(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/7774 E. , 2008/14283 K. MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı şirketin ...’da faaliyet gösteren “... Mağazası”na alışveriş yapmak üzere gittiğini, alışverişi…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/7774 E. , 2008/14283 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı şirketin ...’da faaliyet gösteren “... Mağazası”na alışveriş yapmak üzere gittiğini, alışverişini tamamladıktan sonra mağazanın önündeki otoparkta bulunan aracına binmek üzere, elindeki eşyalarla birlikte el çantasını aracın sağ ön koltuğuna bıraktığını, bu sırada bir genç kızın, dikkatini dağıtmak amacıyla kendisine soru sorarken, onunla birlikte hareket eden başka bir çocuğun da, aracın sağ ön kapısını açıp el çantasını aldığını, durumu fark edince derhal şikayetçi olduğunu, güvenlik kamerası kayıtları incelendiğinde, siyah bir araçtan inen bir genç kız ve çocuğun, çantayı aldıktan sonra yine aynı araçla hızla kaçtıklarının tespit edildiğini, çantasında nüfus cüzdanı, ehliyet, ruhsat, 1.500 YTL, 650 Euro, 400 Dolar, kredi kartları, pasaport, iki küçük altın, bir altın yüzük bulunduğunu, güvenlik önlemlerinin yetersizliği ve otoparkta güvenlik görevlisinin bulunmaması nedeniyle mağazanın kusurlu olduğunu, olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000 YTL maddi, 9.000 YTL manevi tazminat olmak üzere toplam 10.000 YTL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, mağazanın güvenliğinin, özel bir güvenlik şirketi tarafından sağlandığını, otoparkta güvenlik kameraları ve uyarı levhaları bulunduğunu, şirketin kendisinden beklenebilecek tüm önlemleri alması nedeniyle olayda kusurlarının bulunmadığını, davacının çantasını rahatlıkla ulaşılabilecek bir konumda bırakarak, ayrıca yaklaşan şahıstan şüphelenmesine rağmen aracını kilitlemeyerek olayın meydana gelmesine kendisinin sebebiyet verdiğini, alışverişe giden bir kimsenin yanında, çantada olduğu iddia edilen miktarda YTL, döviz ve mücevher bulundurmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu gereğince davalı şirketin otoparkta güvenlik görevlisi bulundurmamak suretiyle kusurlu olduğu, ancak davacının da, araç kapılarını açması ve aracının başında bulunduğu bir sırada kapkaç olayının meydana gelmesi nedeniyle olayda en az davalı şirket kadar kusurunun bulunduğu belirtilerek, maddi tazminat isteminin, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kısmen kabulüne, 1.000 YTL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, şartları oluşmadığından manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı, davalı şirkete ait mağazadan alışveriş yaptıktan sonra otoparkta bulunan aracına binmek üzere iken aracın sağ ön koltuğuna bırakmış olduğu el çantasının kapkaç suretiyle çalınmış olması nedeniyle maddi manevi tazminat istemiyle eldeki davayı açmış olup, maddi tazminat istemi yönünden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1000 YTL’nin ödetilmesini talep etmiş olduğundan dava, niteliği itibariyle kısmi dava niteliğindedir. Alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, şimdilik belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Alacaklının böyle bir kısmi dava açması halinde, alacağın tümü için açılan davalarda olduğu gibi talep edilebilecek alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi, ancak taleple bağlı kalınarak alacağın sadece dava konusu yapılan bölümü ile ilgili hüküm kurulması gereklidir. Dava konusu olayda mahkemece davacının isteyebileceği tazminat miktarı tam olarak belirlenmediği gibi, kararın gerekçe kısmında olayda davacının da en az davalı kadar kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen, tarafların kusur oranı ve bu oranlara göre ödenmesi gereken tazminat miktarı da belirlenmemiştir. O halde mahkemece dava konusu olayda, davacının ekonomik ve sosyal durumuna göre alışverişe geldiği bir sırada mutad olarak çantasında bulunması kabul edilebilecek para veya maddi değerler ile tarafların kusur oranları da takdir edilip gözetilmek suretiyle talep edilebilecek tazminat miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ:1. bent gereğince davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 1.12.