T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 16/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/01/2026 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALILAR : 1-... 2-... 3-... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hi…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 16/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/01/2026 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALILAR : 1-... 2-... 3-... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 16/04/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...A.Ş.'nin ... Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren ve işçilerin son alt işvereni konumunda bulunan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin, son alt işveren sıfatıyla, işçilerin geçmiş dönem çalışmalarını da kapsayan kıdem tazminatlarını ödemek durumunda kaldığını, müvekkili şirket tarafından ödenen bu tazminatların, davalı şirketlerin (önceki alt işverenlerin) sorumlu olduğu dönemlere isabet eden kısımlarının rücuen tahsili amacıyla ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçluların, borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibi durdurduklarını belirterek, davalıların malvarlığına alacaklarının ileride tahsilinin tehlikeye düşmemesi adına ihtiyaten haciz konulmasına, davalıların ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yaptıkları haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın likit olması ve itirazın haksızlığı nedeniyle, davalıların asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi 29/01/2026 tarihli ara kararında; talep edenin alacağı bulunup bulunmadığı hususlarının yargılamaya muhtaç olduğu, sözleşme konusunun ifa edilip edilmediğine ilişkin yaklaşık ispatın yargılamanın bu aşamasında oluşmadığı ayrıca borçlu tarafın mal kaçırma ihtimaline ilişkin olarak net ve somut bilginin dosyaya sunulmadığı, ihtiyati haczin yasal şartları için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin İİK 257. maddesinde belirtilen yasal koşulları oluşmadığı kanaatiyle yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının, usul ve yasaya, özellikle İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 257 ve m. 258 hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin ihtiyati haciz için kanunun aradığı "yaklaşık ispat" ölçütünü, davanın esası için gereken "tam ispat" ölçütü ile karıştırdığını; alacağın varlığına dair sunulan somut belgeleri (SGK kayıtları, banka dekontları, rücu tabloları) göz ardı ederek hukuki yanılgıya düştüğünü, alacağın likit ve belgelendirilmiş olması nedeniyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, huzurdaki davada müvekkili şirket tarafından sunulan deliller incelendiğinde: SGK Hizmet Dökümleri ve İşyeri Kayıtları, Banka Ödeme Dekontları ve Dönemsel Rücu Hesap Tablolarının alacağın varlığına dair mahkemede kuvvetle muhtemel bir kanaat uyandırmak için yeterli olduğunu, yaklaşık ispatın ötesinde somut veriler olduğunu, mahkemenin "yaklaşık ispatın oluşmadığı" yönündeki tespitinin dosya kapsamındaki maddi vakıalarla bağdaşmadığını, mahkemenin "alacağın yargılamayı gerektirdiği" gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yerel mahkemenin alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğini belirterek taleplerini reddettiğini, ancak Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, "alacağın yargılamayı gerektirmesi" ihtiyati haciz talebinin reddi için tek başına yasal bir gerekçe oluşturamayacağını, davalı şirketler (... Holding A.Ş., Lapis Eğitim Ltd. Şti. ve Etkin Eğitim Ltd. Şti.) arasında açık bir organik bağ bulunduğunu, bu hususun dava dilekçelerinde Ticaret Sicil kayıtları, ortaklık yapıları ve yönetim kurulu üyelikleri ile somutlaştırıldığını, her üç davalı şirketin de aynı merkezden yönetildiğini, ... Holding bünyesinde faaliyet gösterdiğini ve yargılama sürecinde dahi aynı vekil tarafından temsil edildiğini, şirketler arasındaki bu yakın ilişkinin, alacaklıların haklarını ihlal edebilecek mal/varlık kaydırmalarına zemin hazırlayan, tahsilat sürecini zorlaştıran bir unsur olduğunu, yerel mahkemenin "mal kaçırma ihtimaline ilişkin net ve somut bilgi sunulmadığı" gerekçesi, İİK 257/1 kapsamında vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir alacağın varlığı halinde (yaklaşık ispatla) dahi ihtiyati haciz kararı verilebileceği gerçeğini ıskaladığını, alacağın muaccel olması ve yaklaşık ispatın gerçekleşmesi ihtiyati haciz için yeterli olup, ayrıca bir "mal kaçırma" ispatı aranmasına gerek olmadığını, organik bağın varlığının bu riski başlı başına somutlaştıran bir vakıa olduğunu, İİK 257/1 uyarınca muaccel alacaklarda ayrıca "mal kaçırma" şartı aranamayacağını, müvekkili şirketin, dava dışı işçilere ödemeleri yaptığını ve rücu hakkı ödeme tarihinde muaccel hale geldiğini, dolayısıyla alacaklarının muaccel bir alacak olup, mahkemenin vadesi gelmemiş borçlara özgü "mal kaçırma ispatı" arayarak taleplerini reddetmesinin kanunun yanlış uygulanması mahiyetinde olduğunu, alacağın varlığı yaklaşık olarak ispatlandığına göre, başkaca bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatının rücu için başlatılan icra takibine itirazın iptali, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati haciz talebine ilişkindir. İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz HMK'nın 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haciz şartları ve etkileri ise İİK'nın 257. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nın 257. maddesi "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyati haciz ettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklindedir. İİK'nın 258/1. maddesi ise; ''Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.'' hükümüne yer verilmiştir. Buna göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıslarda olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı ise, ancak borçlunun muayyen yerleşim yeri mevcut değil ise, borçlu taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da kaçar veyahut bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz kararı verilebilir. Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, alacağın varlığının ve miktarının, yine davalıların sorumlu olup olmadıkların bu aşamada belirsiz olmasına, dolayısıyla vadesi gelmiş belirli bir para borcu bulunduğu konusunda yaklaşık ispatın bulunmadığına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen 29/01/2026 tarihli ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.16/04/2026 ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.