T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/904 Esas KARAR NO: 2026/64 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 13/03/2024 NUMARASI: 2021/243 Esas, 2024/55 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 19/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğinc…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/904 Esas KARAR NO: 2026/64 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 13/03/2024 NUMARASI: 2021/243 Esas, 2024/55 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 19/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketinin 2000 yılında kurulmuş olduğunu, ... ...üretim ve dağıtımında ... olduğunu, müvekkili ... ...iştiraki olduğunu, bunun yanında müvekkilinin toplamda %43 payla ... olduğunu, müvekkilinin alanın ... ve ... içecekleri olmakla birlikte özellikle ..., ..., ... içecekleri, ... sektöründe de başarıya ulaştığını, müvekkili adına tescilli markalar bu sektörde en bitinen ...markasından biri olduğunu, müvekkilinin ...'de de tescilli birçok markası bulunduğunu, bu markalar ... firmasından ...firmasının iştiraki olan ...'a oradan da diğer iştiraki (müvekkili) ... ye devir edildiğini, müvekkilinin ...markalı ürünlerine ait geniş bilgiye ... resmi sitesinden ... ulaşıldığını, ...markası ...'nin en tanınmış ... ...markalarından biri olduğunu, müvekkiline ait ...ve ...ibareli markaları OHİM (Avrupa Birliği ülkeleri ) başta olmak üzere dünya nezdinde onlarca ülkede tescilli olduğunu, müvekkili ... adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli "...' unsurlu seri Markalar dâhil markalarının listesinin sunulduğunu, davalının müvekkiline ait "..." markaları ile iltibas yaratacak nitelikteki "..." ibareli "... içeceği" üreterek, bir çok ulusal markette, farklı dağıtım kanallarında ve internet üzerinde "...içeceği" ve "..." adı altında pazarlamakta olduğunu, davalının bu kullanımı müvekkilinin marka hukukundan kaynaklı haklarına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunu, kamuyu, halk sağlığını ve tüketiciyi aldatıcı nitelikte olduğunu, bu nedenle müvekkili firma adına tescilli ve tanınmış "..." unsurlu markalarına yönelik tecavüz fillerinin tespitini, durdurulmasını, giderilmesini, şimdilik 5000 TL maddi, 5000 TL itibar tazminatı ve 20000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. ISLAH Davacı vekili 15.12.2023 tarihli dilekçesi ile; "Davanın maddi tazminat yönünden belirsiz alacak davası niteliğinde olması göz önüne alınarak, fazlaya ait talepler saklı kalmak kaydıyla; davalı aleyhine 8.557,97 TL maddi tazminata; 5.000-TL itibar tazminatına ve müvekkilin marka ve ticari itibarı zedelenmesi nedeniyle 20.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesini" talep ederek ıslah edilen maddi tazminat talebi yönünden ıslah harcı yatırmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin, “...” ibareli markayı TPMK nezdindeki ...numaralı tescile dayanarak kullandığını, huzurdaki davanın ... yılı Kasım ayında açıldığını, davacının müvekkilinin markasını ... tarihinden itibaren bilmesine rağmen, dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı ve bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı yabancı bir şirket olmasına rağmen dava açmak için gerekli olan teminatı yatırmadığını, dava konusu “... ...” ibareli markanın TPMK nezdinde ...Tescil No ile ... adına tescilli olduğunu, müvekkili ile marka sahibi ... arasında 20.10.... tarihli bir lisans sözleşmesi akdedildiğini, ... ibareli kullanımlarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan incelendiğinde bütünsellik ilkesi gereğince benzer olmadığı, davacının ...ibareli markalarında baskın unsur ...sözcüğü olduğunu, müvekkilinin dava konusu markasında ise baskın unsur sözcüğün tamamı olarak “...” sözcüğü olduğunu, huzurdaki dava bir tecavüzün meni davası olup, hükümsüzlük davası olmadığını, markalar arası iltibas ihtimali bulunmadığından ve müvekkilinin tescile dayalı kullanım gerçekleştirdiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporundaki tüm takdir yetkisinin davacı lehine kullanıldığını, davalı yana