Ceza Genel Kurulu 2012/12-1511 E. , 2013/133 K. "" İtirazname 2008/224279 Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi Taksirle öldürme suçundan sanık H. K..’un 5237 sayılı TCK’nun 85/1, 62 ve 53/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin, Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.04.2008 gün ve 764-316 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay12. C…
**Ceza Genel Kurulu 2012/12-1511 E. , 2013/133 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname 2008/224279 Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi Taksirle öldürme suçundan sanık H. K..’un 5237 sayılı TCK’nun 85/1, 62 ve 53/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin, Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.04.2008 gün ve 764-316 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay12. Ceza Dairesince 10.05.2012 gün ve 19192-11763 sayı ile onanmasına karar verilmiş, Daire Üyesi G.Y..; “Mahkemece işlenen suçun taksirli olduğu gözetilmeksizin, dosya kapsamı ile de örtüşmeyecek şekilde, ‘suçunu işleyiş şekli, sebep ve saikleri nazara alınarak verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesine takdiren yer olmadığına’ karar verilmiştir. Gösterilen gerekçeler TCK'nun 50/1. maddesindeki ölçütlere uymamaktadır, bir an suçun işleyiş şeklinin fıkradaki ölçütlerden olduğunu kabul etsek dahi, bu gerekçe dosya kapsamına uymadığı gibi esasen mahkemece de gerek temel cezanın tayininde gerek 51. maddesinin uygulanmamasında aynı gerekçeye dayanmış olup, bu da yerel mahkemece bu ibarenin bilinçli kullanılmadığını göstermektedir. Bu nedenlerle hükmün bozulması kanaatiyle aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum” düşüncesiyle karşıoy kullanmıştır. Yargıtay C. Başsavcılığı ise 04.07.2012 gün ve 224279 sayı ile; “Olay tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki kamyonetle 20 km/s hızla seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde yolun sağ tarafında bulunan 4 yaşındaki bisikletli çocuğu görerek korna ile ikaz ettiği, ikaz üzerine çocuğun bisikletini durdurarak beklemeye başladığı, sanığın da hızını azaltarak geçişini sürdürdüğü sırada kazanın meydana geldiği, olay ile ilgili olarak soruşturma sırasında yapılan keşif sırasında dinlenen bilirkişi beyanına göre sanığın kazanın meydana gelmesinde tali derecede kusurlu olduğu, yine yargılama aşamasında yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre aynı şekilde tali derecede kusurlu olduğu belirlenmiştir. Ancak dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince incelenmesi sonucunda sanığın 1. derece kusurlu olduğu değerlendirilmiş ve mahkeme bu rapora itibar ederek sanığın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılması yoluna gitmiştir. Yerel mahkeme dosya arasında bulunan 16.10.2007 tarihli bilirkişi mütalaası ve 11.01.2008 tarihli bilirkişi raporu ile 05.03.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu raporları arasındaki çelişkiyi gidermeden sanığın somut olaydaki kusur durumunu tam olarak belirlemeden karar vermiştir. Mahkeme temel cezanın belirlenmesi sırasında 'suçun işleniş şekli, sebep ve saikleri' gerekçelerini kullanarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle sanığın cezalandırılmasına ve aynı gerekçelerle sanığın almış olduğu hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesine yer olmadığına karar vermiştir.