İSTİNAF KARAR TARİHİ : 20/11/2025 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı temsilcisi dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin iş sahibi, dava dışı ......'ın yüklen…
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : 1-...... VEKİLİ : Av... DAVALILAR : 2-...... 3-...... VEKİLİ : Av... DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ : 20/11/2025 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı temsilcisi dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin iş sahibi, dava dışı ......'ın yüklenici ve davalı ...... Şti'nin ise alt yüklenici olduğu 18/04/2018 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirkete ait Isparta ili, Yalvaç İlçesi, ...... Kasabasında buluna ... Parsel sayılı taşınmaz üzerine TKDK destekli 48 adet büyükbaş süt ineği sağmal hayvan barınağı yapılması işinin davalı alt yüklenici şirket tarafından yapılacağını, iş bedelinin 1.800.000,00 TL olup bunun 1.000.000,00 TL'sinin TKDK kurumuna ödeme talebinden sonra en geç 30 gün içinde ödeneceğini, kalan 800.000,00 TL'nin 250.000,00 TL'sinin peşin olarak ödendiğini, bakiye tutarın ise 3 taksit halinde ödeneceğini, sözleşmeye göre davalı alt yüklenici şirketin 19/04/2018 tarihinden itibaren 90 gün içinde inşaatı bitirip tam ve noksansız olarak teslim etmesinin gerektiğini, bu işler için sözleşmeye uyularak davacı şirketin ...... AŞ Yalvaç şubesine ait ...... seri numaralı çek ile 150.000,00 TL bedelli çek verildiğini ve çek bedelinin ödendiğini, ayrıca 414.692,83 TL tutarındaki iş bedelinin ise davalı alt yüklenici şirket tarafından Konya.... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında yapılan icra takibi sonucunda Yalvaç İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyasıyla ...... Kasabasındaki ... parsel sayılı taşınmazın satış bedeli üzerinden davalı alt yüklenici şirkete ödendiğini, ayrıca 260.000,00 TL değerindeki Mercedes marka aracın davalı alt yüklenici şirkete borç karşılığı verildiğini, bu şekilde dava alt yüklenici şirkete toplam 844.692,83 TL iş bedeli ödendiğini, ancak davalı şirketin inşaatı bitirmeden yarım bıraktığını, davalı alt yüklenici şirkete verilen çeklerin ve senetlerin diğer davalı ...... Şti'ne ciro edildiğini, ...... Şti tarafından davacı şirket aleyhine Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyaları üzerinden icra takibi yapıldığını, davacının borcunun bulunmamasına karşın alt yüklenici şirketin haksız kazanç elde etmek için müvekkili tarafından kendisine ödenen paralara ait çek, senet ve ipotekleri tarafından davalı ...... Şti'ne ciro etmesinin ve bu şirket tarafından haklarında icra takibi başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibine iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili dava dilekçesinin ISLAHI dilekçesi ile özetle dava konusu icra takibine konu bonodaki ciro silsilesinin kopuk olduğunu, davalı hamil ile davacı şirket arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalı hamilin kötüniyetli olduğunu belirterek takip nedeniyle davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı ...... Şti.vekili cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senedinin illetten mücerret olduğunu, doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyut olduğunu, doğumuna sebep olan ilişkideki bir aksaklık veya bozukluğun kıymetli evrakın geçerliliğine etkili olmadığını, temel ilişkiden kaynaklanan sakatlıkların ileri sürülemeyeceğini, bu kapsamda davacı keşidecinin, borcunun bulunmadığı iddiasını soyut iddialar ile ciranta olan müvekkiline karşı ileri sürebilmesinin mümkün olmadığını, senet metninden anlaşılamayan şahsi def'ilerin sadece temel ilişkideki karşı tarafa karşı ileri sürülebileceğini, davacının inşaatın yarım bırakıldığı iddiasının şahsi def'i olduğunu, bu iddianın ciranta olan müvekkiline karşı ile sürülemeyeceğini, davacı taraf her ne kadar dilekçesinde sadece