23. Hukuk Dairesi 2012/5097 E. , 2012/6741 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen sıra cetveline itiraz davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 07.06.2012 gün ve 2012/1845 Esas 2012/3991 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: - KARAR - Davacı vekili, borçluya ait aracın satışından sonra düzenlenen ilk sıra cetvelinin, itirazları üzerine iptal e…
**23. Hukuk Dairesi 2012/5097 E. , 2012/6741 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen sıra cetveline itiraz davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 07.06.2012 gün ve 2012/1845 Esas 2012/3991 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: - KARAR - Davacı vekili, borçluya ait aracın satışından sonra düzenlenen ilk sıra cetvelinin, itirazları üzerine iptal edildiğini, aynı bedelin dağıtımı için düzenlenen ikinci cetvelde üst sıraya alınan davalının alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayanmadığını ve alacaklılardan mal kaçırmak maksadıyla oluşturulduğunu, dava dışı borçlunun muvazaalı olarak borcu kabul ettiğini ve araca haciz konulmasına muvafakat ettiğini ileri sürerek, sıra cetveline itiraz etmiştir. Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazı üzerine Dairemizce kısmen bozulmuştur. Bu kez, davacı vekili karar düzeltme talep etmiştir. 1- Sıra cetvelinde bir başka alacaklının alacağının esas ve miktarına yönelik itiraz davalarında ispat yükü, sırasına itiraz edilen alacaklıdadır. Alacaklı alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve birbirini teyid eden, usulüne uygun belgelerle ıspatlamak zorundadır. Somut olayda davalı her zaman düzenlenmesi mümkün ve borçlu ile davalı alacaklı dışında üçüncü bir kişi tarafından düzenlenmiş bir ibranameyi alacağının dayanağı olarak sunmuş fakat gerek ticari ilişkiyi ve gerek kefalet ilişkisini kanıtlayacak, yukarıdaki ilkelere uygun belge sunamamıştır. Mahkeme kararı Dairemizce, tarafların takip tarihleri arasındaki bir yıllık süreden söz edilerek, muvazaanın kabulü veya reddi konusunda bir karar verilmesi noktasından bozulmuştur. Kural olarak muvazaadan söz edilebilmesi için alacaklılardan mal kaçırmak için muvazaalı biçimde gerçekleştirilen tasarruf muamelelerinin, borçlandırıcı işlemden sonra olması gerektiği yönündeki ilke karşısında, davacının alacağının dayandığı senetlerin keşide tarihlerinin, davalının takip dayanağından çok daha önce olduğu dikkate alındığında, bozma kararının yanılgıya dayalı olduğu anlaşılmıştır. Nitekim, davalı da bu yönde bir iddiada bulunmamıştır. Açıklanan durum karşısında davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kararın bozulması doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilerek, Dairemizin 07.06.2012 gün ve 2012/1845-3991 E.K. sayılı kararının kaldırılması ve davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.