10. Hukuk Dairesi 2023/8047 E. , 2024/6263 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1738 E., 2022/2202 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/19 E., 2021/183 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üze…
**10. Hukuk Dairesi 2023/8047 E. , 2024/6263 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1738 E., 2022/2202 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/19 E., 2021/183 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz, davacılar vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacılar murisi ...'ın 16.02.2018 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/580 sayılı dosyasında davalı şirket yetkililerinin yargılanmadığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/69268 Esasındaki soruşturmasında müvekkil şirket yetkilileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, çalışanlara iş sağlığı güvenliği eğitimi verildiği, davalı müvekkil şirketin kaza olayının meydana gelmesinde kusuru olmadığını, müteveffanın asgari ücretle çalıştığını, hükmedilecek manevi tazminat miktarının kişileri zenginleştirmemesi gerektiğini beyanla davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulü ile davacı ... eşi ...'ın 537.426,19 TL, davacı mütevefa oğlu ... ...'ın 70.244,12 TL, davacı ... kızı ... ...'ın 57.032,43 TL, davacı ... kızı ... ...'ın 39.153,65 TL maddi zarar tazminatların 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile alınıp davacılara verilmesine, davacı ... eşi ...'ın 50.000,00 TL, davacı ... oğlu ... ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... kızı ... ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... kızı ... ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... annesi ... ...'ın 20.000,00 TL, davacı ... kardeşi ...'ın 10.000,00 TL manevi tazminatların 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile alınıp davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, birden fazla dava olduğunu, her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kabul edilen manevi tazminat nedeniyle ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, adli yardımla karşılanan yargılama giderleri konusunda hüküm kurulurken taraflarınca yatırılan bilirkişi avansı ve giderler konusunda karar verilmediğini, manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, en azından maktu vekalet ücretine hükmedilirken davacılar için adli yardım kararı verildiğinin dikkate alınması gerektiğini, işverenin ağır kusuru ile hayatını kaybeden bir baba ve geride 28 yaşında bir eş, henüz 7 ay, 6 yaş ve 10 yaşında 3 çocuk kaldığı düşünüldüğünde manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, manevi tazminat miktarının caydırıcılıktan uzak olduğunu, davacıların murisinin işyerinde 21 gün çalıştığını, dava dilekçesinde belirtilen 3000 TL ücretin 1 aylık değil 21 günlük ücret olduğunu, müteveffanın aktif dönem gelirinin tespitinde emsal ücret araştırması yanında, tanık beyanlarınında dikkate alınması gerektiğini, tanıkların davacıların murisinin 110,00 TL yevmiye ile çalıştığını ifade ettiklerini, müteveffanın aktif dönem gelirinin hesabında dikkate alınan 1.89 katsayısının yanlış belirlendiğini, doğru katsayısının 2,06 olduğunu, belirlenen aylık gelir tutarına AGİ ilavesi yapılması gerektiğini, müteveffanın kusursuz olduğu yolundaki raporların varlığına rağmen, davacıların destekten yoksun kalma tazminatından %10 kusur indirimi yapılmasının haksız olduğunu belirterek hükmün ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, derdest ceza dosyası beklenilmeksizin hüküm kurulduğunu, hukuk hakimi ceza mahkemesinin kusur belirlemesi ile bağlı olmasada dayanak alınan maddi olgularla bağlı olduğunu, Mahkemece bilirkişi raporuna ve hesap bilirkişisi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, taleple bağlılık ilkesi ihlal edilerek davacının aylık ücreti yönünden iddia kapsamında hüküm kurulduğunu, kök rapor ve ek raporun çelişkili olduğunu, tanık listesindeki tanıklardan Baki Balı'nın dinlenmemiş olmasının silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, davacı tarafın 4 tanığının dinlendiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davanın Akdolum Ltd. Şti.'ye ihbarı talebinin Mahkeme tarafından değerlendirilmediğini belirterek hükmün ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacıların murisi ... 'ın 16.02.2018 günü kaba inşaatı bitmek üzere olan binanın teras katına demir direkleri çıkarıp indirmek üzere kurulmuş olan seyyar asansör düzeneğine demir direkleri yüklediği esnada, bulunduğu kattan yere düşerek vefat ettiği, davacıların ölen işçinin eşi, çocukları, kardeşi ve annesi olduğu, Mahkemece 17.06.2020 tarihli kusur bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verildiği, ... işçi ...'ın çalışmaları esnasında dikkatli ve tedbirli davranmayarak gerekli dikkat ve özeni göstermediği, emniyet kemerini takmadığı, olayda %10 oranında kusurlu kabul edilmesinin yerinde olduğu, ölümlü kaza nedeniyle davalı ... İnş. A.