3. Ceza Dairesi 2021/10965 E. , 2023/1102 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin sür
**3. Ceza Dairesi 2021/10965 E. , 2023/1102 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2017 tarihli ve 2017/32 Esas, 2017/81 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 3 ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 12.06.2018 tarihli ve 2017/329 Esas, 2018/379 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 3 ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; uzun tutukluluk süresi ve tutuklamayı gerektirecek nitelikte kuvvetli suç şüphesinin olmaması nazara alınmaksızın kişi özgürlüğünün sınırlandırıldığına, Bank Asyadaki hesabını talimatla açmadığı ve talimatla para yatırmadığına, hesap hareketlerinde kızının okul taksidi ödemeleri ve aldığı kitaplara ilişkin harcamaların var oluşunun atılı eylemi gerçekleştirdiğini ortaya koymayacağına, sanığın dernek üyeliğinin Anayasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğuna, dernekte alınan kararlarda imzasının olmasının terör örgütüne üye olduğunu göstermeyeceğine, dosyadaki tanıkların beyanlarında sanığın terör örgütü ile bağlantısı konusunda bir ifadede bulunmadıklarına, tanık dinletme konusundaki tevsii tahkikat taleplerinin reddedildiğine, suç vasfının sanık açısından değişme ihtimali bulunduğuna, suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, aksi kanaat halinde lehe olan hükümlerin uygulanmasına ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Yapılan yargılamada tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; sanık FETÖ'ye iltisakı nedeni ile KHK ile ihraç edilmeden önce imam-hatip olarak görev yaptığı, maaşını .tan almasına karşın FETÖ'ye iltisakı nedeni ile TMSF'ye devredilen Bankasya isimli bankada hesabının bulunduğu, talimat doğrultusunda 2014 yılı Eylül ayında Halkbanktan kredi çekerek Bank Asyaya destek amacı ile yatırdığı, bu konudaki savunmalarının inandırıcılıktan uzak olduğu, yine maaşını aldığı bankadan parayı Bank Asyaya havale yaparak harcamalarını bu banka üzerinden yaptığı, FETÖ'ye iltisakı nedeni ile kapatılan/elkonlan .irketi, . Dağıtım Şirketleri ile çok miktarda para hareketlerinin bulunduğu, çocuğunun FETÖ'ye müzahir olduğu gerekçesi ile kapatılan.Kolejinde okuduğu, 2013 yılı Aralık ayından 2014 yılı Mayıs ayına kadar rutin bir şekilde ayda bir kez örgütün yıllık toplantılarının yapıldığı .'da bulunan ... Termal Otel'e gittiği, bu şekilde sürekli gitmesine rağmen kayıtlar okunmadan önce "gidip gitmediğimi hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunduğu, yine sanığın FETÖ'ye müzahir olduğu gerekçesi ile KHK ile kapatılan .Manevi Değerleri Yüceltme Derneğine üye olduğu, yönetimde bulunduğu, derneğin kapatıldığı tarihe kadar alınan kararlarda imzası bulunan üç kişiden biri olduğu, yine alınan kararlara yönelik kaçamak ve suçtan kurtulmaya yönelik inkar mahiyetinde beyanlarda bulunduğu, sanığın mesleği itibariyle dini amaçlı kurulan bir derneğin faaliyetlerinin ve amacının ne olduğunu sıradan bir vatandaşa göre daha kolaylıkla bilebilecek konumda olduğu, bu sebeple savunmalarına itibar edilmediği, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde örgüt üyeliği için aranan süreklilik, çeşitlilik ve devamlılık şartlarını taşıdığı anlaşılmakla sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına, Sanığın derneğin yönetiminde bulunup son ana kadar alınan kararlarda imzasının bulunması, talimat sonucu başka bankadan kredi çekip Bank Asyaya destek amacı ile para yatırması ve diğer para hareketliliği, ... Termal Otel'e düzenli ve rutin şekilde katılımının bulunması ve diğer sebepler bir arada değerlendirildiğinde suçun işleniş şekli, sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle TCK 314/2 nci maddesi uyarınca örgüt üyeliğinden 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin hükmüne karşı, sanık müdafii tarafından ayrıntıları 06.05.2017 ve 01.06.2017 tarihli dilekçelerinde açıklandığı biçimde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda, Dairemizin yer ve konu bakımından yetkili olduğu, hükmün istinaf edilebilir olduğu, istinaf edenin kanun yoluna başvurmaya hakkının bulunduğu, istemin süresinde olduğu anlaşılmakla; "Dosya içerisinde mevcut ifade sahiplerinin beyanlarının CMK'nın 217/1 inci maddesi gereğince duruşmada okunup sanığın ayrıntılı savunma yapılmasına olanak sağlanması, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilip, sanık hakkında temel ceza tayin edilirken TCK'nin 61 inci maddesine aykırılık bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla," CMK'nın 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. İstinaf kanun yolu aşamasında, sanığın Bank ... hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, CMK'nın 217/1 inci maddesi gereğince duruşmada soruşturma dosyasında bulunan ifadeler, iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi, CMK'nın 282 nci maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü, istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi, görevlendirilen üyenin inceleme raporu, ayrı ayrı okunup anlatılarak, tanık V.B. dinlenilmek suretiyle, sanığın savunma yapmasına olanak sağlanmıştır. Soruşturma ve kovuşturma sürecini yansıtan tutanak ve belgeler, Dairemiz tarafından istinaf yasa yolu aşamasında yapılan işlemler ile icra edilen duruşmalar ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın 12.09.2014 tarihinde 19.850 TL yatırmak suretiyle Bank Asyada katılım hesabı açtığı, hesabı 29.12.2014 tarihinde kapatarak 17.137,06 TL bakiyesini 2985860-1 nolu vadesiz hesaba aktardığı anlaşılmıştır. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün fikir ve ideolojilerinin anlatılıp, örgüte finans sağlama ve eleman devşirme faaliyetlerinin gerçekleştirildiği ... Niyet Milli Manevi Değerleri Yüceltme Derneğine 21.11.2012 tarihinde üye olup, 17.04.2013 tarihinde derneğin yönetim kurulunda yer alarak dernek faaliyeti altında örgütsel toplantılara ve alınan kararlara bizzat katılan, dosyadaki bilgilere göre 2013 tarihine kadar örgüt liderinin fikir ve ideolojilerinin anlatıldığı toplantılara katıldığı anlaşılan sanığın, 2013 yılı sonrasında da yönetim kurulunda yer aldığı derneğin rutin faaliyetleri dışındaki FETÖ/PDY yapılanması ile ilgili yönetim kurulu kararlarına katılması, örgüt liderinin talimatı üzerine başka bankadan kredi çekerek Bank Asyada katılım hesabı açması gibi terör örgütü üyeliği suçunun unsuru olan fiil ve davranışlarının süreklilik, çeşitlilik ve devamlılık gösterdiği nazara alındığında; eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada Devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın, 3713 sayılı TMK'nın 1 inci maddesinde tanımlanan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu konusunda şüphe bulunmadığından, gerek ilk derece yargılamasında gerekse istinaf aşamasındaki inkara dayanan savunmalarına itibar edilmeyerek, istinaf aşamasında elde edilen deliler ile birlikte ilk derece yargılamasında elde edilen deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu konusunda dairemizce tam bir vicdani kanaat oluşmuştur. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 15.01.2018 tarih 2018/103 Esas, 2018/474 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere "sanığın çocuğunu örgüte müzahir olması nedeniyle kapatılan Özel okula göndermesi" eyleminin örgütsel faaliyetler kapsamında kabül edilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünün hukuka aykırı bulunması ile temel hapis cezasının belirlenmesinde dosya içindeki bilgi ve belgeler, sanık savunması, terör örgütü içerisindeki konumu ve yaptığı faaliyetlerdeki çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gözetildiğinde, TCK'nın 61/1 ve 3/1 inci maddeleri hükümlerine göre temel hapis cezasının teşdiden belirlenmesinin somut olaya uygun olmadığı ve orantılı bulunmadığı, eylemi düzenleyen kanun maddesinindeki alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılmış, TCK'nın 61 inci maddesi uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik, kastı nazara alınarak, aynı Kanunun 3/1 inci maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." şeklindeki yasal düzenleme, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte değerlendirilerek sanık hakkındaki temel cezanın tayininde, alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden ceza takdiren alt sınırdan belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükumet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği cihetle; Somut olayda dosya kapsamına göre; 2013 yılından sonra örgüt üyeliği suçlamasına ilişkin dosyada delil bulunmayan sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu gerektiren süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içermediği anlaşılmakla, örgüt liderinin talimatından sonra başka bankadan kredi çekerek Bank Asyada katılım hesabı açan sanığın eyleminin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 12.06.2018 tarihli ve 2017/329 Esas, 2018/379 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi.