(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/17292 E. , 2012/20804 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/17292 E. , 2012/20804 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın feshedildiğini belirterek müvekkilinin işe iadesine ve yasal haklarına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının yönetici vasfını haiz müdür olarak ve işveren vekili yardımcısı konumunda çalıştığını, çalıştığı dönem içinde bu departmanda işçi alımı ve çıkarımı konusunda yetkili olduğunu, ilaç sektörüne ilişkin hükümet tarafından alınan ve bundan sonra daimi olarak uygulanacak olan finansal tedbirler sonucunda kadro değişikliği yapılması konusunda alınan karar sonucunda iş sözleşmesinin iş ve işyeri gereği alınan işletmesel kararlar uyarınca geçerli sebeple feshedildiğini davacının yerine kimsenin alınmadığını, fesihlerde geçerli tek ve son çarenin bir kısım personelin işten savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davalı işverenin işletmesel kararının geçerli bir nedene dayanmadığı, kararın keyfi olarak alındığı, feshin kaçınılmazlığı ve son çare olması ilkelerine uyulmadığı, davalı delillerinin hizmet akdinin haklı veya geçerli nedenle feshi kanıtlamaya yeterli olmadığı, feshin haklı ve geçerli nedenle yapıldığının ispat yükü üzerinde olan davalı işveren tarafından kanıtlanamadığı, fesih bildiriminde açık ve kesin bir sebep bildirilmediği, feshin tüm bu nedenlerle geçersiz olduğu gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. Dosya içeriğine göre, davacının işyerinde iç denetim müdürü unvanıyla çalışmasını sürdürdüğü görülmektedir. Sunulan organizasyon şemasında, yönetim kurulu başkanına doğrudan bağlı olarak yer almaktadır. Görev tanımı da bu konumunu destekler mahiyettedir. Davacı belgelerle ortaya konulan işlemleri ve yukarıda açıklandığı şekilde işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilinin yardımcısı konumunda olduğundan, yasa gereği işveren vekili sayılmaktadır. İşgüvencesi hükümlerinden yararlanamayacağından işe iade isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 240,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 04.10.2010 tarihinde karar verildi.