11. Ceza Dairesi 2024/3649 E. , 2024/12044 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın 05.05.2014 tarihinde katılana ait Vodafone İç Kale İlet
**11. Ceza Dairesi 2024/3649 E. , 2024/12044 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın 05.05.2014 tarihinde katılana ait Vodafone İç Kale İletişim A.Ş.ye giderek sahte nüfus cüzdanı ile abonelik sözleşmesi imzalayıp faturalı hat çıkarması, 03.11.2014 tarihinde yine aynı iş yerine giderek, aldığı hat üzerine iki adet telefon cihazı, modem ve tablet alması şeklinde gerçekleşen eylemlerinde, aynı suç işleme kararı kapsamında, farklı tarihlerde, Kanun'un aynı hükmünün birden fazla ihlal edildiği ve 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Resmi Belgede Sahtecilik ve Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Sanığın, küçük yaşta ölen kardeşi A.D.ye ait nüfus cüzdanını kullanarak, katılan ...'ın yetkilisi ve müdürü olduğu Vodafone İç Kale İletişim Anonim Şirketinde abonelik sözleşmesi düzenleyerek 0 542 ... .. 48 numaralı faturalı hattı çıkarması, sanığın 03.11.2014 tarihinde bu hat üzerine Huwai P7 marka telefonu satın alması, aynı tarihte 545 ... .. 30 numaralı faturalı hattı yine A.D.nin nüfus cüzdanını kullanarak bu hat üzerine Samsung S4 marka cep telefonu, Vodafone wifi modem ve Samsung S4 marka tablet alması şeklinde gerçekleşen eylemlerinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı ve sanık hakkında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması, Yasaya aykırı ise de, zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak yargılamaya engel olduğu anlaşılmıştır. Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarının Kanundaki cezalarının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 04.05.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2024 tarihinde karar verildi.