DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/763 E. , 2024/3295 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/763 Karar No : 2024/3295 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Da
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/763 E. , 2024/3295 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/763 Karar No : 2024/3295 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Aydın ili, Efeler Belediye Başkanlığında 4857 sayılı Kanun'a tabi işçi olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu ve kamuda istihdamının uygun görülmediğinden bahisle tesis edilen Aydın Valiliğinin...tarih ve ... sayılı işlemine dayanılarak iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Efeler Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ve anılan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; Davacının İş Kanunu kapsamında davalı belediyenin ilgili olduğu ... şirketinde sözleşmeli işçi olarak çalıştığı, ... tarih ve ... sayılı Mahalli İdarelerde Personel Çalıştırılmasına İlişkin Değerlendirme Komisyonu Kararında ''davacı hakkında, kendisinin 01/05/2011 tarihinde Van ilinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma adı altında yapılması planlanan mitinge katılmak için Hakkari il merkezinden Van iline giden şahıslar arasında yer aldığı" şeklinde istihbari mahiyette bilgilerin bulunduğu, ayrıca babası ve erkek kardeşleri hakkında da birtakım istihbari mahiyette bilgilerin bulunduğundan bahisle davacının kamuda istihdamının uygun görülmediğinin davalı belediyeye bildirilmesi üzerine, ... Yönetim Kurulu kararı ile haklı fesih gerekçesi ile hizmet sözleşmesinin sonlandırıldığı, Bu durumda; davacının kendisi hakkında herhangi bir adli soruşturma bulunmadığı, işleme esas bilgilerin ise davacı ile kardeşleri ve babası hakkındaki birtakım istihbari bilgilerden kaynaklı olduğu anlaşılmakta olup, idarenin tesis ettiği işlemi davacı hakkındaki bu duruma dayandırması halinde, davacı aleyhine değerlendirilecek terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatını ortaya koyan herhangi somut bir tespit, delil ya da emarenin ortaya konmasını davalı idareden beklemenin hukuk devleti ilkesinin gereği olduğu, idarece buna ilişkin dava dosyasına bilgi sunulmadığı, diğer iddiaların ise davacının şahsı hakkında değil babası ve kardeşi hakkında olduğu anlaşıldığından, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği davacı hakkında herhangi bir olumsuz bilgi olmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının da yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihi olan 09/03/2021 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idareler tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 15/06/2023 tarih ve E:2023/273, K:2023/3525 sayılı kararıyla; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda, 4857 sayılı İş Kanunu'na göre düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlerin çözüm yerinin iş mahkemeleri olarak belirlendiği, buna göre, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapan davacı ile davalı idare arasındaki iş sözleşmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 15/01/2021 tarihi itibarıyla haklı fesih ile sonlandırılmasına ilişkin dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varıldığı, Bu durumda, dava konusu işlemin iptali, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurularının reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Aydın Valiliği tarafından, dava konusu işlemlerin Anayasa ve mevzuata dayanılarak tesis edildiği, davacı hakkında usulüne uygun olarak yapılan güvenlik soruşturması sonucunda iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği, yargı yerlerince idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde karar verilemeyeceği, uyuşmazlığın yalnızca 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde çözümlenmesinin uygun olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde İş Mahkemelerinin görevli olmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Efeler Belediye Başkanlığı tarafından, davacının işe iadesi istemiyle aleyhlerine karşı açtığı işe iade davasında, ... İş Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacının işe iadesine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin kararıyla esastan reddedildiği, dolayısıyla davacının işe iade davası kabul edilip ... Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da onanarak kesinleştiğinden bakılmakta olan davanın konusunun kalmadığı, işe iade kararı üzerine davacının 03/01/2022 tarihi itibarıyla tekrar işe başlatıldığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, kendisi ve ailesi hakkında kamuda istihdamına engel olabilecek hukuki veya fiili bir durumun olmadığı, hakkında bir disiplin cezası bulunmadığı gibi sabıkasının da olmadığı, illegal yapı veya yasadışı oluşumlar ile ilgisinin ve irtibatının bulunmadığı, hakkında yapılan güvenlik soruşturmasına dayanılarak tesis edilen iş sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin idare hukukunun temel prensipleri gözardı edilerek tesis edildiği, zira kamuda istihdamına engel olan durumun ne olduğu ortaya konulmadan ve savunması alınmadan, soyut beyan ve saiklerle güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahsedilmesinin idare hukuku ilkelerine aykırı olduğu gibi hakkaniyetle de bağdaşmadığı belirtilerek davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının Aydın ili, Efeler Belediye Başkanlığı iştiraki olan ... şirketinde 