şahsi def'i ileri sürmüş ve bedelsizlik iddiasında bulunmuş ise de müvekkili yönünden ayrıca bir iddiada bulunulmadığı dikkate alındığında müvekkili yönünden davanın reddinin gerektiğini, senedin hamili olan müvekkilinin bilerek borçlu zararına hareket ettiğini ispat yükünün, davacı borçluya ait olduğunu ve davalı borçlunun iddiasını kesin delillerle ispat etmesi gerektiğini, eldeki davada davacının sadece lehtar yönünden aralarındaki işle alakalı olarak kambiyo senetleri düzenlediğini ve lehtara verildiğini, yapılan işlerle alakalı olarak nakten veya malen ödemeler gerçekleştirdiğini bildirdiğini, lehtarın takibe konu senetleri bedelsiz olmalarına rağmen ciro ettiği iddiasının akabinde müvekkili yönünden bu durumu bilerek ve borçluyu zarara uğratma kastı içerisinde hareket ettiği iddiasında dahi bulunmadığını, bu nedenle müvekkili yönünden davanın mesmu olmadığını savunarak davanın reddini, istemiştir. Davalılar ...... ile ...... vekili davaya cevabında özetle; davacı şirketin sözleşme kapsamında kendi sorumluluklarını yerine getirmediğini, bahsetmiş olduğu ödemeleri zamanında ve tam olarak yapmadığını; müvekkili şirketin zor durumda bırakıldığını ve alacağını belirtilen günde tahsil edemediğinden yüklenmiş olduğu işi zamanında yetiştiremediğini, ödemedeki noksanlıklar sebebiyle ödemeler yerine getirilinceye kadar inşaat yapım işini uzatmak zorunda kaldığını, nitekim sonuç olarak taraflarına yapılan eksik ödemelerle ilgili yapıyı tüm zorluklara rağmen tam olarak inşa ettiği ve davacı şirkete teslim ettiğini, davacı şirketin davalı şirkete ......'na ait 185.000,00TL değerinde üç adet çek verdiğini, ilki olan ve ödeme tarihi 03/05/2018 tarihli olan çekin karşılıksız çıktığını, davacı şirket ile yapılan görüşme neticesinde davacı şirketin müvekkilinin iyi niyetini suistimal ederek kendisinden süre talep ettiğini ve bedeli nakit olarak ödediklerini, ancak 03/05/2018 tarihinde yapılması gereken ödemenin 15 gün sonra peyderpey olarak 97.000,00TL önden, 30.000,00TL ve 23.000,00TL sonradan olmak üzere toplamda 150.000,00 TL ödendiğini, bu ödemeden kalan 35.000,00TL'nin ise ödenmediğini, buna rağmen davalı şirketin işi yapmaya devam ettiğini ayrıca iş bedeli olarak verilen 18/05/2018 tarihli ve 01/06/2018 tarihli 185.000,00TL değerindeki çeklerin de karşılıksız çıktığını, müvekkilinin bu iki çeki inşaat malzemesi alabilmek için bu çekleri davalı ...... Şti.'ye ciroladığını, ancak müvekkili şirketle yapılan görüşmelerle bu ödemeleri nakit olarak yapacaklarını, karşılıksız çıkan bonolarla ilgili işlem yapılması halinde TKDK'nın hibe ödemesinin alınamayacağını, şirketlerinin sicilinin bozulacağını söyleyerek müvekkili şirketin ya da malzemenin alındığı ...... Şti.'nin işlem yapmasına engel olduklarını, müvekkili şirketin bu gerekçelerle yaklaşık 45-50 gün oyalandığını ve ödeme yapılmadığını, müvekkili şirketin hibe ödemesiyle alacağını garanti sanarak ve üstlendiği işi zamanında ifa etmek amacıyla inşaatın yapımına kendi mal varlığından 750.000,00TL ödeme yaparak yapım işini devam ettirdiğini, ancak davacı şirketin süreci uzatması karşısında kötü niyetli olduğunu anlayarak geçen bu süreç sonunda inşaatın yapım işini bir müddet durdurmak zorunda kaldığını, zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle sözleşmeyi feshedeceğini bildiren müvekkili şirketin inşaatın yapımını durdurması akabinde kötü niyetli davacı şirketin, müvekkiline yönelik 185.000,00TL değerindeki iki bononun toplamı olan 370.000,00TL değerinde ki ödemeye istinaden; müvekkiline bir araç teslim edeceği, araç satışından sonra kalan bakiyeyi de nakit olarak ödeyeceğini taahhüt ederek yeni bir teklifte bulunduğunu, müvekkilinin bu teklifi mecburen kabul etmek zorunda kaldığını ve 2010 model, ...... plaka sayılı Mercedes GL 350 marka aracı noterden eşi ...... üzerine devraldığını, devirden iki gün sonra da bu aracı malzeme