ait TPMK nezdinde ...ibaresini ihtiva eden markalar incelendiğinde ise davalı yanın ...ibaresini ihtiva eden herhangi bir markasına rastlanılmadığının ifade edildiğini ancak müvekkilinin, “...” ibareli ve ...tescil numaralı markayı, lisans sözleşmesine dayanarak kullandığını, bu nedenle raporun eksik incelemeye dayanarak ve gerekli özen gösterilmeden hazırlandığını, benzerlik kriterleri raporda açıkça belirtilmesine rağmen müvekkilinin “...” ibareli markasının davacının “...” ibareli markalarıyla benzer olduğu sonucuna varılmasının anlaşılamadığını, ürünler ve sınıflar bakımından inceleme yapıldığı ve davacının markalarının ağırlıklı olarak 32.sınıfta, müvekkilinin “...” ibareli markasının 5. Sınıfta tescilli olmasına rağmen çifte benzerlik şartının sağlandığını ve markaların benzer hizmetlerde kullanıldığı tespitinin yanlış olduğunu bu nedenle haksız açılan davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: ".... davalı tarafından dava dışı kişi adına tescilli olup lisans sözleşmesi kapsamında kullanıldığı görülen ''... ...'' markasının “içecek / ....emtialarında” kullanılmakta olduğu ve davalı tarafından kullanımı gerçekleştirilen ürün görsellerinde “...” ve “...” ibarelerinin de markasal olarak üzerinde ihtiva ettiği görülmüştür. Ancak ilgili emtia grubu bakımından kullanım zarureti olmayan ve davacı adına tescilli tanınmış ''...'' ibaresinin ilgili kullanımlarda tescil edildiği şekilden uzaklaşılarak ayrıca ve büyük harflerle yer almasının nihai ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Tarafların markasal kullanımların benzer sınıfta olup benzer mallara ilişkin ürünlerin ortalama tüketicilerine yöneldiği göz önüne alındığında davalının ''... ...'' şeklindeki markasal kullanımlarının davacının tanınmış ''...'' markası ile iltibas yarattığı kanaatine varılması gerekmiş ve davalının eylemi neticesinde davacının marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı şirket markasal kullanımını lisans sözleşmesine konu tescilli markaya dayandırmış ise de önceki tarihli hakların etkisini düzenleyen ve dava tarihi itibari ile uygulanması gereken SMK'nın 155. Maddesi ...gereğince davacının önceki tarihli tescil maliki olması karşısında davalı savunmasına itibar edilmesi mümkün olmamıştır. ... Mahkememizce dosya kapsamına uygun bulunan hesaplamaya göre belirlenen 8.557,97- TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Bir sonraki aşamada davacı yanın itibar tazminatı talebi incelenmiş olup SMK'nın 150/2. maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde ifade edildiği, maddede "kötü şekilde üretim" ifadesi yer almakta ise de ürünün ne şekilde kötü üretilebileceğinin açıklanmadığı, itibar tazminatına hükmedilebilmesi için tecavüzün varlığı ile birlikte aynı zamanda hakka konu ürünün tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi şartlarının da mevcut olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin .../5528 D. İş esas sayılı dosyası içeriğinde davalının ''... ...'' markalı ürünleri hakkında 26/03/... tarihli ...-E.... ve ...-E.... sayılı toplatma ve para cezası idari yaptırım kararlarının uygulandığı, ürünlerin hariciyen kullanılmasının insan sağlığını riske attığı, ilgili ürünün Türk Gıda Kodeksi-... İçecekler Tebliği(.../4) ve Türk Gıda Kodeksi ...Gıdalar Tebliği (Tebliğ N:2003/42)" ne uygun olmadığının tespit edildiği, ilgili ürünün bileşiminde... ile birlikte ... içerdiğinin tespit edildiği, tespitler neticesinde muteriz hakkında idari yaptırım kararının uygulandığı ve ürünün piyasadan tüm parti ve seri numaraları ve son tüketim tarihleri gözetmeden toplatılmasına karar verildiği, idare tarafından verilen toplatma kararının usul ve yasaya uygun olduğu, muteriz tarafından idari yaptırım kararlarının aksinin ispat edilemediği, muteriz hakkında düzenlenen idari yaptırım kararındaki miktarın artırılarak uygulanmasının uygun olmadığı anlaşılmakla itirazın kısmen kabulü ile idare tarafından muteriz hakkında düzenlenen idari para cezasındaki miktarın artırılarak uygulanmasının uygun olmaması ve düzenlenen idari para cezasındaki miktarın ilgili kanunda belirtilen ve bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere alt sınırdan düzenlenmesi gerektiğinden 13.934,00 TL idari para cezasının 10.000,00 TL olarak düzeltilmesine karar verildiği, anılı tespitler karşısında tecavüz teşkil eden ürünün tecavüz eden tarafından kötü şekilde üretilmesi ve uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hak sahibinin tanınmış ''...'' markası yönünden itibarının da zarara uğradığı kanaatine varılmakla, davacı yararına 5.000TL itibar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Son olarak davacı markasının tescilli olduğu süre, markanın tanınmışlık derecesi, davalının markayı kullandığı süre dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre davacı yararına taktir edilen 20.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmakla; tüm bu gerekçeler ışığında; -Davanın KABULÜ ile, - Davalının ''... ...'' ibareli markasal kullanımlarının davacının ...ve ... sayılı “...” markaları ile ..., ..., ..., ... ve ... sayılı markalarından kaynaklı haklarına tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN DURDURULMASINA, TECAVÜZÜN KALDIRILMASINA, - Davacı yararına 8.557,97 TL maddi tazminatın, 5.000-TL itibar tazminatının, 20.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, - SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin ...’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine," Şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Mali hesaplamanın eksik ve hatalı olduğunu, raporun hükme esas alınamayacağını, dosyanın üç yıl bilirkişilerde kaldığını, sonrasında acele şekilde tazminat hesabı yapıldığını, sektörel kar oranının güncel olmadığını, somut olaya uygulanamayacağını, karın %25'inin markasal kullanımdan kaynaklandığına dair hesabın FSEK'e uygun olmadığını, kararda yalnızca fazlaya dair haklarımızı saklı tuttulan maddi tazminat açısından, bilirkişi incelmesi yapılarak yasaya uygun bir tazminat hesaplaması yapılması için istinaf isteminde bulunduklarını belirterek kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Davacı yabancı şirket olup dava şartı olan teminatı yatırmadığını, ABD ile aramızda teminat hususunda bu şekilde bir sözleşme bulunmadığını,Lisans sözleşmesi ile markayı kullanan müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, Davacı tarafın marka sahibi ... aleyhine dava konusu “...” ibareli marka için ikame etmiş olduğu hükümsüzlük davası İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin .../223E. sayılı dosyası ile görülmekte olduğunu, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, adil yargılanma ve hukuki güvenlik ilkesine aykırılık olduğunu, hükümsüzlük davasında “... ...” markasının davacı tarafa ait olan markalarla benzer olmadığı ve iltibas yaratmadığı sonucuna varılırsa söz konusu marka TPMK nezdinde tescilli kalmaya devam edeceğinden kullanımların tecavüz olarak nitelendirilemeyeceğini,Dava konusu marka ile davacıya ait markalar bütünsel olarak incelendiğinde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığının görüleceğini, “orta seviyedeki tüketici/ortalama tüketici” gözüyle değerlendirme yapılması gerektiğini, ürünlerin niteliğinin farklı olduğunu, müvekkilinin kullandığı “...” ibareli ürünün bir ....olduğunu, ancak davacının ürünleri ... ...kategorisinde sınıflandırılmakla hitap ettiği kitlenin müvekkiline ait kitleden ayrı olduğunu, ürünlerin niteliklerinin ve içeriklerinin birbirinden farklı olduğunu, Türk Gıda Kodeksi’ne göre farklı mevzuata tabi olduklarını,Seri markaya ilişkin itirazların değerlendirilmediğini, dava dışı ... adına tescilli ... ibaresinin baskın unsur olarak kullanıldığı seri markaların kullanım hakkına da sahip olduğunu, ... ... ..., ... ... ..., ... ... ...., ... ..., ... .... ..., ....markalarının dikkate alınması gerektiğini, Müvekkili tarafından kullanılan dava konusu markada “...” ibaresinin asıl unsur olarak kullanıldığı tespitinin hatalı olduğunu, baskın unsurun “...” ibaresi olduğunu, davacıya ait markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi