Başvurucular, sahibi oldukları ve kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı için haklarında müdahalenin meni davası açılan taşınmazla ilgili karar 1992 yılında kesinleşmiş olsa da yıkımın 2010 yılında yapılması nedeniyle zararın bu tarihte doğmasına ve 2007 yılından itibaren bu tür tazminat taleplerinin mahkemelerce kabul edilmesine rağmen 2010 yılında açtıkları tazminat talepli davada Mahkemenin zamanaşımı yönünden davalarını reddetmesi sonucu mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ile
Başvurucular, sahibi oldukları ve kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı için haklarında müdahalenin meni davası açılan taşınmazla ilgili karar 1992 yılında kesinleşmiş olsa da yıkımın 2010 yılında yapılması nedeniyle zararın bu tarihte doğmasına ve 2007 yılından itibaren bu tür tazminat taleplerinin mahkemelerce kabul edilmesine rağmen 2010 yılında açtıkları tazminat talepli davada Mahkemenin zamanaşımı yönünden davalarını reddetmesi sonucu mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Başvuru, 12/12/2012 tarihinde Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 28/6/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölümün 6/2/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 4/4/2014 tarihli görüş yazısı 14/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 17/4/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile ilgili dava dosyasında yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların murisi Ömer Lütfü TURAN bir kooperatif tarafından üzerinde iki katlı bina inşaatına başlanan İzmir ili Dikili ilçesi İsmetpaşa Mahallesi, 11 ada, 1 parsel sayılı arsa vasıflı tapulu taşınmazı kadastro öncesi satın alarak 24/4/1975 tarihinde tapu kaydını yaptırmış ve inşaatı tamamlayarak mesken olarak kullanmaya başlamıştır. Dikili Mal Müdürlüğü 21/4/1977 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) anılan taşınmazın denizin ayrılmaz parçası olan kumluk saha üzerinde yapıldığı ve kıyıda kaldığından bahisle tapunun iptali ve men’i müdahale istemli dava açmıştır. Yapılan kadastro uygulamasıyla 10/10/1978 tarihli kadastro tespit tutanağında taşınmazın üzerindeki binanın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı tespit edilerek taşınmazın mülkiyetinin kime ait olduğu dava konusu edildiğinden malik hanesi boş bırakılmıştır. Mahkeme ilk kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine davayı tekrar ele almış, gerekli incelemeleri yaparak ve uzman bilirkişilerden raporlar alarak 21/2/1991 tarih ve E.1989/136, K.1991/15 sayılı kararıyla; taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı, inşaat ruhsatlarının 1969-1972 tarihleri arasında alındığı, 1973 senesinden önce taşınmazın arsa vasfında olduğunun anlaşıldığı, binanın inşaatının 1972 yılından sonra tamamlandığı ve bu nedenle 3086 sayılı Kanun’un Geçici maddesinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüyle tapunun iptali ve müdahalenin menine, üzerindeki binanın yıkılmasına, yıkımının davalılar tarafından yapılmasına, yapılmaması halinde Hazinece yıkılmasına ve bedelinin davalılardan tahsiline karar vermiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi, 3/2/1992 tarih ve E.1992/1275, K.1992/798 sayılı kararıyla yerel mahkeme kararını onamış, karar düzeltme talebi de aynı dairenin 2/11/1992 tarih ve E.1992/10520, K.1992/12611 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvurucuların murisi Ömer Lütfü TURAN 1998 yılında hayatını kaybetmiş, başvurucular taşınmazı kullanmaya devam etmişlerdir. Dava konusu tapunun hükmen terkini 15/5/2001 tarihinde Dikili Tapu Müdürlüğünce gerçekleştirilmiştir. Başvurucular, bina yıkılmadan önce Mahkeme’nin 2007/34 İş sayılı dosyası ve 17/6/2007 tarihli bilirkişi raporuyla binanın arsa ile birlikte değerini 000 TL olarak tespit ettirmişlerdir. Geçen süre zarfında başvurucular ile murisi binayı kendileri yıkmamış, idare de 18 yıl süresince binayı yıkmadığından başvurucuların murisi ve başvurucular bu süre boyunca taşınmazı kullanmaya devam etmişlerdir. 3/5/2010 tarihli tespit ve tahliye tutanağı ile başvurucular tahliye edilmiş ve akabinde idarece binanın yıkımı icra kanalıyla gerçekleştirilmiştir. Başvurucular, 26/10/2010 tarihinde Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinde yıkılan binadan doğan zararlarının tazmini için tazminat davası açmışlardır. Mahkemece istenen 13/7/2011 tarihli bilirkişi raporuyla mevcut verilerle binanın değeri 469,00 TL, arsanın değeri 620,00 TL olmak üzere taşınmazın toplam değeri 116,00 TL olarak tespit edilmiştir. Mahkeme 05/12/2011 tarih ve E.2010/362, K.2011/385 sayılı kararıyla ve başvurucuların murisine ait taşınmazla ilgili davanın 1992 yılında kesinleştiği ve dava sonunda binayı yıkmaları yönünde karar verildiği, başvurucuların ise bunu yerine getirmeyerek binayı 18 yıl boyunca kullanmaya devam ettikleri, başvurucuların binayı kendilerinin yıkarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açmaları gerekirken bunu yapmayarak 18 yıl sonra dava açtıkları gerekçesiyle davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir. Zamanaşımı bulunmadığı itirazıyla başvurucuların yaptığı temyiz talebini inceleyen Yargıtay Hukuk Dairesi, 09/04/2012 tarih ve E.2012/1639, K.2012/4154 sayılı kararıyla somut olayda davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucuların karar düzeltme istemi de aynı dairenin 16/10/2012 tarih ve E.2012/12119, K.2012/11305 sayılı kararı ile reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Kesinleşen karar 20/11/2012 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğ edilmiştir. B. İlgili Hukuk 22/04/1926 tarih ve 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu’nun “müruru zaman” kenar başlıklı maddesinin (11/1/2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesiyle benzer) birinci fıkrası şöyledir:“Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.” Mülga 818 sayılı Kanun’un “on senelik müruru zaman” kenar başlıklı maddesi (6098 sayılı Kanun’un maddesiyle benzer) şöyledir:“Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.” Mülga 818 sayılı Kanun’un “müruru zamanın cereyanına mani olan ve müruru zamanı tatil eden sebepler” kenar başlıklı maddesinin (6098 sayılı Kanun’un maddesiyle benzer) ilgili kısımları şöyledir:“Aşağıdaki hallerde müruru zaman cereyan etmez ve cereyana başlamış ise inkıtaa uğrar:…6 - Alacağı, bir Türk mahkemesi huzurunda iddia etmek imkanı olmadığı müddetçe.Müruru zaman, tatil eden sebeplerin zail olduğu günün hitamından itibaren başlar veya tevakkuftan evvel başlamış olan cereyanına devam eder.” Anayasa Mahkemesinin 25/2/1986 tarih ve E.1985/1, K.1986/4 sayılı kararıyla iptal edilen 27/11/1984 tarih ve 3086 sayılı Kıyı Kanunu'nun Geçici maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki, mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz…”