tedarikinde bulunduğu ...... Şti. çalışanı ......'a almış olduğu malzemelerin bedeline karşılık kısmi ödeme saiki ile devrettiğini, aracın devrinden sonra üç ay gibi bir süre beklenildiğini ve daha sonra aracın 218.500,00TL değer ile satılarak nakit paraya çevrildiğini, bu durumda da müvekkilinin 151.500,00TL nakit alacağı kaldığını, ilk bonodan kalan 35.000,00TL bakiye ile araç devrinden kalan 151.500,00TL bakiyenin toplamı neticesinde, müvekkilin sözleşme gereği hibe sonrası alacağı "1.000.000,00TL bedel haricinden" 186.500,00TL sözleşme tarihinden kalan alacağı ortaya çıktığını, iş bedelinin ödenmemesi halinde işin durdurulacağı bildirildiğinde; davacı şirketin müvekkili şirkete FİY olarak belirtilen ve 18.500,00TL değerindeki hayvan yemi teslim ettiğini, müvekkilinin 218.500,00TL alacağa karşılık hayvan yemlerini de satarak 18.500,00TL daha borçtan tahsilatta bulunduğunu, toplamda sonuç itibariyle 168.000,00TL alacağı kaldığını, müvekkilinin bu alacağını hiçbir şekilde tahsil edemediğini, buna rağmen yüklendiği inşaat yapım işini bitirerek davacı şirkete teslim ettiğini, ayrıca davacı şirketin inşaata dökülecek betonu ...... isimli şahıstan aldığını, beton için verdiği çekin karşılıksız çıkması nedeniyle iki ay gibi bir süre inşaat alanına saha betonunu dökülmediğini, bu durumla alakalı müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, tüm bu aksaklıklara rağmen müvekkili şirket ilgili inşaatı 16/03/2019 tarihinde eksiksiz ve tam bir şekilde teslim ettiğini sonuç itibariyle davacı şirket ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşme hükümleri gereğince; inşaat yapım sözleşmesinin zamanında ifa edilememesinin davacı yan tarafın ihmal ve kusurları neticesinde gerçekleştiğini, davacı şirketin ödemeleri eksik ve gecikmeli olarak yaptığını, inşaatın başlaması için gerekli olan saha beton döküm işlemlerini zamanında yapmadığını, müvekkilinin yüklendiği işi zamanında tamamlamak için gerekli olan ödemeleri zamanında alamadığını, bu nedenle gerek 1.800.000,00TL ödemenin 250.000,00TL'ninsi saha betonu için, geriye kalan 1.550.000,00TL'nin 486.000,00TL'sini müvekkil şirkete ödeyerek 1.064.000,00TL ödenmesi gereken bakiye borç kaldığını, davacı şirketin kalan bakiye üzerinden 1.050.000,00TL miktarında ipotek tesisi yapıldığını, ilgili ipoteğin söz konusu yapım sözleşmesinin içeriği olan taşınmaz yapım işi için yapı üzerinden verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Tam ıslah sonucu dava menfi tespit davasıdır. Somut olayda ; Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibinin incelenmesi sonucu; davalılardan ...... Şti. tarafından 05/09/2019 tarihinde dava ve takip konusu her biri 200.000 TL. bedelli 2 adet bonoya istinaden 400.000 TL. asıl alacak, 83.633,33 TL. takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 483.633,33 TL. üzerinden davacı ...... Şti. ile davalılardan ...... ve ...... Şti. ayrıca dava dışı ......, ......, ...... ve ...... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığı belirlenmiştir. Bu takibe dayanak 2 adet bononun incelenmesinde de; bonoların davacı ...... tarafından ...... Şti. lehtar gösterilerek düzenlendiği, ......'ın bonolarda kefil olarak yer aldığı, bonoların tanzim tarihi 16/07/2018 vade tarihlerinin 10/08/2018 ve 20/08/2018 olduğu, bonoların her birinin bedelinin 200.000 TL. olduğu, her iki bononun arkalarında ilk lehtar cirosu kısmında lehtar ...... Şti. ile dava dışı ......'ın cirolarının yan yana bulunduğu, daha sonra ......, sonra ...... cirolarının bulunup, son hamil olarak davalı ...... Şti.'nin kaşe ve imzasının bulunduğu görülmüştür. Her ne kadar, davacı vekili tam ıslah dilekçesiyle her iki bonodaki lehtar cirosu kısmında önce lehtar ...... Şti.'nin cirosunun bulunmadığını, bu nedenle ciro zincirinin kopuk olduğunu, davalıların kötü niyetli hareket ettiklerini beyan ederek, her iki bonodan dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini istemiş ise de; bonoların incelenmesinde yukarıda yazıldığı gibi lehtar cirosu kısmında ilk ciro olarak lehtar ...... Ltd. Şti.'nin kaşe ve imzasının bulunduğu, bu cironun yanına aynı hizaya ......'