Ceza Genel Kurulu 2012/7-1406 E. , 2013/30 K. * SANIKLARA SON SÖZÜN VERİLMEMESİ * SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI * CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 216 "" 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanıklar B. Ölmez, V. Ölmez, H. Adiyaman ve A. Ölmez'in 5607 sayılı Kanunun 3/1-son, 4/2, 5237 sayılı TCK'nun 62 ve 52. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 66.640 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Uludere Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.04.2010 gün ve 2…
**Ceza Genel Kurulu 2012/7-1406 E. , 2013/30 K.** * SANIKLARA SON SÖZÜN VERİLMEMESİ * SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI * CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 216 **"İçtihat Metni"** 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanıklar B. Ölmez, V. Ölmez, H. Adiyaman ve A. Ölmez'in 5607 sayılı Kanunun 3/1-son, 4/2, 5237 sayılı TCK'nun 62 ve 52. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 66.640 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Uludere Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.04.2010 gün ve 24 - 137 sayılı hükmün sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 03.04.2012 gün ve 2736-7687 ile; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 216/3. maddesine aykırı olarak 14.04.2010 tarihli son oturumda hazır bulunan sanıklara son sözleri sorulmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması" isabetsizliğinden bozulmasına oyçokluğuyla karar verilmiş, Daire üyesi K.Tosun ise; "Cumhuriyet savcısının mütalaası okunduktan sonra sanıklara ve sanıklar müdafiine esas hakkındaki diyeceklerinin sorulduğu ve bundan sonrada davanın esasına etkili herhangi bir işlemin yapılmadığı, dolayısıyla sanıkların savunma haklarının kısıtlanmadığı, bu nedenle sanıklara son sözün sorulmamasının bozma nedeni yapılmaması gerektiği" görüşüyle karşıoy kullanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 27.08.2012 gün ve 40677 sayı ile; "14.04.2010 tarihli son duruşmada, esas hakkındaki mütalaadan sonra sanıkların herbirine esas hakkındaki mütalaa için söz hakkı verilmiş, sanıklar savunmanının esasa ilişkin beyanı alındıktan sonra da (sanıklara son sözleri sorulmadan) belirtilen cezalandırma kararı verilmiştir. CMK'nun 216/3. maddesi, 'Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir' hükmünü amirdir. Bu düzenleme, sanık/sanıklar için, kendilerini yeterince ifade edebilmeleri için verilmiş bir savunma hakkıdır. Ceza yargılamasında maddi gerçekliğin esas olduğu göz önüne alındığında, kendini ancak yeterince ifade edemeyen sanık için bu hükmün mutlaka işlerlik kazanması gerekir. Dosya kapsamı ele alındığında, sanıklara (gerek kendileri, gerekse tercümanları aracılığıyla) esas hakkında mütalaadan sonra bir bakıma son söz verilmiştir. Son sözün verilme amacı, tüm yargılama süreci ve kapsamına ilişkin genel bir değerlendirme olması gerekir. Başka bir anlatımla son sözler olgusu, savunmaların bir tekrarı niteliğinde olmaması gerekir. CMK'nun 216. maddesinin (1) ve (2) fıkralarına bakıldığında, delillerin ortaya konması sırasında söz hakkının kimlere ve hangi sırayla verileceği ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Bu nedenle, eğer yeni bir delil ortaya konmamış ise, esas hakkında savunma için beyanda bulunan sanık için son söz ibaresi yazılmadığından bahisle savunma hakkının kısıtlandığından söz edilmesi isabetli değildir. Dikkat edildiğinde, esas hakkındaki mütalaa sonrasında ve karar anına kadar sanıkların aleyhine hiçbir işlem yapılmadığı gibi, karar da, esas hakkındaki mütalaa gibi çıkmıştır.