6. Hukuk Dairesi 2011/1261 E. , 2011/6790 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı çeyiz eşyası alacağı davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 14,749,69 TL değerindeki ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin yasal faizi ile tahsiline ilişkindir. Mahkemece toplam 14749,69 TL değerindeki…
**6. Hukuk Dairesi 2011/1261 E. , 2011/6790 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı çeyiz eşyası alacağı davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 14,749,69 TL değerindeki ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin yasal faizi ile tahsiline ilişkindir. Mahkemece toplam 14749,69 TL değerindeki ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bedellerinin tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların 13.03.2008 tarihinde evlendiklerini, düğün sırasında müvekkilesine 7 adet bilezik, 6 adet burma bilezik, 1 adet yarım altın, 1 adet gremese 1 adet künye 17 adet çeyrek altın takıldığını, yurtdışında yaşayan davalının, davacıyı seni istemiyorum diyerek Türkiye’ye gönderdiğini, sözü edilen ziynet eşyalarının aynen iadesini, mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 14,749,69 TL bedelinin yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığını, dava konusu edilen altınların davalıda kaldığının kanıtlanamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Taraflar nüfus kaydına göre 13.03.2008 tarihinde evlenmiş olup düğün sırasında davacı tarafa dava konusu edilen ziynet eşyalarının takıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, dava konusu ziynetlerin davalı tarafta kaldığını iddia etmiş, davalı ise davacı tarafından beraberinde götürüldüğünü savunmuştur. Yaşam deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve siyanetine terk edilmesi olağana ters düşer. Öte yandan söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen götürülebilen türdendir. Bu itibarla davacı dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evden ayrılırken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını kanıtlama yükümlülüğündedir. Ne var ki bu konuda dinlenen davacı tanıkları, görgüye dayalı olmayan soyut beyanlarda bulunmuşlar, sadece davacının kendilerine aktardıklarını söylemişlerdir. Tanık beyanları itibariyle dava konusu edilen ziynetlerin davalıda kaldığı, davacının bunları alamadan evden ayrıldığı kanıtlanamamıştır. Ancak davacı, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin elinden alındığı, kendisine teslim edilmediği ve davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.