3. Hukuk Dairesi 2017/13681 E. , 2019/6312 K. "" MAHKEMESİ : .... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 36. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen vasiyetnamenin iptali davasının reddine dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verild…
**3. Hukuk Dairesi 2017/13681 E. , 2019/6312 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : .... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 36. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen vasiyetnamenin iptali davasının reddine dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar; ortak muris ...'ın çocukları olduklarını, murisin 29.07.1996 tarihinde vasiyetname düzenlediği 26.08.1996 tarihinde vefat ettiğini, murisin hukuki ehliyetten yoksun olduğu bir dönemde baskı ve yönlendirmelerle davaya konu vasiyetin hazırlandırıldığını, murisin hareket edecek hali olmadığı halde köye noter getirtilerek, neye imza attığını veya ne için beyanda bulunduğunu bilmeden vasiyetnamenin düzenlendiğini, mirasçıları olduğu halde ikamet ettiği evini davalıya vasiyet etmesini gerektirecek bir durum olmadığını ileri sürerek muris ...'a ait... Noterliği'nin 29.07.1996 tarih ve 6321 yevmiye sayılı vasiyetnamesinin iptaline yada kendi miras hisseleri oranında iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı; muris ...'ın bilerek ve isteyerek, kendi özgür iradesiyle vasiyette bulunduğunu, vasiyeti yaparken eşinin de hazır olduğunu, murisin kızı ve oğullarının uzun yıllardır...'da ikamet ettiklerini, babalarının hayatını idame ettirmesine hiçbir katkılarının olmadığını, yıllarca onunla ve sağlığıyla kendisinin ilgilendiğini, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İl derece mahkemesince; davanın ispat edilemediği gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Bölge adliye mahkemesince; davaya konu vasiyetnamenin 29.07.1996 tarihli olduğu, davacıların vasiyet edenin çocukları olduğu, vasiyetname tanzim edildikten sonra murisin eşi tarafından 10.04.2000 tarihinde tenkis davası açıldığı, davanın 5 yıl devam ettikten sonra 28.04.2005 tarihinde sonuçlandığı, vasiyet edenin çocukları olan davacıların bu şartlar altında vasiyetnameden haberdar olmamalarının mümkün olmadığı, davacıların; annelerinin açtığı tenkis davası sırasında, yani en geç 28.04.2005 tarihinde vasiyetnameden haberdar oldukları kabul edilerek, davanın 20.11.2014 tarihinde açılmış olduğundan TMK'nun 559. maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı, ancak; ilk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması hatalı ise de; karar sonucu itibariyle doğru olduğundan HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafça temyiz edilmiştir.