Başvuru, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayalı mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayalı mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 1975 doğumlu olan başvurucu, bireysel başvuru konusu olayların geçtiği tarihte Nevşehir'de ikamet etmektedir. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 3/4/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında basit tehdit suçundan kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucunun müştekiye karşı "kalan borcunun öde, aksi takdirde olacakları düşünemiyorum" şeklinde ifadeler kullanmak suretiyle tehditte bulunduğu iddia edilmiştir. İddianameye göre cep telefonunun ses kaydetme özelliğini aktifleştirerek başvurucu ile aralarında geçen konuşmaları telefonuna kaydeden müşteki, konuşma kaydını CD ortamında savcılığa teslim etmiştir. Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılamanın 7/9/2017 tarihli celsesinde başvurucu müdafii söz konusu konuşmanın usulsüz bir şekilde kaydedildiğini belirterek bu konuşmaya ait ses kaydı dökümlerinin hukuka aykırı delil niteliğini haiz olması nedeniyle hükme esas alınmaması gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemenin 19/10/2017 tarihli kararı ile başvurucunun atılı suçtan 500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Gerekçeli kararda Yargıtayın güncel içtihatlarına atıf yapılarak kişinin zor durumda kalmış olması durumunda tehdite konu hakkını korumak ve failin yakalanmasını sağlamak amacıyla [ses kaydı] yapabileceğinin ve [bu kaydı] adli makamlara teslim edeceğinin tartışma götürmeyecek bir gerçek olduğu ifade edilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"[H]er ne kadar sanık müdafii tarafından CMK'da belirtili usule aykırı şekilde bir dinleme kararı olmadan, herhangi bir mahkeme kararı olmadan katılan tarafından sanığın konuşmalarının kayda alındığını belirtip yasak ağacın meyvesi de yasaktır genel görüşü uyarınca hukuka aykırı yoldan elde edilmiş olan delilin delil olarak kabul edilmeyeceği, kovuşturma aşamasında savunulmuşsa da Yargıtay'ın güncel içtihatlarıyla sabit olduğu üzere kişinin zor durumda kalmış olması durumunda tehdite konu hakkını korumak ve failin yakalanmasını sağlamak amacıyla kişinin sesini kaydedebileceği ve adli makamlara teslim edeceği tartışma götürmeyecek bir gerçektir. Burada bir şekilde katılanın nefsine yönelik meydana gelmiş olan bir saldırıyı (tehdit eylemi) bir nevi meşru müdafaa ile (ses kaydı) defetmektedir. Yargıtay'ın güncel içtihatlarında da kabul ettiği görüş bu yöndedir." Mahkemece gerekçeli kararda ayrıca, kısa kararda sehven istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiğinin yazıldığı ve söz konusu maddi hatanın düzeltilemediği belirtilerek başvurucunun yargı yolu bakımından yanıltılmaması amacıyla istinaf yolu açık tutulmuştur. Başvurucu; diğer nedenlerin yanı sıra kişiler arasındaki konuşmaların gizlice kaydedilmesi suretiyle elde edilen delilin hukuka aykırı yöntemle elde edildiğini, bu delile dayalı olarak hüküm verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna müracaat etmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 26/2/2018 tarihli kararı ile hükmün kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu reddedilmiştir. Başvurucunun itirazı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 20/4/2018 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Nihai karar 9/5/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Basit tehdit" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur."B.Yargıtay İçtihadı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E.2012/MD-1270, K.2013/248 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Katılanın sanıklar ile aynı ortamda ve telefonda yaptığı görüşmeleri cep telefonuna kayıt ettiği sırada, sanıklar hakkında yetkili organlarca başlatılmış bir soruşturma veya kovuşturma bulunmadığından, dolayısıyla 5271 sayılı CYY'nın maddesinde tanımı yapılan şüpheli veya sanık kavramlarının konuşmaların kayıt edildiği aşamada sanıklar yönünden söz konusu olmaması, 5271 sayılı CYY'nın maddesinde düzenlenmiş olan iletişimin denetlenmesi tedbirinin yalnızca şüpheli veya sanık sıfatına sahip kişiler hakkında uygulanmasının mümkün bulunması karşısında da, katılan tarafından elde edilen kayıtların 5271 sayılı CYY'nın maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve hakim kararı olmaksızın gerçekleştirildiklerinden bahisle hukuka aykırı kabul edilmesi isabetli bir yaklaşım tarzı değildir.Somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; henüz yasaya göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilerek soruşturmaya başlanılmayan bir dönemde katılanın kendisinden rüşvet istedikleri gerekçesiyle sanıklar ile aynı ortamda ve telefonda yaptığı görüşmeleri cep telefonuna kayıt etmek suretiyle elde ettiği kayıtların 5271 sayılı CYY'nın maddesi kapsamında değerlendirilmesi olanağı bulunmamaktadır.Dolayısıyla, katılanın kendisinden rüşvet istedikleri gerekçesiyle sanıklar ile aynı ortamda ve telefonda yaptığı görüşmeleri cep telefonuna kayıt etmek suretiyle elde ettiği kayıtların Yargıtay Ceza Dairesi tarafından 5237 sayılı CYY'nın maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve hakim kararı olmaksızın gerçekleştirildiklerinden bahisle hukuka aykırı kabul edilmesi isabetli değildir.Diğer taraftan, katılan tarafından elde edilmiş olan kayıtların 5237 sayılı TCY'nın Özel Hükümler başlıklı İkinci kitabının kişilere karşı suçlar başlıklı ikinci kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenen özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar kapsamında kabulü de olanaklı değildir. Zira katılan eylemi bir başkasının özel hayatına müdahale olmayıp, kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçla ilgili olarak kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyerek, yetkili makamlara sunmak amacıyla güvence altına almaktır.Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur."