1. Hukuk Dairesi 2026/1020 E. , 2026/1952 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/41 E., 2025/119 K. Mahkemece verilen karar, davalılar; Hazine vekili, ... vekili, ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A…
1. Hukuk Dairesi 2026/1020 E. , 2026/1952 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/41 E., 2025/119 K. Mahkemece verilen karar, davalılar; Hazine vekili, ... vekili, ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz bölümler, ... ili, ... ilçesi, ... köyü ile ... ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmalarında iki sınır arasında kalan tampon bölge olarak tespit harici bırakılmıştır. Davacı; ... ilçesi, ... köyü ile ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmıştır. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 10 yıllık dava açma süresinin geçtiğini belirterek davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili ile ... vekili yargılama sırasında, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.09.2020 tarihli 2017/420 Esas ve 2020/3370 Karar sayılı kararı ile “... Büyükşehir Belediyesine husumet yöneltilmesi gerektiği belirtilerek” sair yönler incelenmeksizin karar bozulmuştur. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın davasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne; fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 10.179. 35... 'lik kısım, (B) harfi ile gösterilen 25.809, 59... 'lik kısım ve (C) harfi ile gösterilen 6.209, 45... 'lik kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Ne var ki; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bilindiği üzere; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarihli ve 2012/8-869 E., 2013/375 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi, bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilerden olması gerekir. Kamu hizmetine tahsis, hukuken olabileceği gibi fiilen de olabilir. Kamu hizmetine tahsis edilmeyen, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik ve fundalık gibi topraklar imar ve ihyaya müsait olan yerlerdir. 3402 sayılı Kanun'un 16/A maddesinde belirtilen hizmet malları, 16/B maddesinde belirtilen orta malları, yollar, meydanlar ile 16/C ve 16/D maddelerinde belirtilen taşınmazların imar-ihya ile kazanılması mümkün değildir. Somut olayda, dava konusu taşınmaz bölümlerinin tescil harici bırakılma nedeni dikkate alındığında, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, imar-ihya suretiyle elde edilip-edilmediği, bu şekilde elde edilmiş ise imar-ihyanın başlangıç ve tamamlanma tarihleri, dava tarihine kadar 20 yıl süre ile ekonomik amaca uygun kullanım olup-olmadığı hakkında yeterli araştırma yapılmamıştır. Öte yandan; ziraat bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısımların çayır olarak kullanıldığı belirtildiği halde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda 1947, 19 84... yılı hava fotoğraflarında (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımların tarım arazisi olarak kullanıldığı, (C) harfi ile gösterilen kısımda herhangi bir kullanım olmadığı belirtilerek iki rapor arasında dava konusu taşınmaz bölümlerinin vasfı ile kullanım şekli arasında çelişki oluşturulduğu ancak Mahkemece bu çelişki giderilmediği gibi gerekçeli kararda hangi bilirkişi raporuna neden üstünlük tanındığı hususu da açıklanmamıştır. Diğer taraftan; keşifte dinlenilen yerel bilirkişilerce taşınmazın güneyinde dere olduğu, dereden sonra mera parseli olduğu belirtildiği halde fen bilirkişi tarafından hazırlanan krokide dere ile mera parseli kroki üzerinde gösterilmemiştir. Yine taşınmazın dereden kazanılıp-kazanılmadığı ya da derenin taşkın sahası alanında kalıp-kalmadığı hususlarında jeolog bilirkişiden rapor alınmamıştır. Hâl böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi, 3 kişilik jeolog mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden-kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmelidir. Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan nizalı taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihya edilip edilmediğini, imar-ihya edilmiş ise imar ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, taşınmazın halen dere yatağı vasfında olup-olmadığını belirten, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip üzerinde taşınmazın sınırlarının işaretlenmesi istenilmelidir. Jeolog bilirkişisinden dava konusu taşınmaz bölümlerinin dere yatağı vasfında olup olmadığı, halen aktif ya da pasif dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağından kazanılıp-kazanılmadığı, derenin taşkın sahası kapsamında bulunup-bulunmadığı ve derenin aktif olup olmadığı hususlarında kot farkını da gösterir mahiyette rapor alınmalıdır. Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle ve temin edilebilecek en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, imar-ihya edilip edilmediği, imar ihya edilmiş ise ne zaman başlanıp hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmelidir. Fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli,bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve uygulama ile karar verilmesi doğru değildir. Davalı ... vekili temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün, (6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Davalı Hazine ilk kararı temyiz etmediğinden, sonraki kararda da aleyhine yeni bir durum yaratılmadığından; bunun yanında dava konusu taşınmazın ... ilçesinde bulunduğu belirlendiğinden Hazine vekili ile ... Belediyesi vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı REDDİNE, ... Belediye Başkanlığının ve ... Belediye Başkanlığının yatırdığı peşin harcın istek halinde iadesine, Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Aşkale Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.