4. Hukuk Dairesi 2009/14441 E. , 2010/10721 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 23/06/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem niteliğindeki tehdit nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine ilişkin 20/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz …
**4. Hukuk Dairesi 2009/14441 E. , 2010/10721 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 23/06/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem niteliğindeki tehdit nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine ilişkin 20/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Davacı, davalı tarafından gerçekleştirilen tehdit eyleminin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, iddiayı kabul etmediğini belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, davalının cezalandırıldığı tehdit eyleminin, soyut tehlike suçu niteliğinde olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı gerekçesiyle istemin tümden reddine karar verilmiştir. ... 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 12/05/2009 gün ve 2006/835-2007/569 sayılı kesinleşmiş kararı ile davalının şartlı tehdit eyleminden dolayı cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince, ceza mahkemesinin cezalandırmaya ilişkin kararında belirlenen maddi olgular hukuk mahkemesi yargıcı yönünden de bağlayıcıdır. Diğer bir anlatımla; davalının, davacıya karşı aynı zamanda suç sayılacak bir haksız eylem gerçekleştirdiğinin ceza mahkemesince saptandığı kabul edilmelidir. Davalının, suç oluşturan tehdit niteliğindeki eyleminin, tehdit edilen davacının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmayacağına gelince; hukuki yapısı gereği tehdit, başkasının ağır ve haksız bir zarara uğratacağının ona bildirilmesidir. Somut olayda da davalının, telefon ederek davacıya söylediği “…adaya gelme, gelirsen ölümlerden ölüm beğen…” biçimindeki tehdit içeren sözleri, davacının yaşama güvenliğini ve dolayısıyla ruh bütünlüğünü bozacağı gibi güven içinde yaşama duygusunu da zedeler. Böyle bir sonuç, davacının kişilik değerlerinde olumsuz sonuç yaratır ve kişilik haklarına saldırı oluşturur. Yerel mahkemece açıklanan yönler ve olayın özelliği gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.