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi olarak görev yaptığı, Efeler Belediye Başkanlığının talebi üzerine ilgili mevzuat kapsamında Belediye bünyesinde istihdamı düşünülen kişiler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması istenilmiş, davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması sonucunda elde edilen istihbari mahiyette bilgilere istinaden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 20. maddesine göre oluşturulan Mahalli İdarelerde Personel Çalıştırılmasına İlişkin Değerlendirme Komisyonunca davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı ve kamuda istihdamının uygun görülmediği belirtilmiş, bu işleme dayanılarak davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca feshedilmesine ilişkin Efeler Belediye Başkanlığının... tarih ve ...sayılı dava konusu işleminin iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır. Öte yandan, davacının haksız fesih sebebiyle işe iade edilmesi istemiyle açtığı davada,... İş Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla, "davalı tarafından yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işine iadesine, yoksun kaldığı hak ve tazminatların davacıya ödenmesine" karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedilerek kararın kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri olarak; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptali için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaların sayıldığı ve idari yargının, idari eylem ve işlemlerin hukuki denetimini yapmakla görevli olduğu kurala bağlanmıştır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının; iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usullerini düzenlemek olduğu, 5. maddesinde ise; iş mahkemelerinin; 5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakmakla görevli oldukları belirtilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyizen incelenen uyuşmazlıkta, davalı idare ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin İş Kanunu’na tabi hizmet sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir iş hukuku ilişkisi niteliği taşıdığından, davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin dava konusu işlemin, idarenin yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olduğu açıktır. Buna göre, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda, 4857 sayılı İş Kanunu'na göre düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlerin çözüm yerinin iş mahkemeleri olarak belirlendiği dikkate alındığında, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapan davacı ile davalı idare arasındaki iş sözleşmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 15/01/2021 tarihi itibarıyla haklı fesih ile sonlandırılmasına ilişkin dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim, benzer konudaki Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/01/2024 tarih ve E:2023/560, K:2024/3 sayılı kararı da aynı yöndedir. Bu itibarla, temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türleri olarak; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptali için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ile kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaların sayıldığı ve idari yargının, idari eylem ve işlemlerin hukuki denetimini yapmakla görevli olduğu kurala bağlanmıştır. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 126. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ek 20. maddesinde, “İl özel idareleri, belediyeler ile bağlı kuruluşları ve bunların üyesi olduğu mahalli idare birlikleri, personel çalıştırılmasına dayalı hizmetleri 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesindeki limit ve şartlar ile 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki sınırlamalara tabi olmaksızın doğrudan hizmet alımı suretiyle birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlası bu idarelere ait ve halen bu kapsamda hizmet alımı yaptığı mevcut şirketlerinden birine, bu nitelikte herhangi bir şirketi bulunmuyorsa münhasıran bu amaçla kuracakları bir şirkete gördürebilir. (…) Bu madde kapsamındaki şirketlerde işçilerin işe alımı, işçilere ilişkin personel giderlerinin toplam giderler içindeki payına ilişkin üst sınırları, ilk defa alınacak işçilere ilişkin belirlenecek ölçütleri esas alarak yıllık sınırlamaları ve bu kapsamdaki alımlar ile harcamaları izlemeye ilişkin usul ve esasları belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükme istinaden, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 20. maddesi kapsamındaki şirketlerde işçilerin işe alımı, işçilere ilişkin personel giderlerinin toplam giderler içindeki payına ilişkin üst sınırları, ilk defa alınacak işçilere ilişkin belirlenecek ölçütleri esas alarak yıllık sınırlamaları ve bu kapsamdaki alımlar ile harcamaları izlemeye ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bağlı Kuruluşları ile Bunların Üyesi Olduğu Mahalli İdare Birliklerinin Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmetlerinin Gördürülmesine İlişkin Usul ve Esaslar 28/04/2018 tarih ve 30405 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 09/04/2018 tarih ve 2018/11608 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulmuştur. 