8. Hukuk Dairesi 2015/9921 E. , 2017/12074 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, davaya konu 115 ada 48 parselin, ... nın taşkın kodu altında kalmasına rağmen her nasılsa davalı adına …
**8. Hukuk Dairesi 2015/9921 E. , 2017/12074 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, davaya konu 115 ada 48 parselin, ... nın taşkın kodu altında kalmasına rağmen her nasılsa davalı adına kaydedildiğini açıklayarak, davaya konu parselin tapu kaydının iptali ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı taraf davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu iddia edilen taşınmaza ilişkin olarak, tapu kaydının iptali ve terkin istemiyle açılmıştır. Somut olayda; Mahkemece her ne kadar davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Zira, hükme esas alınan 5.4.2013 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın, Lamas Çayı yatağının en üst su seviyesinden 1,5 metre daha yukarıda kod farkına sahip olduğu ve akan dere ile mesafesinin 7-8 metre olduğu açıklanmıştır. Kural olarak aktif dere ya da çay yatakları ile bunların etki alanları zilyetlik ya da imar ihya yoluyla kazanılamaz. Bir başka anlatımla, bu gibi yerler devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamaz. Hal böyle olunca, dosyaya rapor ibraz etmiş olan bilirkişilerden farklı 3 kişilik jeolog bilirkişi aracılığıyla mahallinde keşif yapılması, dosyada mevcut bilirkişi raporunda kod fakının 1,5 metre, akan dere ile mesafesinin ise 7-8 metre olarak bildirildiği hususları da irdelenerek, taşınmazın aktif dere yatağı veya derenin etkisi altında bulunup bulunmadığının jeolog bilirkişiler aracılığı ile açıklamalar doğrultusunda tam olarak belirlenmesi, taşınmazın önceki ve şu anki niteliğini kesin olarak tespit eden gerekçeli, karşılaştırmalı ve Yargıtay denetimine açık bilimsel içerikli rapor alınması, teknik bilirkişi raporundaki krokiden komşu parseller olduğu anlaşılan, 49, 53, 50, 12, 10 ve 47 nolu parsellerin tapu kayıtlarının ve kadastro tutanaklarının getirtilmesi, bu parsellerle ilgili olarak açılmış davalar var ise mahkeme dosyalarının celbi ile gözetilmesi ve yukarıdaki kurala göre yapılacak belirlemelerden sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dosyada mevcut yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizdir. SONUÇ: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.