğrendiği tarih olan ATK rapor tarihi 26/09/2022 olduğundan iki yıllık zamanaşımının da bu tarihte başlayacağını belirtmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatının ZMMS poliçesi kapsamında araç sürücülerinin kusurları oranında davalı sigorta şirketlerinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın davalı... A.ş yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı .... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Yerel mahkemenin de kabulünde olduğu üzere KTK'nun 109/2 maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin ıslah tarihi itibarıyla dolduğu, ancak ATK 2. İhtisas Kurulu raporuna göre davacının mevcut yaralanmasına bağlı vücut çalışma gücü kaybının kesin olarak 04.10.2019 tarihinde belirlenebilir duruma geldiği, KTK'nun 109/1 maddesinde belirtilen 2 yıllık süre ile her halükarda kaza tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dolmuş olması nedeniyle ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, TBK'nun 155. Maddesi uyarınca müteselsil sorumlulardan birinin yaptığı ödeme (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 155. maddesinde ise; "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur." kuralını içermektedir.) Bu düzenlemelere göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keserse de, müteselsil sorumlu... a.ş tarafından yapılan ödeme tarihi olan 23.06.2022 tarihi itibarıyla da KTK'nun 109/1 maddesinde belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına göre verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ... Sigorta vekili tarafından süresinde ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunulmuştur. Özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde kanunun kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir. Alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması gerekir. İşte, bu nedenle zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise, bir savunma aracıdır.(Yargıtay HGK’nun 05/05/2010 tarih ve 2010/8-231 E- 2010/255 K) 2918 Sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/2.maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiş ve bu şekilde özel kanun niteliğinde olan 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesinde davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve ceza kanununun bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin, maddi tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. 2918 sayılı KTK'nun 109/2.maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir. Fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şart değildir. Yine, Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu da aranmaz. (Yargıtay HGKurulu’nun 20.12.2006 tarih 2006/4-80 E. - 2006/813 K.) 30.11.2011 tarih ve 2011/17-569 E. 2011/710 K. ) Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.(Yargıtay 4. HD'nin 12.12.2022 tarih ve 2021/21079 E. - 2022/16718 K. ) Somut olaya bakıldığında, davacı kaza sonucu yaralandığından kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 16.12.2011 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 06.04.2008 tarihinde açılmış, 09.06.2022 tarihinde ise ıslah edilmiştir. Esasen, dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa dahi saklı tutulan bu hak da asıl davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olup, açılan ilk dava ile istenmeyen sigorta bedeline ilişkin işleyen zamanaşımı süresi kesintiye uğramayıp, devam etmektedir. Davalı vekili gerek cevap dilekçesi gerek ise ıslah dilekçesi üzerine süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuş olup, KTK'nun 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi olan 16.12.2019 tarihi itibariye zamanaşımı dolmuştur. Ancak, dosyada mevcut ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 26.09.2022 tarihli raporuna göre davacının vücut çalışma gücü kaybının kesin olarak 04.10.2019 tarihinde belirlenebilir duruma geldiği tespit edildiğinden dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, KTK'nun 109/1. Maddesi uyarınca davacının 04.10.2019 tarihinden itibaren iki yıl içerisinde ve her halükarda kaza tarihinden itibaren 10 yıl içerisinde davasını ıslah etmesi gerekirken, bu süreler dolduktan sonra 09.06.2022 tarihinde ıslah dilekçesi sunulması nedeniyle ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımına uğradığı yönündeki yerel mahkeme değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 16.12.2011 tarihindeki kaza için Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay 4.HD'nın 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. - 2022/9109 K. ) Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, ATK 2. İhtisas Kurulu raporuna göre davacının mevcut yaralanmasına bağlı vücut çalışma gücü kaybının kesin olarak 04.10.2019 tarihinde belirlenebilir duruma geldiğinin tespit edilmiş olmasına, davalı ... vekili tarafından süresinde ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defii ileri sürülmüş olmasına, davacının iş gücü kaybı tazminatının davalılardan kusur oranları dahilinde talep edilmiş olmasına, maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, tazminatın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.