ın isim ve T.C. ve imzasının yazılmış olmasının ilk cironun lehtara ait olduğu hususunu ortadan kaldırmayacağı, her iki bononun bu şekilde takibe konulmuş olduğu, dolayısıyla takip konusu her iki bonoda ciro zincirinde bozukluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, Yargıtay 12. HD’nin 20/09/2017 gün ve 2016/19381 E. 2017/11051 K. sayılı emsal içtihadına göre de, "6102 sayılı TTK.nun 788/1. maddesi uyarınca, emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çek, ciro ve teslim yolu ile devredilebilir. Çekin emre yazılı veya belirli bir kişi lehine düzenlenmesi halinde, ilk cironun lehtara ait olması gerekir. Lehtarın cirosundan sonra senedi devralan cirantalar yetkili hamil olurlar. TTK'nun 790. maddesinde de; "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir ciroyu diğer bir ciro izlerse bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi getirilmiştir. Lehtarın cirosundan önce başka ciro yapılması ve daha sonra da lehtarın cirosunun bulunması halinde ise, lehtarın cirosundan önceki cirolar yok sayılır. Somut olayda, itiraz eden borçlunun keşideci olduğu, dayanak çekte ilk cironun, alacaklı lehtar ......'a ait olmayıp, ......'a ait olduğu, daha sonra lehtarın cirosunun geldiği, ......'ın cirosundan önce de çizilmiş cirolar olduğu görülmektedir. Çizilmiş ciro yok hükmünde olup ......'in cirosundan önce lehtar cirosu olmadığından ......'in cirosu yok sayılır ve ciro silsilesi içinde yer alamaz. Söz konusu çeki lehtar alacaklı ...... imzalayıp ibraz ettiğinden bu çekten dolayı düzenleyen hakkında takip yapmasına yasal bir engel yoktur." Davacı davalıların kötü niyetli hareket ettiğini de ileri sürmüş ise de; bu konuda herhangi bir yazı delil sunmamış veya herhangi bir ceza soruşturmasına delil olarak dayanmamıştır. Davacı tarafın tam ıslah dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğu belirlendiğinden kendilerine, davalı tarafa borçlarının bulunmadığına dair davalılara yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmuş, kesin süre verilmiş, davacı taraf yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiklerini yazılı olarak beyan etmiştir. Davacının (tam ıslah talebine konu olan) davasını ispat edemediği anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalılar tarafından her ne kadar fer'i nitelikte tazminat talebinde bulunulmuş ise de; davacı lehine bu dava içerisinde tedbir kararı verilmediği ve 2004 s. İİK'nin 72/4. maddesi gereğince davalılar lehine fer'i nitelikte tazminata hükmedilmesinin şartları oluşmadığı anlaşıldığından, davalıların fer'i nitelikteki tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir. Dava, görevsizlik kararı yoluyla Mahkememize intikal etmiş ise de; Yargıtay 15. HD.nin 18.10.2017 gün ve 2016/1777 E. 2017/3491 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, davanın reddi nedeniyle davalılar lehine vekalet ücreti tayin edilecek olması nedeniyle, ayrıca görevsizlik kararından dolayı davalılar vekilleri için davalılar lehine vekalet ücreti tayin edilmemiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davanın ıslah talebi dikkate alınarak KABULÜNE, 24.739,91 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonoların verilme sebebi olan borç ilişkisinin, gereği gibi yerine getirilmediğinden taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona erdiğini, ancak davalıların, bonoları geri vermeleri gerekirken vermediklerini ve müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, takibe konu bonoların süresinde ödeme için ibraz edilmedikleri için müvekkilinin ilgili bonoları ödeme yükümlülüğünün de ortadan kalktığını, borç ilişkisinindeki yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıların kötüniyetli olarak söz konusu bedelsiz bonoları takibe koyduklarını, müvekkili şirket ile dava dışı ...... (......) ve davalı ...... Şti. arasında Isparta/Yalvaç ...... Mah. ... parseldeki 9850 m2 arazide 48 adet süt ineği sağmal hayvan barınağı yapılması için 18.04.2018 tarihinde yazılı sözleşme yapıldığını, sözleşmede belirlenen işlerin 19.04.2018'den itibaren 90 gün içinde inşaat tamamlanarak müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini, müvekkilin ise iş bedeli olarak anlaşılan 1.800.000,00TL'nin 1.000.000,00 TL'si Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'na ödeme talep paketi dosyasının tesliminden sonra en geç 30 gün içinde ödeneceğini, bakiye 800.000,00TL'nin ise 250.000,00TL'sinin peşin ödendiğini, diğer 550.000,00TL için ise 03.05.2018, 18.05.2018 ve 01.06.2018 tarihlerinde 185.000,00TL'şer şeklinde devam eden 3 adet senet verildiğini, işin niteliklere uygun yapılmaması sebebiyle TKDK desteğinin iptal olmasıyla ortada kalan müvekkilinin daha fazla mağdur olmamak maksadıyla inşa işi için gerekli malzemelerin temini için davalı ...... şirketine her biri 200.000 TL bedelli 5 adet evrak verdiğini, bunun haricinde de bir adet aracın davalı ...... şirketinin piyasadan demir alıp işi yapabilmesine karşılık davalı ...... şirketine verildiğini, fakat ...... şirketinin bu aracı kendi üzerine almayıp dolaylı yoldan başka kişiler üzerine aldığını, davalı ...... yetkilisinin bir süre sonra evraklarla işin yürümediğini, evrakla mal alamadığını, ek teminat olarak da demirciye ipotek verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine zor durumda olan inşaatını tamamlayamayan müvekkili şirketin önce davalı ...... şirketi çalışanı ...... isimli muhasebe sorumlusuna ve akabinde de davalı ...... yetkilisi ...... lehine ipotek tesis ettirmek zorunda kaldığını, davalıların önce bu ipoteklerin teminat olduğunu söylediklerini, akabinde kötü niyetle hem ipoteği paraya çevirdiklerini hem de bonoları tahsile koyarak mükerrer tahsilat yapmaya çalıştıklarını, ayrıca huzurdaki davada bonoların ödeme için ibraz süresinin geçtiğini, takibe ve davaya konu bonoların vadelerinin 10.08.2018 ve 20.08.2018 şeklinde olduğunu, bonoya uygulanacak hükümleri düzenleyen Türk Ticaret Kanunu'nun 778. maddesinde "Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe; Ödeme hakkındaki 708 ilâ 712 hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir." Ödeme amaçlı ibrazı düzenleyen TTK m. 708 uyarınca "Belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek bir poliçenin hamili, poliçeyi ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraz etmelidir." şeklinde hüküm bulunduğunu, davalıların ise Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 05.09.2019 tarihinde takibe başladıklarını senet metninden de açıkça anlaşılacak nitelikteki zamanaşımı defisi ile de davacının söz konusu bononun borçlusu olamayacağını, gerekçeli kararda yalnızca ciro zincirlerinin kopuk olduğuna ilişkin itirazlarının değerlendirildiğini, asıl borç ilişkisinin var olmadığına ilişkin itirazlarına yönelik bir değerlendirme yapılmayarak dosyaya sunulan tüm delillere rağmen mahkemece gerekçesiz şekilde davanın reddedildiğini belirterek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; eser sözleşmesinden ve kambiyo hukukundan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Eldeki davada takip alacaklısı olan ......'ne karşı talep kambiyo hukukundan kaynaklanmakta olup diğer davalılara karşı talep ise eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Öncelikle takip alacaklısı ......'ne karşı ikame edilen dava yönünden yapılan incelemede; dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın dayandığı gerekçeye göre davaya konu kambiyo senetlerinin ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, bononun zamanaşımına uğramadığı ve takip