T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1403 - 2026/297 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1403 KARAR NO : 2026/297 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/05/2025 NUMARASI : 2025/53 Esas - 2025/358 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 26/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27/02/2026 Mahalli mahkemesince verilen …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1403 - 2026/297 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1403 KARAR NO : 2026/297 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/05/2025 NUMARASI : 2025/53 Esas - 2025/358 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 26/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27/02/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 03/03/2018 tarihli trafik kazasında müvekkilinin sakat kaldığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, kazaya kusuru ile sebebiyle veren aracın işleteninin davalı ..., sürücüsünün davalı ... olduğunu, kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı sigorta tarafından yapıldığını, maluliyet tazminatının ödenmesine ilişkin başvurusunun kısmen reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL geçici iş göremezlik ve 50,00 TL daimi iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL tedavi giderinin ve 50.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin açık olmadığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, ibranameden sonra davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, zararın hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, müvekkili şirketin faizden yalnızca dava tarihinden itibaren sorumlu olabileceğini ve bu faizin yasal faiz olması gerektiğini bildirerek, davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanlarında davanın reddini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalıların sürücü, işleten ve sigortacısı olduğu aracın da karıştığı trafik kazasında davacının yaralanarak zarar gördüğü, davalı sigortanın ZMMS poliçesi kapsamında işleten ve sürücü ile birlikte poliçe limitlerinde zarardan sorumlu olduğu, davacı kamu görevlisi olmakla geçici işgöremezlik tazminatı talep edemeyeceği, ancak sürekli işgöremezlik tazminatı ve tedavi giderlerini talep edebileceği, davadan önce yapılan ödeme ile ibranamenin davacının artan maluliyeti karşısında makbuz niteliğinde olduğu, güncellenerek zarardan düşülmesi sonucunda davacının talep edebileceği sürekli işgöremezlik tazminat miktarının kaldırma ilamından sonra davacının emeklilik kaydı, bordro ve diğer evrakları dosya arasına alındıktan sonra hükme esas alınan raporda, aktüer bilirkişi tarafından 196.720,69 TL olarak bulunduğu ve davalı sigortanın poliçe limitleri ile sorumlu olduğu, poliçede ayrıca tedavi gideri teminatı bulunduğu, sürücü ve işleten olan diğer davalıların ilk kararı istinaf etmedikleri de dikkate alındığında zararın tamamından sorumlu oldukları (Yargıtay 4. HD 2023/7080 esas 2024/2858 karar sayılı ilamı) anlaşılmakla davacının davasının bu hali ile kısmen sübut bulduğu anlaşılmakla maddi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, manevi tazminata ilişkin talebin değerlendirilmesinde ise, olay tarihi, oluş biçimi, olayın özellikleri, ekonomik ve sosyal olgular ile olaydaki kusur durumu dikkate alındığında davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesi ile, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacının geçici iş göremezlik zararı talebinin reddine, 427.002,97 TL sürekli iş göremezlik zararının, davalı sigorta 196.720,69 TL'sinden ve 23/10/2018 temerrüt faizi ile birlikte poliçe limitlerinde sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalılar yönünden 03/03/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.776,47 TL tedavi gideri tazminatının davalı sigorta yönünden 23/10/2018 temerrüt, diğer davalılar yönünden 03/03/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın 03/03/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalılardan ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen ilk kararın sadece davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmesi nedeniyle diğer davalılar bakımından ilk karardaki tutarların kesinleştiğini, buna rağmen yerel mahkemece tüm davalılar yönünden istinaf yolu açık şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada asgari ücret artışları dikkate alınarak karar tesisi gerektiğini, asgari ücretin kamu düzeninden olduğunu, bu hususun usuli kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini, daha önce lehlerine verilen bir kararı istinaf etmemeleri nedeniyle asgari ücret artışlarının hesaplamada dikkate alınmamasının doğru olmadığını, hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu, yargılama giderlerine hükmedilirken de eksik hesaplama yapıldığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın KTK’nın 111. maddesindeki iki yıllık hak düşürücü sürde açılmadığını, hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, davacının maluliyetinin tespiti için ATK raporu alınması gerektiğini, kaza tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre rapor tanzimi gerektiğini ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Her ne kadar davalı sigorta şirketi tarafından eldeki davanın KTK’nın 111. maddesindeki iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı ileri sürülmüş ise de, davalı tarafından 23/10/2018 tarihinde davacıya ödeme yapıldığı, davacının 15/12/2020 tarihinde dava şartı arabuluculuk yoluna müracaat ettiği, 28/01/2021 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, eldeki davanın 08/02/2021 tarihinde açıldığı, arabuluculukta geçen süreler ile Covid-19 pandemisi sebebiyle duran süreler de dikkate alındığında eldeki davanın 2 yıllık hak düşümü süresi içerisinde açıldığı anlaşıldığından, davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 03/03/2018 günü saat 12:35 sıralarında davalı ...’