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin “Tüzükler, Bakanlar Kurulu kararları ve yönetmelikleri” başlıklı geçici 1. maddesinde, “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, bu Kanun Hükmünde Kararname ile değişiklik yapılan kanunların ilgili maddeleri gereğince yürürlüğe konulmuş olan tüzükler, nizamnameler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür.” düzenlemesi yer almaktadır. İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bağlı Kuruluşları ile Bunların Üyesi Olduğu Mahalli İdare Birliklerinin Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmetlerinin Gördürülmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesi, "Bu Usul ve Esasların amacı; 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 20 nci maddesi kapsamındaki şirketlerde işçilerin işe alımı, işçilere ilişkin personel giderlerinin toplam giderler içindeki payına ilişkin üst sınırları, ilk defa alınacak işçilere ilişkin belirlenecek ölçütleri esas alarak yıllık sınırlamaları ve bu kapsamdaki alımlar ile harcamaları izlemeye ilişkin usul ve esasları belirlemektir." şeklinde; "Dayanak" başlıklı 2. maddesi, "Bu Usul ve Esaslar, 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır." şeklinde; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesi, "... b) İdare: Şirketin sermayesinin yarısından fazlasına doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, birlikte veya ayrı ayrı sahip olan il özel idaresi, belediye ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerini, c) İşçi:Şirketlerde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında idareye hizmet sunmak üzere iş sözleşmesine dayalı olarak çalışan kişiyi, ç) Şirket: İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idareleri ve belediyelerin üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin doğrudan doğruya veya dolaylı olarak birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip olduğu şirketi, d) Şirket personeli: Yöneticiler, işçiler ve destek personelini ... ifade eder." şeklinde düzenlenmiştir. "Şirket personelinde aranacak şartlar” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının altıncı bendinde, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak, şirketlerce işe alınacaklarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise, “Birinci fıkranın altıncı bendine ilişkin soruşturma ve/veya araştırma talepleri ilgili valilik aracılığıyla yetkili mercilerden istenir. İntikal eden güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması sonuçları 14/2/2000 tarihli ve 2000/284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğine göre illerde valilikler bünyesinde teşkil edilen değerlendirme komisyonunca değerlendirilir. Ancak vali tarafından uygun görülmesi halinde sonuçların değerlendirilmesi ilgili idare bünyesinde anılan Yönetmeliğe göre teşkil edilen değerlendirme komisyonuna bırakılabilir. Şirketin ortakları arasında birden fazla idare bulunması durumunda değerlendirme yetkisinin bırakılacağı idare vali tarafından belirlenir." hükmü yer almaktadır. Görev uyuşmazlığının çözümlenmesinde, tarafların hukuki statüsünün yanı sıra, davaya konu edilen idari işlemin niteliği ile bu işlemin dayanağını oluşturan mevzuatın içeriği, amacı ve kapsamı da büyük önem taşımaktadır. Kamu tüzel kişileri ile gerçek kişiler arasındaki hukuki ilişkiler, özel hukukta olduğu gibi eşitler arası bir ilişki niteliği taşımamaktadır. Her ne kadar bazı durumlarda taraflar arasında özel hukuk hükümlerine tabi bir ilişki kurulması mümkün olsa da, kamu tüzel kişileri çoğunlukla kamu gücü ayrıcalıklarıyla donatıldığından, bu ilişkilerde tek taraflı işlem yapma yetkisine sahiptir. Bu kapsamda idare, karşı tarafın rızasına ihtiyaç duymaksızın, tek taraflı irade beyanıyla bireylerin hak ve yükümlülüklerinde doğrudan sonuç doğuran işlemler tesis edebilmektedir. Bu yönüyle, kamu tüzel kişileri ile bireyler arasındaki ilişkiler, kamu hukukuna özgü olarak, idarenin üstünlüğü ve ayrıcalıklı yetkileri çerçevesinde şekillenmekte olup, kural olarak bu işlemler idari yargı denetimine tabi bulunmaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda; davalı belediyenin iştirakinde, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak (işçi statüsünde) görev yapan davacının iş akdi, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 20. maddesine dayanılarak çıkarılan İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bağlı Kuruluşları ile Bunların Üyesi Olduğu Mahalli İdare Birliklerinin Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmetlerinin Gördürülmesine İlişkin Usul ve Esaslar uyarınca yapılan güvenlik soruşturması kapsamında elde edilen bilgilerin değerlendirme komisyonunca incelenmesi sonucu, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu ve davacının kamuda istihdamının uygun görülmediği gerekçesiyle feshedildiği görülmektedir. Bu haliyle, uyuşmazlığın doğrudan 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinden değil; kamu kurumlarına bağlı iştiraklerde istihdam edilen işçiler hakkında, işe başladıktan sonra kamu yararı gereği yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasından kaynaklandığı; bu nedenle, davacının iş sözleşmesinin feshi suretiyle tesis edilen işlemin kamu hukukuna dayalı ve idari nitelikte bir işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda, dava konusu işlemin tarafların irade özgürlüğüne dayalı olarak değil; özel hukuk çerçevesinin dışında, bir idari mercii tarafından güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması gerekçesiyle, tek taraflı ve kamu gücüne dayanılarak tesis edildiği görülmüş olup, uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, uyuşmazlığın esası incelenerek davalı idarelerin temyiz istemi hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.