Ceza Genel Kurulu 2013/14-573 E. , 2013/432 K. "" İtirazname :2009/116463 Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı TCK’nun 103/2, 43 ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı kanunun 109/1, 109/3-f, 109/5 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.01.2009 gün ve 50-25 sayılı hükmün,…
**Ceza Genel Kurulu 2013/14-573 E. , 2013/432 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname :2009/116463 Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı TCK’nun 103/2, 43 ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı kanunun 109/1, 109/3-f, 109/5 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.01.2009 gün ve 50-25 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 12.04.2013 gün ve 9729-4396 sayı ile; "Kayden 18.10.1992 doğumlu olup suç tarihinde 14 yaş 9 ay 19 günlük olan mağdure ile sanığın nişanlı oldukları süre içinde cinsel ilişkiye girdikleri, akabinde 13.05.2009 tarihinde resmî nikahla evlenip çocuk sahibi oldukları olayda, sanığın aşamalarda, suç tarihinde mağdurenin yaşının büyük olduğunu zannettiğini ifade etmesi karşısında, TCK'nın 30. maddesi hükümleri yönünden hata halinin mevcut olup olmadığının tespiti için mağdurenin görünüm itibarıyla 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, içinde bulundukları sosyal ve kültürel durumları, sanığın ulaşmak istediği amaç ile mağdurun içinde bulunduğu sonuç da dikkate alınarak sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak ve mahkemenin dosyadaki tüm verilerle birlikte kendi gözlemini de tespit ederek, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesinden de yararlanılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiş, Daire üyesi N.M.; "Sanığın, hiç bir aşamada mağdurun yaşının küçüklüğü hususunda yanıldığını söylememesi ve bir kimsenin sekiz aydır tanıdığını söylediği kişinin yaşını bilmemesinin mümkün olmaması, TCK'nın 30/1. maddesinde öngörülen 'hata' halinin, ancak sanık tarafından ileri sürülmesi durumunda mahkemece takdir edilmesi gerektiği, suç tarihinden itibaren yaklaşık 6 yıl gibi bir sürenin geçmiş olduğu da gözetildiğinde, mahkemeden, sanığın hataya düşüp düşmediği konusunda sonuca varmasının istenmesinin sanığın hukuki durumuna etki edecek bir yaklaşım olamayacağı, mağdurun içinde bulunduğu evlilik durumu da suçun oluşup oluşmamasına etki etmeyeceğinden, sanığın hiç bir yerde ileri sürmediği ve yaş konusunda hataya düştüğünü belirtmediği de düşünüldüğünde, sayın çoğunluğun 'hata' araştırmasına yönelik bozma kararına katılmıyorum" görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Yargıtay C.Başsavcılığı ise 20.06.2013 gün ve 116463 sayı ile; "Bilindiği üzere 'hata' hali 5237 sayılı TCK'nun 30. maddesinde düzenlenmiş olup anılan maddede; '(1) Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.