alacaklısının kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Temel ilişkiden kaynaklı olarak diğer davalılara karşı ikame edilen dava yönünden incelemede; davacı iş sahibi şirket ile davalı yüklenici ...... arasında 18/04/2018 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirkete ait Isparta ili, Yalvaç İlçesi, ...... Kasabasında buluna ... Parsel sayılı taşınmaz üzerine TKDK destekli 48 adet büyükbaş süt ineği sağmal hayvan barınağı yapılması işine yönelik olarak eser sözleşmesi akdedildiği ve iş bedelinin götürü bedelli olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı iş sahibi şirket davalı yüklenici tarafından işin yarım bırakıldığı ve iş bedeli olarak davalı yüklenici şirkete 844.692,83 TL iş bedeli ödediğini iddia etmektedir. Sözleşmede kararlaştırılan iş tamamlanmamış olsa dahi yüklenicinin işe devam etmemesi ya da iş sahibince devam ettirilmemesi halinde yüklenici işi tamamlamamasına rağmen gerçekleştirdiği kısmın bedelini, iş sahibinden talep edebileceğinden, işin tamamlanan kısmının bedeli belirlenip, davacıya fazla yaptığı ödeme miktarının iadesi gerekmektedir. Sözleşmede iş bedeli toplam olarak kararlaştırıldığından götürü bedellidir. Götürü bedelli sözleşmelerde 6098 sayılı TBK’nın 480 ve devamı maddelerine göre yüklenici işi götürü bedelle yapmak zorundadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında götürü bedelli işlerde işin tamamının yapılmamış olması halinde hakedilen bedelin; gerçekleştirilen imalâtın, işin tamamına göre fiziki oranının tespit, ve bu oranın götürü bedele oranlanmak suretiyle hesaplanacağı kabul edilmektedir. Mahkemece davalı yüklenici şirket ve davalı yüklenici şirketin temsilcisi yönünden eser sözleşmesine konu iş nedeniyle iş bedeli alacağının miktarının tespitine ilişkin araştırma yapılmamıştır. Mahkemece yapılması gereken; davalı yüklenici şirket tarafından işin tamamlanan kısmının fiziki oranının tespitinden ibarettir. Yerleşik yargı kararlarına göre; işin tamamlanma oranının tespiti fenni olarak ve fiilen yapılan işin teknik seviyesinin belirlenmesi gerekir. Yüklenicinin işten el çektiği tarih ihtilaflı ise yüklenicinin işi bıraktığı tarihteki delil tespiti veya buna yönelik gönderilen ihtarnameler gibi yazılı deliller ışığında yüklenicinin fiilen yaptığı işlerin belirlenmesi gerekir. Bu noktada sözleşme ile kararlaştırılan işin tamamı 100 puan kabul edilerek, öncelikle her bir iş kaleminin bütünde yüzde kaç oranı işgal ettiği belirlenmeli, akabinde her bir iş kaleminin fiilen teknik ve fenni olarak kaçta kaçının tamamlandığı hesap edilmelidir. (Örneğin konut içi dekorasyon yapım işine dair bir eser sözleşmesinde bilirkişiler tarafından işin tamamı gözetilerek "duvar kağıtları %20- zemin döşeme %40 - mutfak dolapları %40 orana isabet etmektedir" şeklinde öncelikle her bir iş kaleminin bütün iş içinde işgal ettiği oranlar tespit edilmelidir. Akabinde fenni ve teknik incelemelere istinaden "duvar kağıdı döşeme işinin yarısı imal edildiğinden duvar kağıdı işi yönüyle 20/2'den %10 oranda işin yapıldığı kabul edilmeli ve her iş kalemi için bu şekilde ayrı ayrı tamamlanma yüzdeleri üzerinden neticede toplam işin tamamlanma oranı bulunmalı ve bu oran götürü bedele uyarlanarak, tamamlanan iş bedeli bu şekilde hesaplanmalıdır.) Bu yönteme göre belirlenen fiziki oran taraflarca kararlaştırılan iş bedeline oranlanarak davacı iş sahibi şirket tarafından yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra yüklenici şirketin hak edeceği iş bedelinin belirlenmesi ve varsa davacının borçlu olmadığı tutarın hüküm altına alınması gerekir. Mahkemece eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6.maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/05/2024 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.20/11/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır. ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