1. Ceza Dairesi 2025/3027 E. , 2026/2160 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/268 E., 2025/246 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edil…
1. Ceza Dairesi 2025/3027 E. , 2026/2160 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/268 E., 2025/246 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2024 tarihli ve 2022/726 Esas, 2024/526 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-e ve 53. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 06.02.2025 tarihli ve 2025/268 Esas, 2025/246 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme ilişkin sanık ve müdafiilerinin istinaf başvurularının gözaltı süresinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi eleştirilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, gerekçesiz karar verildiğine, öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, hata hükümleri, haksız tahrik hükümleri, takdiri indirim ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, hükme esas alınan adli raporlar ile sanık ve maktulün yaşlarının tespitine ilişkin temin edilen rapor ve evrakların yeterli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından öldürme kastı ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçta kullanılan aletin nitelik ve elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, üç kez ateş edilmesi ve yaralanmanın niteliği nazara alındığında suç vasfının nitelikli kasten öldürme olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, olayda hata hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, maktulden sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığından sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği, sanık hakkında uygulanması mümkün başkaca lehe hüküm bulunmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçeleri gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde Bölge Adliye Mahkemesince eleştirilen husus dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 06.02.2025 tarihli ve 2025/268 Esas, 2025/246 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2025/3027 E. 2026/2160 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık ... hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza indirimi yapılması gerektiği düşüncesinde olduğumdan katılmamaktayım. Dosya kapsamına göre; maktul ... ile sanık ...’nın yakın arkadaş oldukları, sanığın olay tarihinde amcasını tehdit ettiğini düşündüğünden arkadaşı maktulü ve ortak arkadaşları tanık ...’i parka çağırdığı, parka gelen maktulü av tüfeği ile ateş ederek öldürdüğü anlaşılmaktadır. Olayın oluş şekli ve vasıflandırılması hususunda çoğunluk görüşü ile aramızda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. 5237 sayılı Kanun’un suç tarihi itibariyle yürürlükte olan “Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesine göre; “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir.” Kanun koyucu bu kriterler dikkate alınarak sanığa verilecek cezanın şahsileştirilmesini, suçun niteliğine göre aynı Kanun’un 61 inci maddesindeki kriterlere göre ise sanığın eylemindeki haksızlığın cezalandırılmasını amaçlamıştır. Bu nedenle eylemin haksızlığı, suçun niteliğine göre kanunda öngörülen ceza miktarı ve suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işlendiği yer ve zaman gibi kriterlere göre saptanacak temel ceza üzerinden belirlenecektir. Maddenin gerekçesinde de “Ancak, yapılan değişiklikle, mükerrer değerlendirme yasağı dolayısıyla, bu nedenlerin temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınmaması, sadece takdiri indirim nedenleri olarak göz önünde bulundurulması gereği kabul edilmiştir." Buna göre mahkeme, takdiri indirim nedenini değerlendirirken esas aldığı kriterleri temel ceza tayininde gözetmeyecektir. Kanun koyucu bu gerekçeyle, eylemin haksızlığı değerlendirilirken suç niteliği ile birlikte suçun işleniş şekli, suçun işlendiği yer ve zaman gibi kriterlerin esas alınmasını, aynı kriterlerin takdiri indirim nedeni değerlendirirken yeniden dikkate alınmasının çifte değerlendirme yasağına aykırılık oluşturacağını açıkça vurgulamaktadır. Mahkeme hüküm fıkrasında “olayın oluş şekli ve eylemin niteliği dikkate alınarak TCK’nin 62. maddesi uyarınca sanığa verilen cezanın takdiren indirilmesine yer olmadığına” hükmetmiş, hükmün gerekçesinde de eylemin işleniş şekli, yeri, zamanı gibi hususları belirttikten sonra sanığın sürekli pişman olduğunu dile getirmesine rağmen yargılama safahatını geciktirmek maksadıyla hareket ettiğini kabul ederek bu pişmanlığı da bertaraf ederek karar vermiştir. Sanık ve müdafilerinin sanığın yaşının suç tarihi itibariyle küçük olduğunu iddia etmeleri, nüfusa çok geç tescil edilen ve hastanede doğmayan sanık yönünden kuşkusuz savunma hakkı kapsamında değerlendirilmeli, bu nedenle tam aşamalardaki samimi pişmanlığı bertaraf edilmemelidir. Mahkemece eylem nitelikli öldürme olarak kabul edilerek kanundaki en ağır temel ceza -eski kanundaki idam cezasının karşılığı olan- ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası belirlenmiştir. Bu nedenle gerek suçun niteliğinin öldürme olması, gerekse suçun işleniş şekli, suçun işlendiği yer ve zaman gibi kriterler ağırlaştırılmış hapis cezası verildikten sonra yeniden sanığın aleyhine değerlendirmemelidir. Aksi bir düşünce kanun koyucunun madde gerekçesinde açıkça vurguladığı çifte değerlendirme yasağına aykırılık oluşturacaktır. Mahkeme takdiri indirimi değerlendirirken 5237 sayılı Kanun’daki kriterleri esas almalıdır. Öncelikle 19 yaşında ve sabıkasız olan sanık, babası ile birlikte fırıncılık yapmaktadır. Yargılama sürecinde olumsuz bir tavrı kayda geçmeyen, tüm aşamalarda suçunu ikrar eden, tüm aşamalardaki yazılı ve sözlü savunmalarında olay nedeniyle pişmanlığı ile birlikte üzüntüsünü de dile getiren sanık, suçu işledikten sonra kendiliğinden güvenlik güçlerine teslim olmuştur. Bu çerçevede kişiliği, geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, yaşı da gözetilerek cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak sanık hakkında hak, adalet ve nesafet kuralları gereğince 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yasal olmayan gerekçe ile takdiri indirim maddesinin uygulanmamasında isabet bulunmadığından, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca indirim uygulanarak sanığın “müebbet hapis cezası” ile cezalandırılması ve hükmün bu nedenle bozulması gerektiğini düşündüğümden çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.