4. Hukuk Dairesi 2018/3940 E. , 2019/3076 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... Gazetecilik San. ve Tic. AŞ ve diğerleri aleyhine 09/04/2014 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/01/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi katılma yoluyla davacı vekili ve davalılar vekil…
**4. Hukuk Dairesi 2018/3940 E. , 2019/3076 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... Gazetecilik San. ve Tic. AŞ ve diğerleri aleyhine 09/04/2014 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/01/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi katılma yoluyla davacı vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemi ve kararın yayınlanmasına ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm; taraflar vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davalının Taraf Gazetesinin 01/04/2014, 02/04/2014, 03/04/2014 tarihli nüshalarında davalılardan ... tarafından yazılan “... haklı çıktı”, “Açığa imza ile sahte belge”, “Ali Tıp sahtekarlığı tespit etti”, “O belgeyle medya grubu kurdu”, “.. Grubu köşeye sıkıştı” başlıklı yazılarla müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, söz konusu yazı içeriklerinde müvekkilinin gerçek dışı, yanıltıcı ifadeler kullanılarak haksız şekilde suçlandığını ve ticari itibarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi zararın tazminini ve kararın yayınlanmasını istemiştir. Davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacı hakkında kullanılan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu ve söz konusu söylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.