Ş.' nin iş mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği, işçilerin iş güvenliği tedbirlerine riayet ettikleri konusunda gerekli denetim ve organizasyonu sağlamadığı, ölen işçinin yüksekte çalışması esnasında emniyet kemeri ve baret kullanması gerekmesine rağmen bu yönde denetim yapmadığı anlaşılmakla olayda %70 oranında kusurlu olduğu, dava dışı davalı şirketin İzmir sorumlusu ve işveren vekili olan ...' nın da 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatına aykırı davranışları işçinin emniyet kemeri kullanmadan ekipman ve çalışma şartları oluşturmadan düşme tehlikesine karşı tedbir almadan çalışmasına müsaade etmesi, geçici çalışma platformlarının oluşturulmaması, emniyet kemerlerinin kancalarının takılabilmesi için çatının uygun yerlerine boydan boya çelik tel veya urgandan yapılmış, yatay yaşam çalışma halatı çekilmeden çatıda işçi çalıştırması sebebiyle olayda %20 oranında kusurlu kabul edilmesinin dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve İş Sağlığı Güvenliği hükümlerine uygun olduğu, davacıların murisinin yaptığı işin niteliği gözetildiğinde dava dilekçesindeki talebinin tanık beyanları ve emsal ücret araştırma cevapları ile desteklendiği görüldüğünden müteveffanın aylık net 3.000 TL ücretle çalıştığı kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, hesap bilirkişisinin 21.02.2021 tarihli ek raporunda ikinci şık olarak belirttiği müteveffanın aylık gelirinin 3.000 TL olduğu kabulü ile yaptığı maddi tazminat hesabının dosya kapsamına, delil durumuna, tarafların kusur oranlarına, SGK kurumu tarafından karşılanan kısmın mahsubuna göre yerinde olduğu anlaşılmakla, her iki tarafın da maddi tazminat hesabına ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olduğu, davanın Akdolum Ltd. Şti.' ye ihbarının talep edildiği, ancak Mahkemenin bu talebi yerine getirmediğine ilişkin istinaf talebinin de kararın ortadan kaldırılmasını gerektirir bir hukuki durum olmadığından yerinde olmadığı, yargılama gideri konusunda uyap kayıtları üzerinde yapılan incelemede adli yardım talebi ile açıldığı, yargılama esnasında adli yardım tarafından 1.400,00 TL yargılama masrafının karşılandığı, ayrıca davalı tarafın yargılama esnasında 349,90 TL yargılama masrafı yaptığı, kayıtlarda davacı tarafça yapılan yargılama giderine rastlanmadığı anlaşılmakla, davacıların bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacıların birlikte aynı vekil tarafından temsil edildikleri hususu gözetildiğinde Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2015/20913 Esas 2016/302 Karar sayılı içtihatı da dikkate alındığında, kendilerini ortak tek bir vekil ile temsil ettiren davacılar yararına kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarlar üzerinden ayrı ayrı tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğu, davacıların bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf talebinin reddine, davacıların istinaf talebinin kabulü ile, İzmir 4. İş Mahkemesinin 2019/19 Esas 2021/183 Karar sayılı 14.06.2021 tarihli kararının HMK'nın 354/1-b-2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı ... eşi ...'ın 537.426,19 TL, davacı ... oğlu ... ...'ın 70.244,12 TL, davacı mütevefa kızı ... ...'ın 57.032,43 TL, davacı ... kızı ... ...'ın 39.153,65 TL maddi zarar tazminatların 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile alınıp davacılara verilmesine, davacı ... eşi ...'ın 50.000,00 TL, davacı ... oğlu ... ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... kızı ... ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... kızı ... ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... annesi ... ...'ın 20.000,00 TL, davacı ... kardeşi ...'ın 10.000,00 TL manevi tazminatların 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile alınıp davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz, davacılar vekili katılma yolu ile temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası nedeniyle vefat etmesi sonucu yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 inci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 8.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ... sigortalının, davalı ... İnşaat Sanayi A.Ş. nezdinde sıvacı olarak çalıştığı, olay günü olan 16.02.2018 tarihinde davalıya ait inşaatta 5 inci katta bulunan ihtiyaç fazlası demir boruları ve diğer demir parçalarını aşağıya inşaat asansörü ile indirmek için asansörün çelik halatına bağladığı ve aşağıya göndermek istediği esnada, 5 inci kattan zemine düşerek hayatını kaybettiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, işvereninin %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, işbu olay nedeniyle ceza davasının görüldüğü İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/580 Esas sayılı dosyasında kazalı müteveffanın tali kusurlu bulunduğuna itibar edilerek hüküm kurulduğu, aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücuen tazminat davasının ise İzmir 14. İş Mahkemesinin 2021/330 E. sayılı dosyası ile görüldüğü, davalı şirketin % 80 oranında, sigortalı ...'ın % 20 oranında kusurlu olduğu kanaatiyle hüküm kurulduğu, eldeki dosyada Mahkemece aldırılan kusur bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde ... işçi ...'ın %10 oranında kusurlu, davalı ... İnş. A.Ş.' nin % 70 oranında kusurlu, dava dışı davalı şirketin İzmir sorumlusu ve işveren vekili olan ...' nın %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, böylelikle eldeki dosya ile çelişir nitelikle raporlar bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır. 9. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. 10. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 11. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davacılar ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.