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, maddi ve manevi tazminata ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının işlettiği mağazaya alışveriş için gelen davacının mağazadan ayrılıp özel aracına bindiği sırada dava dışı kişilerce aracının içindeki çantanın çalınması olayında davalının bir kusurunun bulunup bulunmadığı ve davacının zararını kanıtlayıp kanıtlayamadığı hususlarında toplanmaktadır. Davalı, ve benzeri alışveriş merkezlerinin rekabet ortamında müşteri çekmek amacı ile gelen müşterilerine ücretsiz olarak oto park hizmeti verdikleri bilinen bir gerçektir. Böyle durumlarda gerek mağazanın içinde ve gerekse oto parka bırakılan araç ile ilgili alış veriş merkezinin mal ve can güvenliği bakımından bir özen sorumluğunun olduğu Dairemizce kabul edilmektedir. Ne var ki, bu gibi durumlarda davalı işyeri sahiplerinin sorumluluğuna gidilirken sorumluluğun dayanağı ve illiyet bakımından her olay kendi içinde özellikle ve titizlikle irdelenmelidir. Alış veriş için mağazaya gelen müşterinin kendiliğinden mağazanın oto parkına aracını bırakması ile tam bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu söylenemez. Hatta alış veriş için mağaza içinde dolaşan müşterinin durumu da böyledir. Burada bir sözleşme değil dar anlamda haksız fiil sorumluluğundan söz edilebilir.(... Hatemi Sözleşme Dışı Sorumluluk C.11. İst.1993 Sh. 4.b) ihlal edildiği ileri sürülen yükümlülük asli bir borç ilişkisi ile ilgisiz olup, sadece işyeri sahibinin, müşterinin zarara uğramaması için özen yükümüne uymamasından doğan bir borç ilişkisi doğmaktadır. Bu gibi hallerde sorumluluğun temelini M.K'nun 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kurallarının oluşturduğu söylenebilir. Böyle olunca, doğan zararın üçüncü kişilerin omuzlarına yıkılırken oldukça dikkatli olunmalıdır. Roma hukuku ile müşterek hukukun esaslarını benimseyen Borçlar Kanunumuz kusur prensibine (culpa prensibine) dayanmakta olup, buna göre zararın başkasına yükletilmesinin koşulu kusurdur. Hukukta gerçekleşen zarar ile sorumluluğun bağlandığı olay veya davranış arasındaki sebep-sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denilir. Davacının doğan zararı ile davalı eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı taktirde sorumlu tutulmaları mümkün değildir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak davacı alış veriş sonrası aracının başına dönmüş aracın hakimiyet ve kontrolü davacıya geçmiştir. Bu aşamadan sonra aracının kilitlerini açan davacı çantasını araca bırakmış ve dava dışı kişilerin oyalama ve dikkatini dağıtmaları sonucu çantasını çaldırmıştır. Bu aşamada davalı işyeri sahibinin alabileceği hiç bir önlem yoktur. Şunu da belirtmek gerekir ki, davalı oto parkın emniyet kameraları ile güvenliği hususunda üstüne düşen özeni de yerine getirmiştir. Davacı, hırsızlık olayını hemen farkedip güvenlik görevlilerinden anında bir yardım gelmediğini de iddia ve ispat etmiş değildir. Aksinin kabulü halinde bu gibi hallerde hukuki yönden sorumlulukları sınırlı ve dar olan işyerlerinin günde 5000-10.000 arası gelen müşterilerinin peşine birer güvenlik görevlisi görevlendirmesi gerekirki, bunun da kabülü olanaklı değildir. Böyle olunca, davacı zararı ile davalı eylemi arasında yeterli uygun illiyet bağı olmadığından davanın esastan reddi gerekir. Yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken sayın çoğunlunğun değişik gerekçe ile bozma kararına katılamıyorum.