raporunun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, raporda Antalya Ticaret Odası’nın 2009 yılına ilişkin kârlılık oranlarına ilişkin yazının referans alındığını, ayrıca bakkal ve marketlerdeki kârlılık oranlarını esas alan sektör üzerinden bir değerlendirme yapıldığını, 2009 yılı ile 2023 yılı arasındaki süreçte enflasyonist ortamın da göz önüne alınmasıyla kârlılığın 2009 yılındaki kârlılık oranları kadar yüksek olamayacağını, müvekkilinin bir iyi niyet göstergesi olarak her ne kadar hukuki olarak hakkı bulunsa da, Haziran ...’den bu yana dava konusu markayı kullanmayı bıraktığını, ürünü ... ibaresi ile satışa sunduğunu, Ürünün isminin değiştiğini gösterir etiket siparişine ilişkin mailin ise mahkemeye 20.05.2024 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde ibraz edildiğini, haziran ...’den sonraki satışların tazminat hesabına dahil edilmesinin de hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, İtibar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin .../5558D. İş sayılı dosyası gerekçe gösterilmiş ise de yerel mahkeme tarafından söz konusu hususta hiçbir inceleme yapıldığını ürünlerin gerçekten toplatılıp toplatılmadığı, sağlığa aykırı olup olmadığını araştırılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi, maddi manevi tazminat ve itibar tazminarı istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı vekili, davacı şirketin yabancılık teminatından muaf olmadığını ileri sürmüş ise de, mahkemece bu husustaki itirazın karşılıklılık ilkesi gereğince reddine karar verildiği, benzer yöndeki Dairemizin 2022/626Esas, 2024/84 Karar sayılı, 18.01.2024 Tarihli ilamının Yargıtay 11.HD'nin 2024/1946Esas, 2025/447Karar sayılı, 13.02.2025 Tarihli ilamı ile onandığı da dikkate alındığında usule ilişkin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacının en eskisi ...numaralı ...esas unsurlu 32.sınıfta tescilli markalarının mevcut olduğu, mahkemece davalının markasal kullanımları davacının markasının tescil sınıfında olup ortalama tüketici nezdinde karışıklığa neden olacağının yerinde olarak tespit edilmiştir. Davalı istinafında kullanımın hukuka aykırı olmadığını, ... markasına konu lisans sözleşmesine dayanıldığını, lisans sözleşmesine konu markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, seri markaların dikkate alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, savunmaya konu markalar davacı markalarından sonraki tarihli olup SMK 155 maddesi gereğince savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceği gibi, bilirkişi raporunda davalı yanın markasal kullanımda ... ibareli markadan uzaklaşarak ... ve ...ibarelerini birbirinden ayırdığı, ...ibaresinin daha büyük ve farklı renkte yazılarak kullanımda davacı markasına yakınlaşıldığı da tespit edilmiş olmakla mahkemece markaya tecavüze dayalı istemlerin kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Davacının maddi tazminat istemini SMK 151/2-b maddesine dayandırdığı, dosya kapsamı ve yeterli nitelikteki bilirkişi raporuna göre hükmolunan maddi tazminatın yerinde olduğu, ihlalin boyutu, markanın sektörde bilinirlik seviyesi, kusur derecesi itibarı ile manevi tazminat tutarının yerinde olduğu, mahkemece İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin .../5528 D. İş esas sayılı dosyası dikkate alınarak itibar tazminatına hükmedilmesinin de yerinde olduğu kanaatine varılmakla davalı vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddi gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf istemine gelince; davacının maddi tazminat talebini rapor doğrultusunda ıslah ederek harçlandırdığı, mahkemece talep edilen maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, mahkemenin taleple bağlı olduğu dikkate alındığında mahkemece harçlandırılan talep tam kabul edilmiş olmakla davacı vekilinin istinaf isteminin usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin USULDEN REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Alınması gereken 2.292,34TL harçtan, peşin alınan 574,60TL harcın mahsubu ile bakiye 1.717,74TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/01/2026