ın işleteni olduğu, davalı şirket tarafından sigortalı ... plaka sayılı araç davalı sürücü ...’ın sevk ve idaresinde ... caddesini takiben seyir halinde iken, olay yeri orta refüj ile bölünmüş kısma geldiğinde karşı yön şeridine girip 383. sokağa dönmek istediği esnada, gidiş istikametine göre sağında orta refüj kısmında duraklayıp karşıdan karşıya geçmek isteyen davacıya çarpmasıyla yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının %25 oranında maluliyeti oluşacak şekilde yaralandığı ve kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...’ın tam (%100) kusurlu olduğu, davacının maluliyetine ve kazanın meydana gelmesindeki kusur durumlarının belirlenmesine ilişkin raporların dosya kapsamına uygun düştüğü anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından verilen 20/12/2022 tarih 2021/93 Esas - 2022/995 Karar sayılı karara karşı davalılardan ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda 20/11/2024 tarih ve 2023/979 Esas - 2024/1485 Karar sayılı ilam ile; “...eldeki davanın KTK’nın 111. maddesindeki iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından işin esasının incelenmesinde… somut olayda; davacı hazine ve maliye uzmanı unvanı ile memur olarak çalıştığı dönemde trafik kazası geçirmiş olup, kaza sonrasında da çalışmaya devam ettiği 2022 yılında ise emekliliğe ayrıldığı SGK kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının bilinen dönem zararı gelirine yönelik bordrolar çalıştığı kurumundan getirtilerek, ayrıca 2022 yılında emekli olmuş ve emekliliğinin kaza ile illiyeti bulunmaması durumda, emeklilik sonrasında aktif çalışması yok ise emekli olduğu tarihten itibaren pasif dönem zararı asgari ücret üzerinden hesaplandığı rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, memur olan şahsın bilinen dönem geliri asgari ücretin 4,25 katı kabul edilerek, ayrıca davacının fiili olarak emeklilik durumu değerlendirmeden, 65 yaşında emekli olacağı varsayımına dayalı olarak 65 yaşın ikmal edildiği 16/02/2026 yılına kadar aktif dönem zararının hesaplanmış olması doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, öncellikle davacının çalıştığı kurumundan kaza tarihinden sonraki gelirine yönelik olarak bordrolar getirtilerek, ayrıca davacının fiilen emekli olduğu tarih tespit edilerek, aktüer bilirkişiden davacının işleyen/bilinen dönem zararının bilinen geliri çerçevesinde hesaplandığı, emeklilik sonrası aktif çalışması bulunmuyor ise pasif dönem zararlarının fiilen emekli olduğu tarihinden itibaren hesaplandığı rapor alınarak, kararın sadece davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hakları da gözetilerek davanın esası hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,...” İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılamada Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünde görevli Hazine ve Maliye Uzmanı olan davacı ...’nin 17/01/2022 tarihinde emekli olarak görevinden ayrıldığı, emekli olduktan sonra herhangi bir işte çalıştığına dair davacı tarafça belge ibraz edilmediği tespit edilerek, emekli olduğu tarihe kadar aldığı maaş ve ödemeleri gösteren bordrolar çalıştığı kurumdan getirtilerek, fiilen emekli olduğu tarihe göre hesaplama yapılması için aktüer bilirkişi raporu alınmıştır. Aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 25/04/2025 tarihli ek raporda, kaza tarihi itibariyle devlet memuru olan davacının geçici iş göremez halde kaldığı dönemlerde maaşını aldığı tespit edilmiş olup, iş göremezlik tazminatı alacağının bulunmadığı, ilk kararın yalnızca davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edildiği gözetilerek kaldırma kararı öncesi rapor tarihi olan 21/10/2022 tarihi işlemiş dönem sonu kabul edilerek ve 2022 yılı ücret miktarları dikkate alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamada davacının emekli olduğu 17/01/2022 tarihinin aktif dönem sonu olarak kabul edildiği ve buna göre davacının sürekli iş görmezlikten kaynaklanan zararının 351.985,49 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmek suretiyle mahsubu neticesinde bakiye 196.720,69 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı anlaşılmış olup, alınan rapor dosya kapsamına uygun düştüğünden ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere ve özellikle mahkemece verilen ilk kararın yalnızca davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edildiği gözetilip, meydana gelen usuli kazanılmış haklar dikkate alınmak suretiyle maddi ve manevi tazminat istemli davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili ile davalılardan ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından yatırılması gereken 13.832,00 TL istinaf karar harcından, peşin olarak alınan 7.390,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.441,21 TL harcın istinaf eden davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf talebinde bulunan taraflarca yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.