1. Hukuk Dairesi 2008/8900 E. , 2008/9597 K. "" MAHKEMESİ : MİLAS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/09/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakan dedesi D.A.ın 2480 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak torunu olan davalıya temlik ettiğini ileri sürerek, payı oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın redd…
**1. Hukuk Dairesi 2008/8900 E. , 2008/9597 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MİLAS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/09/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakan dedesi D.A.ın 2480 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak torunu olan davalıya temlik ettiğini ileri sürerek, payı oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı Borçlar Kanununun 18.maddesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosyanın içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 2480 parsel sayılı taşınmazın miras bırakan D. A.tarafından 6.10.1981 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik edildiği görülmektedir. Davacı, miras bırakanın yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davaya açmıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.